Dow Türkiye, tedarikçilerine global kimlik kazandırıyor
Hizmet aldıkları lojistik firmalarını belirlemede en büyük kriterlerinin “CDI-T” ve“SQAS” olduğunu belirten Dow Türkiye Tedarik Zinciri Direktörü Ümit Parlak, “Tedarikçilerimizden global standartlarda hizmet bekliyor, hatta lokal firmalara know how desteği sunarak onların da çıtasını yükseltiyoruz” diyor. 




dow_turkiye2012 yılında ulaştığı 57 milyar dolarlık ciro ile dünyanın ikinci büyük petrokimya şirketi olan Dow Chemical, 40 yılı aşkın süredir Türkiye’de faaliyet yürütüyor. Dilovası’ndaki 4 üretim tesisinde, STYROFOAM™, boya, poliüretan ve plastik katkı maddeleri üretimi yapan şirket, hem Türk kimya sektörünün gelişmesine hem de otomotiv, inşaat, tekstil gibi birçok sektörden alt sanayiye katkılar sağlıyor. Ulaştıkları yıllık 700 milyon doların üzerinde satışla hem Dow Chemical içinde hem de Türkiye kimya sektöründe oldukça önemli bir konuma ulaştıklarını belirten Dow Türkiye Tedarik Zinciri Direktörü Ümit Parlak, dünya çapında bir marka oldukları için lojistik hizmet alımlarında çıtayı en üst seviyede tutuklarını söylüyor. 
Hizmet aldıkları lojistik firmalarını belirlemede en büyük kriterlerinin “CDI-T” ve “SQAS” olduğunu belirten Parlak, Türkiye’de bu belgeye sahip olan Alışan, Arkas, İnci gibi lojistik firmalarıyla çalıştıklarını aktarıyor. Parlak, Dow’un lojistik stratejisini ise, “Tedarikçilerimizden global standartlarda hizmet bekliyoruz. Hatta lokal firmalara know how desteği sunarak onların da çıtasını uluslararası seviyelere yükseltiyoruz” şeklinde açıklıyor. 
 
Dow’ın tedarik zincirinde nasıl bir yapısı var? Bu anlamda lojistik süreçlerinizi nasıl yönetiyorsunuz?  
 
Dow global bir şirket olduğu için büyük hammadde alımları zaten merkezi olarak yapılıyor. Bizim Türkiye’de daha çok organize ettiğimiz şey supply chain operations kısmı. Yani malzemelerin yurtdışından alınıp Türkiye’ye getirilmesi, stoklanması ve buradaki fabrikalarımıza tedarik edilmesidir. Aynı zamanda biz sadece kendi fabrikalarımıza tedarik sağlamıyoruz. Çok yoğun miktarda depolama yapıp üçüncü partilere de satış yapıyoruz. Oldukça karmaşık operasyonlar yürütüyoruz. Dow’ın Avrupa’da ve Amerika’da üretmiş olduğu malzemelerin Türkiye getirilmesinden sonra bir bölümünü kendi fabrikalarımıza hammadde olarak veriyoruz, bir bölümünü de direkt müşterilere satıyoruz. Bazılarını da burada stoklayıp yine müşterilerin taleplerine göre onlara tedarik ediyoruz. Lojistik alanda böyle bir yapımız var. 
 
PAKETLİ DEPOLAMADA ÇÖZÜM ORTAĞI 
ALIŞAN, ARKAS VE İNCİ 
 
Türkiye’deki lojistik partnerlerinizden hangi hizmetleri alıyorsunuz? 
 
Depolama işini kendimiz yapmıyor, bu alanda dış kaynak kullanıyoruz. Zaten günümüzde kendine ait depoyla iş yapan firma da kalmadı. Biz bu hizmetleri dışarıdan satın alıyoruz. İki ana depolama alanımız var. Biri, sıvı kimyasalları depoladığımız terminal dediğimiz yerler, diğeri de paketli depolama alanları. Sıvı kimyasallarda Dilovası’nda iki büyük terminalle çalışıyoruz. Bunlardan biri Solventaş, diğeri de Poliport. Bu terminallerde büyük hacimli kiralık tanklarımız var. Yurtdışından dökme gemilerle gelen malzemeleri bu tanklara alıyor ve depoluyoruz. Buradan da müşterilerimize satış yapıyoruz. Bazı müşterilerimize kendi organize ettiğimiz araçlarla kapı teslim satış yapıyoruz. Bunlar daha çok sıvı kimyasallar olduğu için  ISO tank tipi konteynerler ile yapılan taşımalar oluyor. Bazı müşterilerimize de tanktan direkt olarak satış yapıyoruz. Bu durumda müşterilerimiz nakliye operasyonunu kendileri yapıyorlar. 
Paketli depolamalarda ise ana tedarikçimiz Alışan Lojistik’tir. Ayrıca Arkas ve İzmir’de de İnci Lojistik’in depolarını kullanıyoruz. 
 
Hizmet alacağınız lojistik firmalarını nasıl belirliyorsunuz? 
 
Hizmet alacağımız firmaları ihale yoluyla seçiyoruz. Bu ihaleler Avrupa’da merkezimizin bulunduğu İsviçre Zürih’te yapılıyor. Çünkü bu satın almalar sadece Türkiye’yi değil, Avrupa’daki diğer ülkeleri de kapsıyor. Ama Türkiye de bu işin bir parçası olduğu için biz de Zürih’teki arkadaşlarımızla birlikte bu sürece katılıyoruz. Taşıma modları bizde kara, deniz, demir ve havayolu şeklinde ayrılmış durumda ve bunların her birisinin ihalesi de ayrı ayrı yapılmakta. Ama çok benzer bir sistemle bu ihaleleri yürütüyoruz. Hangi alanda servis alacaksak onunla ilgili çok detaylı standart dosyamızı öncelikle daha önce belirlenmiş olan nakliye firmalarına gönderiyoruz. Bu dosyaların belli bir zamana kadar onlar tarafından doldurulup bize geri gelmesini bekliyoruz. Cevaplar belli bir standart doküman üzerinden alınır firmalardan. Gelen cevaplar bellirlenmiş formatımız üzerinden özel ekibimiz tarafından değerlendirilir ve en uygun firmalar belirlenir. Örneğin o ihaleye 10 firma girmişse, standartlarımıza 4 firma yakınsa öncelikle onları belirleriz, diğerlerini devre dışı bırakırız, ondan sonra belirlediğimiz firmalar üzerinde tekrar bir çalışma yaparız, onların arasında da en iyisini seçmeye çalışırız ya da o firmaların tamamıyla da çalışırız. Standartlar tamamen uluslararası kimya sektöründe kabul edilen standartlardır. Mesela sıvı kimyasal depolarındaki standartlarımız petrokimya şirketlerinin ortak standardı olan “CDI-T”dir (Chemical Distribution Institute – Terminals). Hizmet aldığımız terminallarin CDI-T’den odit almaları gerekir. CDI-T’den gelen oditörler terminali odit ederler ve o terminalin mevcut durumunu tespit ederler. Daha sonra bunu bize rapor ederler. Biz de bu raporları kendi formatımızın üzerine koyarak uygun olup olmadığına öyle karar veriyoruz. Ayrıca bu standartlar süreklilik arz ettiği için bu oditlerin her üç yılda bir yapılması gerekir. Paketli depolamalarda ise standardımız “SQAS” (Safety Quality Assurance System )  standardıdır. Bu alanda hizmet aldığımız firmaların da bu sisteme odit olmaları gerekir. 
 
EN ÖNEMLİ ÖNCELİK GÜVENLİK 
 
Lojistikte en temel kriterleriniz neler? 
 
Bir kere kimya sektöründe güvenlik çok önemli. Güvenlik en üst seviyede olmalı. Hem depolama yerlerinde hem de nakliyesinde güvenlik olmazsa olmazdır. Hizmet alacağımız firmanın her şeyden önce bu konuda yeterliliğini ispat etmesi lazım. Daha sonra tabi firmanın altyapısı çok önemli. Zaten altyapısı iyi olan bir firmanın güvenliği de iyi olur. Özellikle kimyasallarla ilgili elleçleme noktalarında çok iyi ekipmanlara sahip olmasını bekliyoruz. Eğitim konusuna da çok büyük bir hassasiyet gösteriyoruz. Personelin çok iyi eğitimli olması gerekiyor. Bu nedenle hizmet alacağımız firmanın mutlaka personelinin hangi eğitimleri aldığını bize sunması gerekir. Ayrıca referanslar çok önemli. Bize hizmet verecek tedarikçinin uluslararası firmalarla çalışıyor olması önemli bir referans oluyor. Yine mali yapısının da çok iyi olması gerekiyor. Bizimle ileride hiçbir sıkıntı yaşamaması için iş sürekliliğini sağlayacak bir finansal yapısı mutlaka olmalı. 
 
ADR, ÇITAYI YÜKSELTECEK  
 
ADR’ye ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Dow Türkiye Tedarik Zinciri Direktörü Ümit Parlak, bu süreci başından beri takip ettiklerini söylüyor. Avrupa’da bu alanda edindikleri deneyim ve tecrübeleri lokal alandaki tedarikçileriyle paylaştıklarını belirten Parlak, şunları aktarıyor: “Uzun zamandır beklenen bu mevzuatın hayata geçirilmesini çok olumlu bir adım olarak görüyoruz. ADR, tehlikeli madde taşımacılığının çıtasını yükseltecektir. Getirilen standartlar karayollarında yaşanan kaza riskini oldukça azaltacaktır. Aynı zamanda kazalar sonucu çevreye verilen zararlar minimize edilecektir. Bu alanda var olan eksikliklerin kısa sürede tamamlanacağını umut ediyoruz.” 
 
 




SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz