RES yatırımlarında anahtar teslim çözümler revaçta
Rüzgar enerjisi yatırımlarında lojistiğin farklı bir uzmanlık alanı istediğini belirten Rüzgar Enerjisi Santralleri Yatırımcıları Derneği Başkanı Salahattin Baysal, yatırımcıların özellikle anahtar teslim çözümler sunan firmaları tercih ettiğini söylüyor. 




salahattin_baysalTürkiye’de rüzgar enerjisi sektörü, yüksek potansiyeli ile enerji yatırımcıları için cazibesini artırarak sürdürüyor. Türkiye’nin bugün itibariyle rüzgar enerjisi alanında 2.600 MW’ı aşan bir kurulu güce ulaştığını belirten Rüzgar Enerjisi Santralleri Yatırımcıları Derneği (RESYAD) Başkanı Salahattin Baysal, “Türkiye’nin teorik teknik rüzgar enerjisi potansiyeli 83.000-88.000 MW mertebelerindedir. Bu rakam şu anda Türkiye elektrik enerjisi kurulu gücünün yaklaşık 1,6 katına eşittir. Türkiye’nin ekonomik rüzgar potansiyeli ise çeşitli senaryolara göre 40.000-48.000 MW mertebelerindedir. Bu büyük potansiyele rağmen rüzgar yönünden en yakın olduğumuz İspanya’nın RES kurulu gücü Türkiye’deki kurulu gücün 10 katıdır. Bu alanda dünya veya Avrupa ülkelerinin bugünkü değerlerine ulaşabilmemiz için yaklaşık 10 yıllık süreye ihtiyacımız var. Türkiye’nin de zaten 2023 yılı için rüzgar enerjisindeki hedefi 20.000 MW mertebesindedir” diyor.  
 
DÜNYA STANDARTLARINDA HİZMET SUNULUYOR 
 
Rüzgar enerjisi yatırımlarında lojistiğin farklı bir uzmanlık alanı istediğini vurgulayan Baysal, bu nedenle yatırımcıların lojistik süreçlerde bu konuda deneyimli şirketleri tercih ettiğini söylüyor. Yurtdışından ithal edilen büyük ölçekli rüzgar türbinlerinin denizyolu ile limanlara getirildikten sonra yine lojistik şirketleri tarafından yatırımın yapılacağı sahaya taşındığını ve montaj edildiğini belirten Baysal, “Hem enerji yatırımcıları hem de türbin üreticileri özellikle anahtar teslim hizmet sunan lojistik şirketleriyle çalışıyor” diyor. 
Rüzgar enerjisi yatırımlarında lojistik maliyetin oldukça düşük olduğunu vurgulayan Baysal, bunu şöyle açıklıyor: “Her projeye göre değişkenlik göstermekle birlikte rüzgar türbinlerinin toplam yatırım içerisindeki maliyeti %85-%88 mertebesindedir. Yurtiçindeki hizmetlerin toplam tutarı ise - düzeyindedir. Bu veriler ışığında sektörün toplam maliyet kalemleri içinde lojistiğin payının %3,5-%4,5 mertebelerinde olduğunu söylemek gerçekçi bir yaklaşım olacaktır. Burada da görüldüğü üzere, lojistiğin toplam maliyet içerisindeki payı çok düşüktür. Dolayısıyla, lojistik hizmetler için belirtilen bedellerin düşürülmesi proje toplam maliyeti içerisinde kayda değer oranda bir indirime tekabül etmeyecektir. Ancak optimum maliyet tespiti için lojistik firmalarının daha geçekçi maliyetler ile hizmet vermesi en önemli temennimiz.” 
Türk lojistik firmalarının dünya standartlarında ve kalitesinde hizmet sunduğunu söyleyen Baysal, “Ancak lojistik firmalarının özellikle yol yapımı ve inşaat süreçlerinde geri planda kalmak yerine daha aktif olmaları projelerin daha planlı ve rahat ilerlemesine katkı sağlayacaktır” diyor. 
 




SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz