e
Banner


ENERCON’un rüzgarı lojistiği de hareketlendiriyor
Rüzgar türbinlerinde teknoloji lideri ENERCON, dünyada 54,5 GW, Türkiye’de ise 2 GW’ın üstünde kurulu gücü sahip. Lojistik süreçlerin sevk ve idaresini kendi uzman kadrosuyla gerçekleştiren, operesyonel süreçlerini ise outsource eden şirket, projeleri içinde lojistiğe %30 civarında pay ayırıyor. Lojistiğin hedeflerine ulaşmada oldukça öneli bir rol oynadığını bu nedenle de birlikte çalıştıkları firmaları taşeron değil, çözüm ortağı olarak gördüklerini belirten ENERCON Türkiye Lojistik Koordinatörü Gurur Türkeri, 2021 yılı lojistik ajandalarının ise oldukça yoğun olduğunu söylüyor. 




enerconENERCON’un dünya ve Türkiye’deki yapılanması, üretim ve kurulum faaliyetleri hakkında bilgi verir misiniz?
ENERCON, 1984 yılında Almanya/Aurich kentinde kurulmuştur. Bugün 45’ten fazla ülkede toplam 54,5 GW kurulu gücü ile dünyanın önde gelen rüzgar enerjisi türbini üreticileri arasında yer almaktadır. 1997/1998 yıllarında Türkiye’nin ilk RES projesinin türbinlerini sağlayıp ve devreye alarak Türkiye’deki faaliyetlerine başlayan ENERCON, bugün 2 GW’ın üstünde kurulu gücü ile İstanbul ve İzmir ofislerinden satış, proje geliştirme ve saha mühendisliği, proje yönetimi, türbin lojistik ve kurulum hizmetlerini sunmaktadır. 
Özellikle kurulum faaliyetlerimiz, proje bazlı olarak kendi uzman ve yönetici kadromuzla sevk ve idare edilip, operasyonel bazı faaliyetlerde, sektörde faaliyet gösteren ilgili firmalardan dış kaynak olarak hizmet alınarak yürütülmektedir. Kurulum faaliyetlerimiz için gerekli tüm lojistik planlama ve destek yine kendi ekibimiz tarafından yönetilmekte olup, ekipman ve makina olarak dış kaynaklardan destek almaktayız. Ayrıca müşterilerimize uzun dönemli ve güvenli bir yatırım sunmak amacıyla 20 yıla varan türbin bakım hizmetlerini de yine 1999 yılından beri Türkiye’de faaliyette olan ENERCON Servis şirketimiz ile karşılamaktayız. ENERCON, Almanya, Türkiye, Portekiz ve Polonya gibi ülkelerdeki iştirakleriyle rüzgar enerjisi türbinlerimizin ana komponentlerinin bir kısmını kendisi üretmekte, bir kısmını ise farklı ülkelerdeki bağımsız tedarikçileri tarafından sağlamaktadır. Türkiye’de halihazırda jeneratör, rotor kanadı, kule ve bağlantı elemanları gibi komponentlerimiz yerli olarak üretilerek, yurt içi ve yurt dışı projelerimize tedarik edilmektedir. 
 
enerconLojistik süreçlerinizi nasıl ele alıyorsunuz? Bu alandaki ihtiyaçlarını ne oranda outsource ediyorsunuz? 
ENERCON olarak bizler lojistik faaliyetlerimizi, 3 ana başlık olarak ele almaktayız. Bunlar; Tedarik Lojistiği (Inbound), Proje Lojistiği ve Servis Lojistiği olarak adlandırılabilir. Tüm bu lojistik süreçlerin belirlenmesi ve yönetimi kendi uzman kadromuz tarafından yürütülmektedir. Kurulum projeleri için gerekli ürünlerin üretim planlamasından, nihai ürünlerin fabrikalardan limanlara veya doğrudan proje sahalarına kadar olan lojistik süreçler ve yine devamında tersine lojistik faaliyetler kendi bünyemizde organize edilip, gerekli araç ve ekipman desteği dış kaynak olarak alınmaktadır. 
Lojistik ihtiyaçlarla ilgili olarak, Türkiye tarafında hemen hemen tüm ihtiyaçlarımızı outsource ediyoruz diyebiliriz. İhtiyaçlarımız genel olarak deniz ve kara nakliye araçları, vinçler, depolama alanları vb. olmasından dolayı, bu konuları alanında uzman firmalara bırakarak, onlardan destek alıyoruz. 
Denizyolu nakliyeleriyle ilgili dış kaynak kullandığımızdan bahsetmiştim. Ancak dış kaynakların yanında, ENERCON’un denizyolu nakliyelerini gerçekleştirdiği, kendine ait bir kargo gemisi olduğundan da bahsetmemiz gerekir. Kargo gemimiz, E-Ship 1, özellikle Avrupa – Türkiye hattında ithalat ve ihraacat yüklerimizin sevkiyatında bize oldukça esneklik ve çeşitli avantajlar kazandırmaktadır.                
 
2020’de 100’DEN FAZLA TÜRBİN SEVKİYATI GERÇEKLEŞTİRDİ 
Yılda ne kadarlık bir sevkiyatı yönetiyorsunuz? Sevkiyatlarınızı hangi taşıma modlarını kullanarak gerçekleştiriyorsunuz? Taşımalarda başvurduğunuz özel yöntemler var mı?
Yıllık sevkiyat miktarlarıyla ilgili net bir miktar vermek çok mümkün değil. Kurulumlarımız, proje bazlı oldukları için, sevkiyatlarımız da proje miktarlarına göre her sene değişiklik göstermektedir. Ancak, Türkiye tarafı olarak en son geçtiğimiz yıl içerisinde, 100’den fazla türbinin sevkiyatını gerçekleştirdik diyebiliriz. Yurt dışı tedarikçilerimizde üretilen ürünlerimiz ve ilgili parçaları için standart olarak denizyolunu tercih ediyoruz. İstisnai olarak, bazı parsiyel yüklerde Avrupa-Türkiye hattı karayolu veya multimodal taşıma modlarını kullanmaktayız. Varış limanlarından proje sahalarına, yine karayolu ile sevkiyatlarımızı gerçekleştirmekteyiz. Yerli üretim olan komponentlerimiz için ise, üretim fabrikalarından proje sahalarına kadar doğrudan karayolu nakliyeleri ile sevkiyatlarımızı gerçekleştirmekteyiz. Marmara Bölgesi’nde bulunan projelerimiz için, Güney ve Kuzey Marmara bölgesi arası mevcut RO-RO seferleriyle ağır yüklerimizi, daha az karayolu kat ederek taşıyabilmekteyiz. Fazla yükseklik ve genişlik gösteren yüklerimize özel bazı dorselerle ve türbin kanatlarımız için belirli lokasyonlarda tercih edilirse, kendinden tahrikli ve hidrolik kanat kaldırıcı (bladelifter) ekipmanlarıyla birçok coğrafi ve yapısal engeli aşarak taşımalarımızı gerçekleştirmekteyiz.         
 
Lojistik partnerlerinizi seçerken hangi kriterleri göz önünde bulunduruyorsunuz? Anahtar teslim çözüm sunan lojistik şirketlerine ne ölçüde başvuruyorsunuz?
Bugün birçok sektörde ve alanda olduğu gibi, faaliyet gösterdiğimiz bu alanda da, tüm lojistik süreçlerin ve faaliyetlerin, hedeflerimize ulaşmada oldukça önemli bir yer aldığını düşünüyoruz. Bu sebeple lojistik süreçlerimizde, birlikte çalıştığımız firmaları birer taşerondan ziyade çözüm ortağı olarak görme gayesindeyiz. Liman işletmelerinden, liman ve gümrük acentalarına, proje taşımacılığı, ağır nakliye ve vinç hizmetlerinden, gümrüklü- gümrüksüz depo işletmelerine kadar birçok deneyimli ve konusunda uzman çözüm ortağıyla çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Değerlendirdiğimiz kriterlerle ilgili, bizler genel olarak partner firmaların kültürlerine ve profesyonelliğe önem veriyoruz. Bu kültürde, iş sağlığı ve güvenliği başta olmak üzere, kalite anlayışı, mühendislik, proaktif ve çözümcü yaklaşım vb. gibi konuları öncelikle görmeyi bekliyoruz. Devamında, daha operasyonel olarak, özellikle RES projeleri ve lojistiği konusunda uzmanlık ve deneyim bizim için önemli kriterlerden. Kısacası, projelerde sadece herhangi bir sebepten bulunanlarla değil, projeyi bizimle birlikte omuz omuza yürütebilecek, bizi doğru şekilde yönlendirebilecek, süreç boyunca oluşabilecek sorunları öngörebilecek ve önlemini alabilecek çözüm ortaklarımızla bir takım ruhuyla çalışmak arzusundayız. Anahtar teslim çözümler, şuan için öncelikli değerlendirdiğimiz bir konu değil, ancak her fırsatta, daha yalın süreçler ve maliyet avantajları oluşturabilecek bazı faaliyetler için göz önünde bulunduruyoruz.
 
PROJELER İÇİNDE LOJİSTİK %30 PAY ALIYOR 
Toplam maliyetlerinizin içerisinde lojistiğin tutarını değerlendirebilir misiniz? Bu maliyetleri düşürmede nasıl bir yol izliyorsunuz? Bu anlamda lojistik şirketlerinden beklentileriniz neler?
RES projelerimizin her biri kendi özelinde, kurulum lokasyonlarına göre, kullanılması gereken çeşitli ekipman veya ilave iş gücü vb birçok kritere göre maliyetleri değişkenlik göstermektedir. Her projenin kendine has bir dinamiği olmasından dolayı, lojistik süreçler de bu dinamiğe adapte olmak durumundadır. Dolayısıyla, net bir tutar olarak değerlendirmekten ziyade, genel olarak lojistik operasyonlar, projeler içinde %30 civarı bir faaliyet payına sahip diyebilirim.
Elbette maliyetler, devamlı olarak üzerinde çalıştığımız ve takip ettiğimiz bir konu. Bununla ilgili süreçlerimizi devamlı olarak gözden geçirmekteyiz. Bu konuya etki edebilecek ilgili her türlü fikir ve öneriyi değerlendirmeye çalışıyoruz. 
Lojistik şirketlerinin deneyimlerine istinaden, bu konuda bize sundukları fikirler oldukça önemli. Mevcut piyasa şartlarında, maliyetlerle ilgili çok radikal bir iyileştirme yapmak herkes için zor elbet, ancak burada belki biraz daha çerçevenin dışında düşünmek gerekiyor.        
 
enerconLojistik süreçlerde yaşadığınız ilgi çekici anılar varsa paylaşır mısınız?
Açıkçası, hemen hemen her projede yaşadığımız benzer durumlar ve anılar var. Bunların çoğunu karayollarında yaptığımız ağır nakliye operasyonlarında yaşamaktayız. Yüklerimiz haliyle uzun ve geniş yükler. Yollarda seyir halinde olan ve bölgelerde ikamet eden halk tarafından oldukça ilgi çekiyor. Çoğu zaman, bizim ne taşıdığımızı bilmiyorlar ve izah etmeye çalıştığımızda da güçlük çekebiliyoruz. Bazen de komik diyaloglar ortaya çıkabiliyor tabi. 
Bir projemizde, nakliye esnasında geçtiğimiz bir köy merkezinde oldukça dar bir noktada kritik bir kanat taşıması gerçekleştiriyorduk. Geçeceğimiz yer dar ve mümkün olduğunca yavaş bir şekilde geçilmesi gerekiyordu. Geçiş esnasında tüm köy halkı, inanılmaz bir şekilde işlerini bırakıp, yol kenarlarına, balkonlarına, bahçe duvarlarına ve bulabildikleri her yere çıkıp bizim operasyonumuzu komşularına ve bizlere çay ikram ederek heyecan içinde izlediler. Bazı vatandaşlarımız, kendi aralarında tırların dönüp dönemeyeceği hakkında iddialara girdiler ve şöförlerimize alkışlarla tezahurat ederek ve geçiş sonrası yanlarına giderek içtenlikle tebrik ettiler. Adeta bir bayram havası içinde yaşadığımız güzel bir proje anısıydı bizim için.    
 
Lojistik ajandanızda neler var?
Bu sene de oldukça yoğun bir lojistik takvimi bizi bekliyor. Sadece yurt içi projelere değil, yurt dışında bulunan projelerimize de, Türkiye’de ürettiğimiz komponentlerin nakliye ve ihraacat operasyonlarıyla destek sağlamaya devam edeceğiz. Türkiye’nin yine farklı bölgelerinde kurulum projelerimiz devam edecektir. Bunlara yönelik lojistik operasyonlarda gerek uzaktan, gerekse sahalardan çalışmalarımıza devam edeceğiz.  
  
 
STRATEJİK BİR PLANA İHTİYAÇ VAR!
Lojistik hizmetlerde karşılaştıkları sorunlara da dikkat çeken Gurur Türkeri, şunları aktarıyor: “Birkaç önemli gördüğüm sorunu; yüksek maliyetler, kalifiye eleman yetersizliği, operasyonel kapasite yetersizliği ve bazı mevzuatsal eksiklikler olarak söyleyebilirim. Burada çözümler için, sorunların kaynağına daha çok dikkat çekmek gerekiyor. Hizmet veren firmalar arasında daha çok, fiyata dayalı bir rekabet ortamı görülüyor. Ancak rekabetin hizmet kalitesi ve uzmanlık (kalifiye eleman) konusunda da yürütülmesi gerektiğini düşünüyorum. Yeni makina ve ekipman yatırımlarının yapılması elbette gerekli, ancak makinayı doğru kullanacak personel olmadığı sürece, makina tek başına pek bir şey ifade etmiyor maalesef. Hizmet veren firmaları da bu anlamda zorlayan ve dolayısıyla bizi de etkileyen bazı mevzuatsal ve yönetimsel sorunlarımız da mevcut. Ağır nakliyelerle ilgili Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin mutlaka ele alınıp, Avrupa standartlarına yakın bir hale getirilmesi, limanlarımızın hizmet ve tesis yeterliliği vb. konular oldukça önemli. Genel olarak, sektöre yönelik stratejik bir plana ihtiyacımız olduğu görülüyor. Mevzuat ve yönetmelik konularında ilgili devlet kurumlarının, lojistik hizmetlerin iyileştirilmesine yönelik çalışmalar yapmaları beklentilerimiz arasında.”  
 
“Global olarak, yüksek kalite standartlarına sahip türbinlerimizle birlikte, lojistik süreçlerde de müşterilerimizin hizmet sunmaktayız. Bu alanda, önemli bir üretim ve kurulum lokasyonu olan ülkemizin, lojistik hizmetler konusunda da oldukça önemli bir potansiyeli ve fırsatları olduğunu düşünüyoruz. Umarız, bu fırsatları en iyi şekilde değerlendirip, hem ekonomimize hem de sektörümüze daha fazla fayda sağlayabiliriz.”             
 

 




SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat