Lojistik firmalarını rekabette öne taşıyacak 3 öneri

Tekstil sektörünün 2011 yılında gerçekleştirdiği 8 milyar dolar ihracatla 2023 hedefleriyle örtüşen önemli bir psikolojik sınırı aştığını belirten İstanbul Tekstil ve Hammadde İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı İsmail Gülle, “Hız, maliyet, esneklik, sektör olarak bizim de rekabette kullandığımız üç önemli kavram. Hızlıyız, maliyetlerimiz kalitemizle uyumlu ve müşterimiz için esnek çözümler sunuyoruz. Başarımızın kaynağı budur. Lojistik sektöründen de bunları bekleriz” diyor.





ismail_gulle_.jpgKüresel krizden büyük yara alan, 2010’da toparlanmayı başaran tekstil sektörü 2011 yılında nasıl bir performans sergiledi? Türk tekstil sektörünün dünya tekstil sektörü içinde ulaştığı düzey hakkında bilgi verir misiniz?

2008 ve 2009 yılının ardından başlayan toparlanmanın ihracat rakamları açısından yeniden sıçramaya geçtiği bir yıl oldu. Özellikle yılın ilk çeyreğinde Asya’dan geri dönen talepler yılın ihracat için iyi geçireceğinin ilk sinyallerini vermişti. AB pazarındaki yaşanan daralmaya, pamuk gibi petrol gibi kritik hammadde girdilerindeki aşırı dalgalanmaya rağmen yıl biraz da ertelenen talebin açığa çıkmasıyla oldukça başarılı geçti. Yılın ikinci yarısından sonra yaşanan kur hareketleri fiktif bir artışa sebep olsa da elde edilen ihracat performansı son derece olumlu. 2011 yılını %22 ihracat artış oranı ve 8 milyar dolar ihracatla kapattık. 8 milyar dolar sektörün 2023 hedefleriyle örtüşen önemli bir psikolojik sınırdı. Küresel krizden birkaç yıl sonra bu rakama ulaşılmış olması önemlidir. Bu artışın önemini anlamak için birkaç yıl geri gitmek lazım. 2008’in üçüncü çeyreğinde patlayan kriz yılını %4 ihracat artışıyla kapatmışız. Krizin dip yılı olan 2009’da ihracat kaybı %20. Hemen ertesinde gibi hızlı bir toparlanma yılı ve 2011’de %30’ları zorlayan bir artış. Böylece tekstilin genel ihracat içindeki payı yeniden %6 seviyesine gelmiş durumda. Sektörümüz, ihracat yaptığı tüm ülke gruplarında artış kaydediyor. Daha da önemlisi ihracatımızın neredeyse yarısı (yaklaşık 3 milyar doları) 27 AB üyesi ülkeyi kapsıyor. Her iki ihracattan birinin yapıldığı bu pazarda sağladığımız performans artışı %35. En önemli üç pazarımız sırasıyla Rusya, İtalya ve Almanya. İtalya’ya (ki moda ülkesi olarak bilinir) ihracat artışımız %47. Ev tekstili ihracatımız yılı 2 milyar dolar düzeyinde ihracatla kapattı ve yine tüm ürün gruplarında da artış yakalanmış durumda. Bunlar kağıt üzerindeki olumlu rakamlar. Ancak buna rağmen kapasite kullanımında yüzde 78’lerden yüzde 75 civarına gerilenmiştir. Bu reel bir büyümenin olmadığını gösteriyor. Yeniden yatırımların canlanacağı günler uzak değil belki ama henüz gelmiş de değil. İşler bizim açımızdan iyi görünse de belirsizlik, yerel ve küresel açıdan risk yaratıyor. Büyümenin dinamiği yüksek katma değerli ürünlerin ihracatının artmış olması. Bu istenen ve planlanan bir durum ancak daha doldurulması gereken kapasite olması bir sorun.
 

Dünyanın dört bir yanına ihracat yapıyor

Tekstil sektörü açısından önde gelen ihracat pazarlarını aktarır mısınız? AB pazarlarındaki daralma eğilimini telafi etmek için birçok sektör alternatif pazarlara yöneldi. Bu tablo tekstil sektörüne ne kadar yansıdı?


Tekstil sektörü yeni pazarlar ve potansiyel pazarlar konusunda son derece bilinçli ve şanslı. Sektör özellikle İtalya gibi moda ülkesi olarak bilenen bir pazarda rekor üstüne rekor kırıyor. Almanya, Fransa, İspanya gibi pazarlarda daralmadan nasibimizi alsak da varlığımızı aynı güçle sürdürüyoruz. Ama dünyanın en yüksek potansiyele sahip pazarlarından biri olan Rusya sektörümüzün hem en büyük hem de en hızlı büyüyen pazarı durumunda. Bununla birlikte Batı Avrupa’ya konfeksiyon tedariğinde Türkiye kadar önemli bir bölge olan Kuzey Afrika Türk tekstil sektörünün en ciddi pazarlarından biri haline geldi. Geçmiş on yıla uzanan çabalarımız ve yatırımlarımız sonucunda Mısır, Tunus, Fas gibi ülkeler Türkiye’den giderek artan oranlarda tekstil tedarik ediyorlar. Yine Avrupa için önemli bir konfeksiyon tedarikçisi olan Doğu Avrupa’da Türk tekstil sektörünün ihracatı içindeki payını artırıyor. Polonya, Romanya ihracatımızı düzenli artırdığımız pazarlar. Bunlar yakın pazarlar. Birde Arjantin’den Şili’ye Brezilya’dan Kolombiya’ya uzanan potansiyel pazarlarda yaşadığımız yükseliş var. Son iki yıl içinde bu bölgeye tam üç kez gittik. Her gittiğimiz de başarımızı katladık. Gelecek yıl yapılacak Brezilya ve Kolombiya fuarlarında eminim rekor katılım ve ticaret rakamlarına ulaşacağız. Çok az sektörde Türk tekstil sektörünün çeşitliliğini görmek mümkündür. Türk tekstili gerçekten dünyanın dört tarafında ticaret yapıyor.

Lojistik sektörü tekstil sektörünün yeni pazarlara ulaşma hedefini nasıl destekliyor ve lojistik avantajlar ihraç pazarlarının çeşitlendirilmesinde nasıl bir rol oynuyor?

Lojistik sektörünü biz taşımanın ötesinde bir organizasyon ve destek sektörü olarak görüp kabul ediyoruz. İşin nakliye ayağında Türkiye gerçekten çok önemli avantajlara sahip. Avrupa’nın yanı başında dünyanın ortasında çok iyi bir jeo-politik ve jeo-stratejik konumdayız. Kara, hava ve denizyoluyla nakliye hem kolay hem avantajlı. Kaldı ki yerli firmalar son derece güçlü ve işbirlikçi bir tutum içindeler. Ayrıca Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı firmalar da piyasaya önemli katkı yapıyor. Dağıtım, planlama, depolama, stoklama, teslimat süreçlerinde yaşanan tüm sıkıntıları münferit olarak kabul ediyoruz. Türkiye işin nakliye boyutunda çok başarılı bir ülke. Ama lojistik kavramı bundan daha geniş bir kavram ve entegre bir sektör olarak tekstil sektörünün lojistik başlığı altında edineceği daha çok kazanım var. Tedarik zinciri yönetiminin daha başlarındayız. Gelecekte bu konu hakkında daha çok düşünüyor, konuşuyor olacağız.

Lojistik üs olmaya özel sektör öncülük yapacak

Türkiye’nin bulunduğu coğrafi konum itibariyle lojistik üs olmak için önemli bir avantaja sahip olduğunu vurgulayan İTHİB Başkanı İsmail Gülle, burada önemli olanın bunun yasal ve finansal düzeyde arka planının oluşturulması olduğunu söylüyor. Gülle, “Türkiye finans merkezi de olur, teknoloji merkezi de olur ve elbette bir lojistik merkez de olur. Kaldı ki pek çok firma bizim sektörümüzde de bunu başarıyor. Ama özel sektörün hızı ve esnekliği çoğu zaman yasal düzenlemelerin önünde gidiyor. Bizce olacak olan şudur. Firmalar kendi inisiyatifleriyle belli mesafeler kat eder, bu durumu bir rekabet avantajı haline getirirler oluşan baskıya göre bu durum yasal çerçeveye oturur ve sektörün geneline yayılır. Yine böyle olacaktır ve piyasa modeli içinde ele alındığında işlerin biraz da böyle gitmesi normaldir” diyor.  




SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz