Unilever ürünleri 1.5 milyar km yol kat ediyor

“Sürdürülebilirlik, kurulduğumuz günden bu yana DNA’mızda yer alan bir olgu” diyen UnileverTürkiye, İsrail, Orta Asya ve İran Tedarik Zincirinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Nihal Temur, açıkladıkları Sürdürülebilir Yaşam Planı’na göre düşük emisyonlu araçlar kullanarak, alternatif taşıma modlarını devreye sokarak ve enerji verimliliğini artırarak 2020 yılına kadar global lojistik ağlarındaki CO2 salımını 2010 seviyesinde tutmayı amaçladıklarını vurguluyor.





nihal_temur_unilever2010 sonunda açıkladığı "Sürdürülebilir Yaşam Planı" ile çevreye ilişkin çok önemli bir adım atan Unilever, bu planla sadece üretimden kaynaklanan çevre sorumluluğunu üstlenmiyor, konuya lojistiği de dahil eden çok geniş bir perspektifle yaklaşıyor. Planda, lojistik alanda yeşil projeler başı çekiyor. Unilever Türkiye, İsrail, Orta Asya ve İran Tedarik Zincirinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Nihal Temur, “Sürdürülebilirlik Unilever olarak bizim kurulduğumuz günden bu yana DNA’mızda yer alan bir olgu” diyor. Lojistiğin, çevresel ayak izinin azaltılmasının sağlanabileceği en önemli alanların başında geldiğini vurgulayan Temur, “Global olarak amacımız; 2020 yılına kadar global lojistik ağımızın CO2 salımı, üretim hacminin artmasına karşın 2010 seviyesinde ya da daha düşük olmasını sağlamak. Bu da CO2 verimliliğinde %40 iyileşme anlamına geliyor. Bu hedefe kamyonların kat ettiği yolu azaltarak, daha düşük emisyonlu araçlar kullanarak, demiryolu ya da denizyolu gibi alternatif ulaşım biçimlerini devreye sokarak ve depolarımızdaki enerji verimliliğini artırarak ulaşacağız” diyor.

SÜRDÜRÜLEBİLİR YAŞAM PLANI OLUŞTURDU
Öncelikle Unilever’in sürdürülebilirlik stratejisi hakkında bilgi verir misiniz?
Gelecek nesillerin daha yaşanabilir bir dünyada refah içinde hayatlarını sürdürmeleri, bugün Unilever’in üzerinde kararlılıkla çalıştığı en önemli hedeflerden biri olarak yer alıyor. Biz de sürdürülebilir yaşamı bütün yapılanmasına entegre eden bir şirket olarak, tüm faaliyetlerimizi bu hedef doğrultusunda gerçekleştiriyoruz. Bu çerçevede, çevreye bıraktığımız ayak izini küçültmek için tüm kararlılığımızla çalışmaya devam ediyoruz. Ar-Ge çalışmalarımızı bu kapsamda yürütüyor, hammaddelerimizi sürdürülebilir olarak tedarik etmek için önemli adımlar atıyor ve insanların sağlık ve esenliklerini artırmak için harekete geçmelerine yardımcı oluyoruz.
Öte yandan sürdürülebilirliğin, Unilever olarak bizim kurulduğumuz günden bu yana DNA’mızda yer alan bir olgu olduğunu söyleyebilirim. Tarihimiz boyunca toplumsal ihtiyaçlara çözüm getirmek amacıyla çalıştık. Bu anlamda bizim şirket olarak çok uzun yıllar önce benimsediğimiz bir felsefenin, bugün giderek yaygınlaşmasından büyük bir mutluluk duyuyoruz. Ancak Unilever olarak, bu konuda ayrıştığımız çok önemli noktalar olduğunu düşünüyorum. 2010 yılında kamuoyuna duyurduğumuz Unilever Sürdürülebir Yaşam Planımız üretim tesislerimizdeki su kullanımı ve atık yönetiminden sürdürülebilir kaynaklardan hammadde tedarik etmeye, markalarımızın reklamlarda tüketicilere verdiği mesajlardan ürünlerimizde gerçekleştirdiğimiz inovasyonlara kadar pek çok konuya yön veriyor.

“Sürdürülebilir Yaşam Planı” kapsamında temel hedefleriniz neler?
Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planımız, işimizi iki kat büyütürken, ürünlerimizin çevresel etkilerini yarıya indirecek, bir milyardan fazla insanın sağlık ve esenliklerini artırmak için harekete geçmesine yardımcı olacak, tarımsal hammaddelerimizin 0’ünü sürdürülebilir bir şekilde tedarik etmemizi zorunlu kılacak 3 hedef üzerine kurulu. Aldığımız ödüller, bu yöndeki yaklaşımımızın kamuoyundan takdir gördüğünün önemli bir kanıtı. 1975 yılından bu yana OMO dahil Türkiye’nin birçok lider temizlik ve kişisel bakım markasının üretimini gerçekleştirdiğimiz Lever Elida Gebze Fabrikası, üretimde mükemmelleşme çabalarının karşılığını rekor bir sürede aldı. 2000 yılında TPM (Toplam Üretken Bakım Yönetimi) modelini benimseyen Lever Elida Gebze Fabrikası, her yıl tüm dünyada TPM modelini kullanarak üretkenliğini, verimliliğini ve çalışan memnuniyetini en çok artıran fabrikalara verilen TPM Mükemmellik Ödülü’nü almaya hak kazandı. Böylece 3 yıl içinde dünyanın “mükemmel” fabrikaları arasına girdi.
Unilever olarak benimsediğimiz sürdürülebilirlik yaklaşımı, halen devam etmekte olan yatırımlarımıza da ilham veriyor. 2011 yılında Konya’da temelini attığımız ve geçtiğimiz günlerde üretime başlayan Algida fabrikamızda da bu anlayışın önemli izleri var. Konya, Algida Fabrikası Unilever için büyük önem taşıyor. Çünkü bizim çalışma biçimimizin özünü oluşturan Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planı’nın somut örneklerinden biri. Yeni fabrikamız çevreye duyarlılığıyla bir ilke imza atarak, dünyanın ilk ‘LEED’ sertifikalı çevre dostu dondurma fabrikası olacak. Ofisleri, deposu ve tüm üretim alanları LEED kapsamında olacak bir fabrika tasarladık. Yeni fabrikamız tasarımıyla da özel bir fabrika. Çünkü Unilever’in bundan sonra inşa edeceği fabrikaların inşa ve tasarım standartlarını gösteren örnek dondurma fabrikası olma niteliği taşıyor, bir başka deyişle bundan sonra dünyanın çeşitli yerlerinde kurulması planlanan Unilever dondurma fabrikaları Konya Fabrikası standartlarında yapılacak.

HER YIL AYAK İZİNİ %5 KÜÇÜLTECEK
Lojistik alandaki iyileşmeyi nasıl sağlayacaksınız?
CO2 verimliliğinde global ölçekte 2010 yılından bu yana ’luk bir iyileştirme sağladık. 2012 yılında, bir önceki yıla göre, tüm dünyada CO2 verimliliğinde %7’lik iyileşme ve CO2 salımında %7’lik mutlak bir azalma elde ettik. Nakliye işlemlerimizden kaynaklanan sera gazı salımını azaltma öngörümüz, ürünlerimizi fabrikalarımızdan piyasaya sürmeyi kapsıyor. Her yıl mallarımızı tüm dünyada 1,5 milyar kilometrenin üstünde bir mesafe boyunca taşıyoruz. Bu rakam, ayda 2000’den daha fazla sefer gidip gelmekle eşdeğerdir. Ölçeğimizi, operasyonel verimi ciddi anlamda artıracak olan dağıtım üsleri oluşturarak geliştiriyoruz. Türkiye’de kaydettiğimiz ilerlemelerden örnek vermek gerekirse, 2012 yılında lojistik operasyonumuzda araç kapasite kullanımımızı artırarak CO2 salımını %7,2 oranında azaltmayı başardık. Bu azaltım sayesinde 500 ton CO2 salımını önledik. Hedefimiz ise Türkiye operasyonunda her yıl karbon ayak izimizi %5 azaltmak.
Unilever olarak iddialı sürdürülebilirlik hedeflerimizi tek başımıza gerçekleştirmemiz elbette çok güç. Değer zincirinin tümünde birlikte çalıştığımız paydaşlarımızın bu konudaki katkısı azımsanamaz. Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planı kapsamında 2020 için belirlediğimiz üretimdeki artışa rağmen CO2 salımımızı 2010 seviyesinde tutma hedeflerimize ulaşmak için tedarikçilerimizle işbirliği yapmamızın önemi daha da artıyor. Bu kapsamda altyapı sağlayıcılarımız ve operatörlerimiz ile yaptığımız anlaşmalara sürdürülebilirlik konusundaki iş prensiplerimizi de dahil ediyoruz. Unilever olarak bizimle sürdürülebilirlik vizyonunu paylaşan tedarikçilerle aynı yolda yürüyor ve bu kapsamdaki çalışmalarımızı büyük bir kararlılıkla sürdürüyoruz.

Lojistik partner seçiminizde sürdürülebilirlik nasıl bir rol oynuyor?
Sahip olduğumuz değerlerimiz işimizi nasıl yapmamız gerektiği konusunda bize yol gösteriyor, düşünme ve hareket etme biçimimizi şekillendiriyor. Bir şirket olarak başarılı olabilmek için, bu ortak değerleri günlük iş hayatımıza da uygulamamız gerekiyor. Bu noktada, işbirliğinde bulunduğumuz kurumlar da bizim için çok kritik. Tedarikçilerimizin ve paydaşlarımızın da büyük bir kararlılıkla benimsediğimiz sürdürülebilirlik anlayışını paylaşmasının büyük önem taşıdığının bilincindeyiz. İş ortaklarımızı seçerken, bizimle aynı değerleri taşımaları en önemli kriterlerimizden birini oluşturuyor.

Unilever’in çevreci yol haritasında hangi başlıklar yer alıyor?
Unilever olarak kurumsal amacımız, şirketimizi iki kat büyütürken çevresel ayak izimizi yarıya indirmek ve pozitif sosyal etkimizi artırmak. Bu aslında tüm faaliyetlerimizi, iş yapış biçimimiz olarak kabul ettiğimiz sürdürülebilirlik anlayışımızla gerçekleştirdiğimiz ve gelecekte de bu şekilde ilerleyeceğimizi gösteriyor. Çevre yatırımları açısından değerlendirdiğimizde ise ülkemizde çevre yatırımlarının, sosyal sorumluluk projesi gibi algılandığını ve bu yatırımların pahalı olduğu gibi bir genel kabulün olduğunu görüyoruz. Biz yaptığımız çalışmalarla ve elde ettiğimiz sonuçlarla Unilever olarak bu önermenin tersini ortaya koyuyoruz. Düşünülenin aksine, çevre yatırımı ucuzdur diyebiliriz. Çünkü elektrik ve su tüketiminin yanısıra atıklar azalmakta ve yapılan işin verimi artmaktadır. Ek olarak maliyetler de düşmektedir. Biz Unilever olarak çevreye yaptığımız yatırımların %90’ının 4 yıl içinde geri döndüğünü görüyoruz.
Bütün bu nedenlerle iş yapış biçimimiz olarak kabul ettiğimiz sürdürülebilirlik çerçevesinde yeşil ve çevreci lojistik konularında da çalışmalarımıza ara vermeden devam edeceğiz.

SÜRDÜRÜLEBİLİR YAŞAM PLANI
UNILEVER’E NELER KAZANDIRDI?
- Son iki yılda tedarik zincirimizde, sürdürülebilirlik projeleriyle 10 milyon TL’den fazla tasarruf sağlandı,
- Karbondioksit (CO2) salımı %68, su tüketimi %51, toplam atık oluşumu %92 oranında azaltıldı,
- Kullandığımız ambalaj malzemesini yıllık 577 ton azalttık,
- Gebze ve Algida fabrikaları su geri kazanım projeleriyle bir yıllık süre zarfında, bir tonluk üretim için kullanılan su miktarını oranında bir başka deyişle 60 bin ton azalttı,
- Gebze fabrikasında Ters Osmoz sisteminin kurulmasıyla yılda 50 bin ton su geri kazanıldı. Soğutma suyu sistemini pompalamak için çevrimiçi bir izleme sistemi kurularak, pompa soğutma işlemi için yılda 8.000 m3 su tasarrufu sağlandı,
- Unilever’in dünya çapında 2012 itibarıyla ‘sıfır atık’ olan 130 fabrikası arasına, Türkiye’deki Algida, Çorlu, Besan ve Gebze fabrikaları da girdi.

 





SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz