Banner



Ahmet Hamdi Gürdoğan: Türkiye İpek Yolu’nda hamle yapmalı
Yeniden canlandırılması hedeflenen Tarihi İpek Yolu’nda bypass edilmesi durumunda Türkiye ve Doğu Karadeniz'in, yanı başındaki uluslararası lojistik cazibe ağlarından yoksun kalacağını vurgulayan DKİB Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan, bu nedenle Türkiye’nin bölgede yeni derin deniz limanları oluşturmak, Batum demiryoluna bağlantı sağlamak ve Hazar Denizi’nde daha etkin bir sistemin kurulmasını sağlamak için elini çabuk tutması gerektiğini söyledi. 




ahmet_hamdi_gurdogan112 ülkeye ihracat yapılan Doğu Karadeniz, Avrupa, Ortadoğu ve Orta Asya arasında dış ticaret ve lojistikte bir köprü işlevi görüyor. Aynı zamanda bu bölgelerdeki orta ve yüksek teknolojili ürünler için de üs olma potansiyelini taşıyor. Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan, bölgenin günümüzde gerekli olan altyapı yatırımlarından yoksun olması nedeniyle bu misyonundan hızlı bir şekilde uzaklaştığını söyledi. Gürdoğan, “Bir dış ticaret kenti olan Trabzon ve hinterlandı illerin taşıdığı potansiyellerin ekonomiye kazandırılması açısından gerekli olan altyapı yatırımlarının öncelikli olarak yapılması ve ihracatta yaşanan sorunların çözüme kavuşturulması, yatırımcı ve ihracatçı açısından cazibe merkezi haline getirilmesiyle bölgenin refah seviyesi hızlı bir şekilde yükselmiş olacaktır. Aksi takdirde önerdiğimiz altyapı yatırımlarının yapılmaması halinde, bölgemizin dış ticaret açısından taşımış olduğu potansiyeller, hızlı bir şekilde yakın komşu ülkelere kaymış olacak” uyarısında bulundu. 
 
“DÜŞÜNMEK İÇİN BİLE ZAMAN KALMADI” 
Tarihi İpek Yolu'nun canlandırılması projesi ile ilgili de açıklamalarda da bulunan Ahmet Hamdi Gürdoğan, “Dünya ticaretinin özellikle Güney Doğu Avrupa, Afrika, Kafkaslar ve Ortadoğu’da hedef pazarlara doğru yönelmesi, Türkiye’nin de tam bu bölgenin göbeğinde yer alması lojistik faaliyetlerinin gelişmesi için büyük fırsatlar sunmaktadır. Ancak bizler bu pastadan yeterince fayda sağlayabilecek miyiz diye düşünmek için bile artık fazla zamanımız kalmadığını düşünmekteyiz. Zira, Çin ile Avrupa ülkelerini demiryolu ile birbirine bağlayan ve 'Tek yol, tek kuşak' sloganıyla çağdaş ‘Demir İpek Yolu’ projesi olarak adlandırılan dev proje her geçen gün hız kazanmaktadır. Proje; Asya, Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’yı; yollar, limanlar, demiryolları, havaalanları, elektrik şebeke ve hatta fiber optik ağlarla vasıtasıyla lojiktik ve ulaşım açısından birleştirmeyi amaçlamaktadır. Bu hat sadece Türkiye için değil Gürcistan, Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Çin dahil Orta Asya açısından da büyük önem arz etmektedir. Aynı şekilde Avrupa ile yük hareketini kesintisiz hale getirecek olması nedeniyle Avrupa için de aynı derece öneme haizdir” dedi. 
 
“BATUM’A DEMİRYOLU BAĞLANTISI SAĞLANMALI” 
DKİB Başkanı Gürdoğan, Gürcistan Hükümeti’nin Çin Hükümeti ile yaptığı iş birliği kapsamında Gürcistan'da Karadeniz kıyısında projelendirilen, 3 yıl içinde tamamlanması planlanan ve yıllık 100 milyon ton yük taşınması planlanan Anaklia Limanı'nın sadece Gürcistan için değil aynı zamanda Çin-Rusya, Rusya -Türkiye, Rusya- İran, Ermenistan- Azerbaycan, Avrupa - Rusya arasında önemli bir kargo taşımacılık terminali olmasının hedeflendiğini ifade etti. Bu hattın, Avrupa ile Çin'i Karadeniz üzerinden bağlayacak yeni bir deniz koridoru oluşturacağına dikkat çeken Gürdoğan, Karadeniz'in doğu kenarında yer alan ve Türkiye sınırından sadece 150 kilometre uzakta kurulacak limana Doğu Karadeniz'in demiryoluyla bağlanmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Bu koridor ile Çin ile Türkiye arasındaki sevkiyat süresinin 30’dan 10 güne düşeceğine dikkat çeken Gürdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:  
“Ortaya çıkacak potansiyelden Türkiye’nin pay alabilmesi için Batum demiryoluna Türkiye’den bağlantı verilmesi büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda lojistik taşımalar açısından uluslararası yeni entegrasyona öncelikle Sarp-Batum demiryolu ile bağlantı sağlanması akabinde bunun Rize, Trabzon ve Samsun ile bağlantı verir halde tesis edilmesinin ihracat artışına sağlayacağı katkılar hepimizin malumudur. Bu kapsamda gerek yeni limanlar yapmak, gerekse var olan limanlara ilave kapasite yatırımları yapabilmek için sektör dahilindeki rekabetçi konumu hem bölgesel hem de global düzeyde doğru olarak tespit etmek gerekmektedir. Ayrıca Tiflis-Bakü hattı doğrultusunda sevkiyatlarda kullanılan Hazar Denizi'nin olumsuz hava şartlarında kullanılamaması nedeniyle sevkiyatlar aksamakta, bazen 15-20 güne uzanan beklemeler oluşabilmektedir. Bunun da önlenmesi açısından Hazar Denizi, Kazakistan ve Türkmenistan hattında daha etkin ve fırtına ile olumsuz hava şartlarında çalışabilecek bir sistemin kurulması, buna uygun gemilerin bu hatta çalıştırılması gerekmektedir."
 
DERİN DENİZ LİMANLARINA İHTİYAÇ VAR  
Ortadoğu ülkelerine yönelik transit taşımacılıkta kullanılan Trabzon Limanı’nın demiryolu bağlantısı olmadığı için, avantajlı konumunu kaybettiğini, hatta yüklerin Ortadoğu ve Asya bölgesine demiryolu bağlantıları bulunan komşu ve çevre ülkelerdeki rakip limanlara kaydığını belirten Ahmet Hamdi Gürdoğan, bu nedenle Türkiye'nin bir an önce bu hatta oluşturulan projelere entegre olmanın yollarını araştırması ve gerekli katılım için altyapı çalışmalarını başlatması gerektiğini kaydetti. Aksi taktirde bypass edilirse Türkiye ve Doğu Karadeniz'in, yanı başındaki uluslararası lojistik cazibe ağlarından yoksun olacağını, atıl ve verimsiz bir lojistik altyapısıyla baş başa kalacağını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye'nin jeostratejik konumunun da sağladığı imkanlardan faydalanarak, bölgenin önemli bir uluslararası ticaret ve lojistik üssü olabilmesi için küresel ticaret rotalarının en kritik tesisi olan limanlara yatırım yapması gerekir. Bunun için bahsekonu güzergaha alternatif olacak ve lojistik olanaklar açısından donanımlı, elleçleme kapasitesi yüksek yeni derin deniz limanları oluşturmak için harekete geçilmeli. Alternatif bölge sınır kapılarının açılması ve Ovit Tüneli’nin tamamlanması ile de İç ve Doğu Anadolu’dan bölgeye ulaşacak olan mal ve hizmetlerin bu yolla dünyaya en kısa ve maliyet etkin bir şekilde ulaştırılması mümkün olacaktır. Tarihi İpek Yolu misyonunun canlandırılması için bahsekonu yatırımların bir an önce tamamlanması ve bu kapsamda Doğu Karadeniz’in lojistik açısından acilen ülkemizin gelecek planlarına ve uluslararası lojistik ağına demiryolu bağlantısı ile dahil edilmesi gerekiyor. Bölgemizin gerek sanayi gerekse ticari firmalarının rekabet edebilirliğini arttırabileceği, sürdürebilir ekonomiye sahip olabilecekleri, çevresel faktörleri minimize edebilecekleri, multimodal taşımacılığı kullanabilecekleri, maliyet, hız, güvenilirlik ve hizmet kalitesi gibi hususların hepsini bir arada sağlayacak olan lojistik merkez yatırımlarına ihtiyaç duymaktadır. Dış ticaret açısından bakıldığında ise var olan potansiyelinin gelişen yeni ticaret ağlarına entegre olması durumunda etkin bir şekilde kullanılmasına olanak sağlayacak bir coğrafi konumda bulunan bölgemizin bu durumu fırsata dönüştürebilmesi anlamında önemli katkılar sağlayacaktır. Benzer şekilde bugün itibariyle Asya ve Uzakdoğu ticaretindeki payımızın düşük olduğu göz önüne alınarak, lojistik konusunda kanuni düzenlemelerin ve yatırımların biran önce yapılarak bu ülkelere ticaretimizi yoğunlaştırmamız ve büyük potansiyeller ihtiva eden söz konusu demiryolu ağına bağlanmamız zorunluluk arz etmektedir.” Gürdoğan ayrıca, Türk Cumhuriyetleri ve Orta Asya ülkeleriyle ilişkilerin geliştirilmesine önem verilerek, ticaretin önündeki engellerin kaldırılmasını sağlayacak anlaşmaların ve altyapı gerekliliklerinin bir an önce tesis edilmesi gerektiğinin altını çizdi. 
 
“Doğu Karadeniz’den Uzakdoğu bölgelerine yapılan ihraç taşımaları konteyner hatları ile gerçekleştirilirken, komşu ve AB ülkelerine taşımalar karayoluyla yapılıyor. Ayrıca Samsun’dan Rusya Federasyonu’na çalışan 10’a yakın Ro-Ro ve konteyner gemisiyle Novorossiysk, Tuapse ve Gelencik limanlarına ağırlıklı olarak yaş meyve sebze olmak üzere birçok ürünün sevkiyatı gerçekleştiriyor.” 
 
112 ÜLKEYE İHRACAT YAPILDI 
DKİB Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan, Trabzon, Rize, Artvin ve Gümüşhane'den 2017’nin 11 ayında 1 milyar 297 milyon 545 dolarlık ihracat gerçekleştirildiğini söyledi. Geçen yılın aynı dönemindeki ihracatın 1 milyar 402 milyon 944 bin dolar olduğunu ifade eden Gürdoğan, buna göre ihracatta yüzde 7,5 düşüş yaşandığını kaydetti. Gürdoğan, ihracattaki düşüşün nedenlerini, "Fındığın birim ihraç fiyatlarının bir önceki döneme göre önemli oranda düşmüş olması, Rusya Federasyonu'na yapılan yaş meyve sebze ihracatına getirilen firma kısıtlaması uygulaması, Artvin ve Rize'nin ağırlıklı ihraç pazarı olan Gürcistan'a yapılan ihracatta yaşanan sorunlardan kaynaklı ihraç sevkiyatlarının azalması" şeklinde sıraladı. İhracatta ürün bazında 760 milyon 236 bin dolarla fındık ve mamullerinin birinci, 239 milyon 875 bin dolarla yaş meyve ve sebzenin ikinci, 134 milyon 597 bin dolarla madencilik ürünlerinin üçüncü sırada yer aldığını belirten Gürdoğan, bölgeden 11 aylık dönemde 112 ülkeye ihracat yapıldığını bildirdi. Gürdoğan, en fazla ihracat yapılan ilk 5 ülkenin sırasıyla Rusya Federasyonu, İtalya, Almanya, Gürcistan ve Fransa olduğunu ifade etti.
 
 




SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz