e
Banner

Armatörler koster yenileme projesinin finansmanla ete kemiğe bürünmesini bekliyor
KOSDER Yönetim Kurulu Başkanı Neslihan Torlak, Türk koster filosunun artan maliyetler, yakıt fiyatları ve çevresel regülasyonlar nedeniyle kritik bir dönüşüm sürecinde olduğunu belirterek, “Koster tonajının yenilenmesi, yalnızca rekabet gücünün korunması için değil, bölgede jeopolitik navlun hakimiyeti kurulması için de acil bir gerekliliktir. Bu dönüşüm, kamu ve özel sektörün birlikte hareket etmesiyle hızla hayata geçirilmelidir” dedi. Torlak, sürecin hayata geçmesinde en kritik unsurun finansman olduğunu ve armatörlerin projenin ete kemiğe bürünmesini beklediğini vurguladı.




kosderTürk koster filosu, dünya genelinde Çin’in ardından ikinci sırada yer alırken Karadeniz ve Akdeniz’de güçlü bir hakimiyet sürdürüyor. Bugün itibarıyla Türk koster filosunun küresel denizyolu taşımacılığındaki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Küresel ekonomik ve siyasi krizler ile savaş durumlarında tedarik zincirinin sürdürülebilirliği açısından bu tonajın önemli bir bölümünü yöneten Türk koster armatörleri adeta can simidi görevi üstleniyor. Tonaj ve gemi adedi bakımından güçlü bir yapıya sahip olan filomuz, gemi bakım-onarım başta olmak üzere denizciliğin yan sektörlerine de katma değer sağlamaya devam ediyor.
Türkiye geçmişten günümüze denizciliğin tüm alanlarında olduğu gibi koster taşımacılığında da önemli bir mesafe kat etti. Karadeniz ve Akdeniz’de faaliyet gösteren yaklaşık 2.000 koster gemisinin 800’den fazlasının Türk sahipli olması, ülkemizin bölge ülkelerine kıyasla ciddi bir üstünlük sağladığını ortaya koyuyor. Bunun yanı sıra koster armatör ve işletmecilerinin oluşturduğu ticari ağ ve güçlü ilişkiler de Türk koster filosunun bölgedeki hakimiyetini pekiştiriyor. Ortalama yüzde 40’a yakın bir paya sahip olan Türk kosterleri, hem ülke ve bölge ekonomilerine hem de istihdama önemli katkı sunuyor. Aynı zamanda Türk armatör ve işletmecilerinin dünyaya açılan kapısı niteliğini taşıyor. Taşıma kapasitesi büyük tonaj gemilere göre daha düşük olsa da kosterler, Karadeniz/Akdeniz ve Avrupa’da “Bölgenin yükünü taşıyarak” sektörün saygınlığını arttırmanın yanında ülkelere hatırı sayılır ekonomik girdi sağlıyor. Köklü bir geçmişe sahip olan kosterler, aynı zamanda armatör ve işletmecilerin deniz ticaretindeki başlangıç noktası olmakla beraber büyümelerinin de önünü açıyor. 
 
FİNANSAL MEKANİZMADA DÜZENLEME VE TEŞVİK BEKLENTİSİ
Ortalama yaşı 25’in üzerinde olan koster filosunun yenilenmesi uzun süredir sektörün gündeminde. Bu süreçte karşılaşılan en temel sorunlar nelerdir? Koster yenileme projesinde gelinen son durum hakkında bilgi verebilir misiniz?
Koster Armatörleri ve İşletmecileri Derneği (KOSDER), kuruluşundan bu yana projenin öncülüğünü yaparak konuyu sektör gündeminin üst sıralarına taşımıştır. İMEAK Deniz Ticaret Odası (DTO) çatısı altında yürütülen çalışmaların uygulanabilir hale gelmesi için hem DTO yönetimi hem de KOSDER idari düzeyde girişimlerini sürdürmektedir.
Bu noktada ekonomik koşullar, yaşı 26’nın üzerine çıkan Türk koster filosunun yenilenmesinde en belirleyici unsur olarak öne çıkıyor. Piyasalardaki iyileşmeye rağmen, devlet desteği ve uygun finansman koşulları olmadan projenin hayata geçmesi zor görünüyor. Mevcut yaş ortalaması; yakıt verimliliği, çevresel regülasyonlara uyum ve operasyonel maliyetler açısından ciddi dezavantaj yaratmaktadır. Bu durum artık yalnızca teknik değil, doğrudan rekabet gücünü etkileyen stratejik bir konu haline gelmiştir.
28 Nisan 2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Hurdaya Ayrılan Türk Bayraklı Gemilerin Yerlerine Yeni Gemi İnşa Edilmesinin Teşvikine Dair Yönetmelik” bu anlamda önemli bir adım olarak görülmektedir. Teşvik mekanizmasının devreye girmesiyle bazı armatörlerin süreçten yararlanmaya başladığı da görülmektedir. Diğer yandan, idaremizin ortaya koyduğu iyi niyetli yaklaşım; projede daha belirleyici adımların atılacağı yönünde bizlerin ümitvar olmamızı sağlıyor. Son olarak; KOSDER’in kuruluş amaçlarından birisi olan bu milli projenin denizciliğimize kazandırılması için gereken çabayı önümüzdeki süreçte de göstereceğimizi özellikle belirtmek istiyorum. Bugün sektörün en kritik ve ertelenemez konusu, KOSDER öncülüğünde gündemde olan koster tonajının yenilenmesidir.
 
Küresel enflasyon, artan yakıt ve sigorta maliyetleri ile finansmana erişimde yaşanan zorluklar Türk armatörleri doğrudan etkiliyor. Bu tablo, Türk sahipli koster filosunun rekabet gücünü nasıl etkiliyor? Yabancı armatörlerin artışı bu süreci nasıl şekillendiriyor?
En sert ve hızlı etki sigorta tarafında yaşandı. Savaş riski primlerinde kısa sürede ciddi artışlar görülürken, teminat koşulları da daraltıldı. Bu durum yalnızca riskli bölgeleri değil, daha geniş bir coğrafyada navlun oluşumunu ve kiralama kararlarını etkiliyor. Koster segmentinde yakıt, operasyonel maliyetlerin en büyük kalemini oluşturuyor ve son dönemdeki artışlar kârlılığı doğrudan baskılıyor. Özellikle spot piyasada navlunların bu maliyet artışlarına gecikmeli uyum sağlaması kısa vadede negatif marj riskini beraberinde getiriyor. Bu nedenle vadeli yakıt kontratları ve opsiyon bazlı hedging uygulamaları daha fazla önem kazanıyor. Operasyonel planlama tarafında ise sektör artık tek senaryolu hareket etmiyor; alternatif liman, alternatif bunker, alternatif sigorta ve farklı sefer planlamalarıyla çok katmanlı bir yapı zorunlu hale geldi. Bu durum, lojistiğin artık yalnızca taşıma değil aynı zamanda risk yönetimi olduğunu gösteriyor. Yabancı ve köklü uluslararası firmaların artışı rekabeti yoğunlaştırsa da Türk koster taşımacılığı bölgedeki tecrübesiyle bu rekabeti karşılayabilecek güçte. Ancak özellikle yaşlı ve yakıt verimliliği düşük gemiler için rekabet koşulları giderek daha zor hale geliyor. Dezavantajımız yaşlı filomuzdur ve yenileme konusunda radikal adımlar atılması gerekmektedir. Hem işletmeciler açısından hem ülkemizin ticari girdileri açısından ertelenemeyecek bir öncelik arz etmektedir.
 
NAVLUN PİYASASINDA MALİYET BASKISI VE DALGALI SEYİR
2025 yılına navlun fiyatlarındaki düşüş ve arz fazlasıyla girildiği görülüyor. İstanbul Navlun Endeksi’ndeki gerileme de bu tabloyu destekliyor. Önümüzdeki dönemde koster piyasasında nasıl bir seyir bekliyorsunuz?
Navlun piyasasında bugün çok net bir şekilde maliyet baskısı ile talep kırılganlığının aynı anda çalıştığı bir yapı görüyoruz. Yakıt ve sigorta maliyetleri navlunları yukarı iterken, yük tarafı bu artışı aynı hızda absorbe edemiyor. Bu da piyasada dengelenme yerine dalgalı bir seyir yaratıyor. Baltic Dry Index’in 2.000 puan bandında seyretmesi, piyasanın tamamen zayıf olmadığını ancak oynaklığın arttığını gösteriyor. Koster segmentinde tonaj kaybolmuş değil; ancak doğru gemi–doğru yük–doğru maliyet dengesi her zamankinden daha kritik hale gelmiş durumda. Özellikle Karadeniz ve Marmara hattında bunker maliyetlerindeki artışın navluna doğrudan yansıdığı görülüyor. Bu da navlundaki hareketin büyük ölçüde talep değil maliyet kaynaklı olduğunu ortaya koyuyor.
Bu nedenle sektör oyuncuları daha temkinli, seçici ve esnek bir döneme girmiş durumda. Türk koster filosu açısından bu süreç hem fırsatlar hem de dönüşüm ihtiyacını beraberinde getiriyor. En rasyonel yaklaşımın agresif büyümeden ziyade gelişmeleri yakından izleyen, riskleri dağıtan ve gerektiğinde hızlı pozisyon alabilen “bekle ve gör” stratejisi olduğu değerlendiriliyor.
 
 
ABD-Çin ticaret gerilimi, Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu’daki gelişmeler denizyolu taşımacılığını doğrudan etkiliyor. Özellikle Hürmüz Boğazı gibi kritik hatlarda yaşanan risklerin koster taşımacılığına yansımaları neler oluyor?
Avrupa–Akdeniz–Karadeniz hattında faaliyet gösteren koster filosu, artan jeopolitik riskler ve ticaret akışlarındaki yön değişimleri altında operasyonlarını sürdürmektedir. ABD-Çin ticaret gerilimi, gümrük tarifeleri ve teknoloji kısıtlamaları nedeniyle koster taşımacılığında belirsizliği artırmış ve rota değişimlerini beraberinde getirmiştir.
Rusya–Ukrayna savaşı, denizcilik sektöründe risk algısını köklü biçimde değiştirmiştir. Ticari gemilerin doğrudan hedef alınmasıyla risk artık operasyonel kararların merkezine yerleşmiştir. Karadeniz’de limanların kapanması, tahıl koridorundaki belirsizlikler ve askeri hareketlilik sigorta sektörünün bölgeyi yüksek riskli alan olarak yeniden sınıflandırmasına yol açmıştır.
Orta Doğu’daki gerilim ise yalnızca bölgesel bir güvenlik sorunu değil, enerji arz güvenliği, transit süreklilik ve operasyonel planlama açısından bütüncül bir risk alanı yaratmaktadır. Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmeler, gemi trafiğinde aksamalara, bekleme sürelerinin uzamasına ve bazı yüklerde rota değişikliklerine neden olmuştur.
Artan jeopolitik risk primi küresel tonaj dağılımını etkilerken, kısa mesafe taşımacılıkta navlun oynaklığını da artırmaktadır. Aynı zamanda sigorta maliyetlerinde yükseliş ve P&I teminat şartlarında sıkılaşma dikkat çekmektedir. Enerji tarafında ise daha kalıcı ve oynak bir fiyat yapısı oluşmuş, bu da koster segmentinde maliyet baskısını artıran temel unsurlardan biri haline gelmiştir.
 
ÜÇ KRİTİK ÖNERİ 
Türkiye’nin denizcilikte ilk 10 ülke arasına girme hedefi doğrultusunda koster taşımacılığının rolünü nasıl görüyorsunuz? Bu hedefe ulaşmak için hangi yapısal adımların atılması gerekiyor?
Türk koster filosunun yüksek yaş ortalaması, artan yakıt maliyetleri ve sıkılaşan çevresel regülasyonlar karşısında önemli bir Türk koster filosunun yüksek yaş ortalaması, artan yakıt maliyetleri ve sıkılaşan çevresel regülasyonlar karşısında önemli bir dezavantaj oluşturmaktadır. Yaşlı ve yakıt verimliliği düşük gemiler hem maliyet baskısı hem de charter edilebilirlik açısından kırılgan hale gelmiştir. Bu nedenle filo yenilemesi artık bir tercih değil, stratejik bir zorunluluk olarak öne çıkmaktadır.
Daha genç, yakıt verimli ve regülasyonlara uyumlu gemilere geçiş; hem maliyetlerin kontrolünü hem de uluslararası rekabet gücünün artmasını sağlayacaktır. Bu noktada en kritik konu finansmandır. Yüksek faiz ortamı ve sınırlı kredi erişimi, armatörlerin yatırım kararlarını zorlaştırmaktadır. Bu nedenle uygun maliyetli uzun vadeli finansman modelleri, gemi yenileme teşviklerinin artırılması ve yeşil dönüşümü destekleyen finansal araçların devreye alınması büyük önem taşımaktadır.
Koster tonajının yenilenmesi, yalnızca rekabet gücünü korumak için değil, bölgesel navlun hakimiyetini güçlendirmek için de stratejik bir gerekliliktir. Bu dönüşümün kamu ve özel sektör iş birliğiyle vakit kaybetmeden hayata geçirilmesi gerekmektedir.
 
KURU YÜK TAŞIMACILIĞINI KALICI OLARAK DÖNÜŞTÜRÜYOR
KOSDER Yönetim Kurulu Başkanı Neslihan Torlak, jeopolitik gerilimlerin yalnızca tanker piyasasını değil, kuru yük taşımacılığını da doğrudan ve kalıcı biçimde etkilediğini söyledi. Karadeniz merkezli kuru yük ticaretinin savaş ve güvenlik riskleri nedeniyle yeniden şekillendiğini belirten Torlak, koster filosu açısından bu dönemin stratejik bir yeniden konumlanma süreci olduğunu ifade etti. Torlak, ticaretin henüz tam anlamıyla normalleşmediği bu geçiş döneminin Türk koster filosunun yenilenmesi ve gençleştirilmesi açısından önemli bir fırsat penceresi sunduğunu vurguladı. Filonun daha çevreci, daha verimli ve uluslararası regülasyonlara uyumlu hale getirilmesinin kritik önem taşıdığını kaydeden Torlak, bu dönüşümün ticaretin yeniden ivme kazanacağı döneme daha güçlü bir hazırlık sağlayacağını belirtti.
 



SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat