Maersk tam zamanında teslimatlarıyla otomotivin ruhuna uyuyor

Maersk Line, otomotiv lojistiğinde sektörün hız ruhuna uygun çözümlerle büyüyor. ‘Just in Time’ çalışan sektörde teslimatta yaşanan ufak bir gecikmenin üretim bandının durması gibi büyük sorunlara yol açabildiğine dikkat çeken Maersk Line Karadeniz Ülke Grubu Genel Müdürü Tom Gronnegaard Knudsen “Sektörün tam zamanında teslim ihtiyacı, bizim hizmet felsefemize tam uyuyor” diyor.





maersk_thomasMaersk Line, 600’den fazla gemisi 130 ülkedeki acenta ağı ile dünyanın bir  numaralı konteyner deniz taşımacılığı hattı. Bu yapı sayesinde müşterilerine dünyanın neresine olursa olsun hizmet sağlayabildiklerini belirten Maersk Line Karadeniz Ülke Grubu Genel Müdürü Tom Gronnegaard Knudsen, “Global ticarette fırsatlar yaratıyoruz” sloganlarının da bunu desteklediğini söylüyor. Maersk Line olarak, Toyota, Honda, Hyundai, Ford başta olmak üzere, tüm ana üreticiler ile işbirliği içinde olduklarını belirten Knudsen, otomotiv lojistiğinde ‘tam zamanında teslim’ anlayışıyla bir adım öne çıktıklarını söylüyor. Drewry raporlarına göre tam zamanında varış oranında dünya sıralamasında ilk sırada yer aldıklarını söyleyen Knudsen, “Just in Time çalışan sektörde teslimatta yaşanan ufak bir gecikme üretim bandının durması gibi büyük maliyetlere sebep olabilmektedir. Sektörün tam zamanında teslim ihtiyacı bizim hizmet felsefemize tam uyuyor” diyor.

SERVİS ROTALARIMIZI
İHTİYAÇLARA GÖRE OLUŞTURDUK
Otomotiv endüstrisinin önde gelen markalarının lojistikte çözüm ortağı olan Maersk Line’nin sektöre sunduğu hizmetlerden söz eder misiniz?
Türkiye’nin ihracattaki lokomotif sektörü olan otomotiv, başta motor olmak üzere, çoğu yedek parçasını ithal ediyor. İhracatın büyük bir bölümü Ro-Ro gemileri ile yapılırken, konteyner taşımacılığı ise daha çok kısa mesafe (shortsea) dediğimiz destinasyonlarda, yüklemelerin az olduğu veya Ro-Ro servislerinin olmadığı bölgelerde tercih ediliyor. Maersk Line olarak uzak deniz (long sea) yollarına hizmet verdiğimizden daha çok ithalat ayağında sektör ile entegre çalışmaktayız. Bildiğiniz üzere çoğu ülkede olduğu gibi Türkiye'de de tekstilden, otomotive birçok sektörün kümelendiği görülüyor. Otomotiv sektörü de ülkemizde yedi ana üretici ve tedarikçi yan sanayileriyle Marmara Bölgesi’nde faaliyet gösteriyor. Bu durum Marmara Bölgesi’ni Türkiye dış ticaretinde önemli bir aktör konumuna getiriyor.
Maersk Line olarak Gebze, Adapazarı ve Kocaeli’deki yerleşik üreticilere daha iyi hizmet verebilmek için ilk Gebze bölgesini uğrak yapan hat konumundayız. Otomotiv üreticilerinin gereksinimleri doğrultusunda pazarda bir ilki gerçekleştirerek, Uzakdoğu’dan yine bu bölgeye düzenli konteyner gemi servisi açan yine Maersk Line’dır. Yine bir ilk olarak Hindistan-Gebze arasında direkt konteyner gemi servisini başlatmış durumdayız. Tüm bu çözümleri sunarken otomotiv sektörü ile tam bir iletişim halinde kaldık ve ihtiyaçları doğrultusunda servis rotasyonları oluşturduk. Ayrıca müşterilerimiz ile süregelen iş akışının iyileştirilmesi konusunda özel projeler geliştirirken, sürece dahil olan liman işletmeleri, gümrük müşavirleri ve nakliyecileri kapsayan akışta yer alan tüm birimler ile ortak çalışmalar yapıyoruz. Örnek vermek gerekirse, Hyundai ve Evyap Limanı ile yaptığımız ortak çalışma sonucu ithal konteynerlerin limandan çekilme süreci hızlandırılmış ve taraflara maliyetlerinin azaltılması ile ilgili büyük kazançlar sağlamıştır.

Maersk Line, hizmetleriyle nasıl fark yaratıyor? Otomotiv sektörüne hangi avantajları sağlıyor?
“Just in Time” çalışan sektörde teslimatta yaşanan ufak bir gecikme üretim bandının durması gibi büyük maaliyetlere sebep olabilmektedir. Sektörün tam zamanında teslim ihtiyacı bizim hizmet felsefemize tam uymaktadır. Burada kendi verilerimizden ziyade bağımsız araştırma kuruluşu Drewy ölçümleri üzerinden konuşmak daha doğru olacak. Drewy, her çeyrek 25 ticaret koridorunda 3 bin 500’e yakın gemi varışını incelemekte ve raporlamaktadır. Bu raporlara göre, 2006 yılından günümüze Maerk Line olarak iki çeyrek hariç hep ilk 3. sırada yer aldık. 28 çeyrekte
18 kere 1. sırada yer alan şirketimiz, tam zamanında varış oranını son 5 yılda %60’lardan %90’a çıkardı. Bu sektör ortalamasının üstündedir. Şirketimiz sektörde lider olmanın sorumluluğuyla tam zamanında varış hedefini hep ön planda tutarak, diğer hatları peşinde sürükledi ve sektör ortalamasının %75-80’lere çıkmasına ön ayak oldu. Bu da şirketimizin otomotiv sektörü içinde farkındalığının artmasında büyük rol oynamaktadır. Yukarıda bahsettiğim bu veriler şirketimizin bu konuda ne kadar istikrarlı olduğunun başka bir kanıtıdır.

FIRSATLARI GÜÇ BİRLİĞİYLE
KAZANIMA DÖNÜŞTÜRECEĞİZ
Maersk Line için otomotiv sektörü nasıl bir öneme sahip? Bu oranın önümüzdeki dönemlerde artırmaya yönelik gündeminizde neler var?
Otomotiv sektörü toplam ciromuz içersinde %6’lık bir paya sahip. Genellikle çalışmalar yıllık bazda yapıldığı için önümüzdeki sürecin neler getireceğini tahmin etmek oldukça güç. Ancak hiç şüphesiz dünya ekonomisindeki yaşanan olumlu veya olumsuz gelişmelere paralel olarak sektörün toplam ciromuzdaki payı değişme gösterecektir. Şu anda baktığımızda Avrupa’ya olan ihracat maalesef o bölgede yaşanan resesyon yüzünden düşme trendinde. Bu durum karşısında otomotiv sektörünün göstereceği reaksiyona göre bizim de kendi pozisyonumuzu almamız gerekiyor. Yeni pazarlar, yeni modeller her zaman bir fırsat olarak bizim karşımıza çıkacaktır. Bunu sektör ile iyi iletişim ve güç birliği ile fırsata dönüştüreceğimiz kanısındayım.

FİLOSUNU YEŞİLLENDİRİYOR
Maersk Line, “yeşil lojistik” alanında ne tür çalışmalar yürütüyor? Karbon emisyonunuzu azaltmaya yönelik attığınız adımlardan söz eder misiniz?
Günümüzde şirketler, taşımalarında çevreyi koruma kriterlerini giderek artırmaktadır. Buna bağlı olarak yeni gelişen “Yeşil Lojistik” kavramı yavaş yavaş konteyner hatlarının da gündeminde yer almaya başladı. Bu gelişmelere paralel olarak bizde sürdürülebilir gelecek için çalışmalarımıza tüm hızla devam ediyoruz. Şu anda konteyner taşımacılığı sektöründe Maersk Line rakiplerine oranla daha az karbon salımı ile bu alandaki liderliğini sürdürmektedir. Sürdürebilir gelecek için tüm teknoloji ve yatırımlarımızı seferber ederek, “Triple-E” adı verilen en son teknoloji kullanılarak tasarlanmış, konteyner taşımacılığında devrim yaratacak, dünyanın en büyük ve karbon salımı en düşük 20 geminin siparişini geçtiğimiz yıllarda vermiştik. Bu gemilerin kapasitesi, bugüne kadar üretilmiş en büyük gemi olan ve yine Maersk Line’nın sahip olduğu Emma Maersk tipi gemilerden daha fazla, tam 18 bin TEU. Gemilerden ilkini geçtiğimiz ay denize indirdik. Bu gemiler, eşsiz dizaynı ve egzoz gazını ekstra enerji üretilmesi için tekrar kullanan en son teknolojisi ile enerji verimliliğini en üst seviyede kullanarak taşımalarda konteyner başına karbon salım oranını %50 azaltacak.
Maersk Line olarak karbon salınım oranı¬mızı son 5 senede %25 azalttık. Bu başarı bizi daha çok kamçıladı ve 2007- 2020 hedefimizi %40 azaltmak olarak revize ettik. Tedarik zincirinde CO2 salımının düşürülmesi, sektör ortalamasında konteyner başına daha az tüketim sağlama avantajı sağlamamız tüm sektörler gibi otomotiv sektörü için de büyük bir kazanım olacaktır.


 





SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz