Banner



MAN Türkiye Lojistik Grup Müdürü Ufuk Doğrusöz: Otomotivde lojistiği yönetmek puzzle gibidir
Otomotiv sektöründe tedarik zinciri kurgusunun, oldukça karmaşık ve bir o kadar da kontrol dışı etkenlere bağlı olduğuna dikkat çeken MAN Türkiye Lojistik Grup Müdürü Ufuk Doğrusöz, “Hep çok bilinmeyenli denklem çözmek, hep mümkün olduğu kadar tüm olasılıkları hesap etmek zorundasınızdır. Binlerce parçalık bir puzzle çözmek gibi”  diyor. 




ufuk_dogrusoz_man250 yılı aşan köklü geçmişi ile dünyanın üretim ve mühendislik devi MAN’ın Almanya dışındaki ilk üretim tesisi olarak 1966 yılında faaliyete geçen MAN Türkiye, günümüzde MAN’ın en büyük otobüs üretim merkezi konumuna geldi. Yıllık kapasitesi 3 bin 500 otobüs olan MAN Türkiye, MAN’ın dünyadaki 6 üretim tesisinden biri ve en büyük otobüs fabrikası olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Başkent Ankara’nın Akyurt İlçesi’nde bulunan dev üretim merkezinde MAN ve NEOPLAN markaları için şehir içi, seyahat ve orta mesafe otobüsler geliştiriliyor ve üretiliyor. MAN Türkiye fabrikası, aynı zamanda entegre ve kompakt yapısıyla da dikkat çekiyor. Fabrikada, bir kapıdan giren profil, uzun dayanımlı iskelet haline getirilip, kataforez kaplanarak, montaj ve takip eden fonksiyonel testlerin ardından diğer kapıdan otobüs olarak çıkıyor. Başta Avrupa Birliği olmak üzere dünyanın 45 ülkesine ihracat yapan MAN Türkiye, kesintisiz hale getirdiği lojistik süreçleriyle de rekabet gücünü arttırıyor.
MAN Türkiye Lojistik Grup Müdürü Ufuk Doğrusöz, özellikle otomotiv sektöründe tedarik zinciri kurgusunun, oldukça karmaşık ve bir o kadar da kontrol dışı etkenlere bağlı olduğuna dikkat çekiyor. Hava şartları, yol şartları, yurt dışından gelen malzemeler için gümrükte yaşanabilen problemler ve daha birçok etkenin mevcut olduğunu aktaran Doğrusöz, “Kontrol edilemeyenler ile süreci yönetmeye çalışmak bu işin zorlu tarafı. Hep çok bilinmeyenli denklem çözmek, hep mümkün olduğu kadar tüm olasılıkları hesap etmek zorundasınızdır. Öte yandan bu büyük zorluk, üstesinden geldikçe işi yapan açısından da aynı ölçüde büyük bir keyif kaynağıdır. Binlerce parçalık bir puzzle çözmek gibi” diye konuşuyor.

SÜREÇLER KESİNTİSİZ HALA GETİRİLDİ
MAN Türkiye, lojistik süreçlerini nasıl yönetiyor?
MAN, global gücünü lojistik partnerlerinin seçiminde de etkin bir şekilde kullanıyor. Bu sayede alanında başarılı lojistik partnerler ile çalışıyoruz. Doğru partner ile çalışmanın avantajını da; operasyon alt detaylarını partnerlerimize bırakma, ancak belirlenen göstergeler ile performansı takip etme şeklinde kullanıyoruz. Göstergelerimiz hedefin altında kaldığında partnerlerimizle ortak tedbirler alarak tekrar beklenen noktaya geliyoruz. Burada anahtar yaklaşım, “doğru işi doğru partner ile yapmak” denebilir. Tedarik zincirinin mükemmelliği tam şeffaflıktan geçiyor. Bu konuda hem biz hem de lojistik partnerlerimiz, IT yatırımları ile tam şeffaf, izlenebilir bir lojistik süreci yönetebiliyoruz.  Tüm bunların doğal sonucu olarak da, kesintisiz bir lojistik akış elde edebiliyoruz.

Bu yıl ne kadarlık bir sevkiyat öngörüyorsunuz? Sevkiyatlarda hangi taşıma modlarını kullanıyorsunuz?
2018 için ön görümüz yılı yaklaşık 10.000-12.000 adet treylerlik taşıma ve tahliye ile tamamlamak yönünde. Başlıca tercih ettiğimiz taşıma modelleri karayolu, Ro-Ro gemileriyle denizyolu, havayolu ve sınırlı sayıda intermodal çözümlerdir. Tercihlerimizi dinamik olan koşullara bağlı olarak süre ve maliyet ekseninde belirliyoruz. Bu doğrultuda ihtiyaçlara karşılık oldukça esnek ve dinamik bir yapı içerisinde hareket ediyoruz.

Lojistik şirketlerinden ne tür hizmet alıyorsunuz?
İş ortaklarımızı bağlı olduğumuz VW grubunun “global sourcing” süreci doğrultusunda belirliyoruz. Milk-Run taşıma operasyonları, Münih’teki konsolidasyon merkezimiz (hub), veri yönetimi ve bazı malzemelerin elleçleme operasyonları, JIT/JIS gibi düzenlemelerin etrafında lojistik süreçlerimizi birden fazla hizmet sağlayıcısı paydaşlarımız ile birlikte yönetiyoruz.

LOJİSTİK AJANDASINDA İKİ BAŞLIK VAR
Lojistik ajandanızda hangi başlıklar var?
Ajandamızda iki konu öne çıkıyor. Bunlardan birisi Endüstri 4.0. Tüm fiziki malzeme akışını eş zamanlı olarak dijital ortamda izlenebilirlik seviyesini daha da artırarak, her geçen gün daha kompleks hale gelen iş süreçlerini esnek bir karar destek mekanizması içerisinde yönetmeyi hedefliyoruz. Bir diğer öne çıkan konu ise; hepimiz için her geçen gün daha da önemli hale gelen çevre. Geri dönüşümü destekleyen ve geliştiren yardımcı ekipmanların kullanımını artırmak ve çevreye duyarlı taşıma ve dağıtım ekipmanlarının yayılımını sağlamak önceliklerimiz içerisinde yer almaktadır.

Tedarik zinciri yönetiminin otomotiv sektörü için önemi nedir?
Otomotiv, bant üretim şekli ile lojistik açıdan zamana karşı yarışılan ve yine lojistik açıdan yüksek kalite beklentisi olan bir sektördür. Bu nedenle büyük önemi olan tedarik zincirinin bir bütün olarak ve kusursuz şekilde akması şarttır. Zincirdeki kopmalar, gecikmeler gibi en ufak aksaklıklar dahi bant üretiminde çok büyük mali kayıplara neden olabilmektedir. Otomotiv sektöründe ürün maliyetinin içerisinde lojistik kayda değer bir kalemdir. Bu sebep ile sektörde rekabetçi olabilmek için lojistik süreçlerin doğru kurgulanmış olması ve kaliteden ödün vermeden doğru lojistik iş ortakları ile çalışılması son derece önemlidir.

ENDÜSTRİ 4.0 YENİ BİR ÇIĞIR AÇACAK
MAN Türkiye Lojistik Grup Müdürü Ufuk Doğrusöz, Türkiye’de geçen yirmi yılda otomotive sektörünün çok büyük bir yol kat ettiğini, bu gelişime paralel olarak lojistik sektörünün  de ilerlediğini söylüyor. Artık sadece nakliyecilik yapan değil, depolama, paketleme, sıralama gibi tüm lojistik operasyonları yapabilen, ana sanayilerin içerisinde operasyonlar yürüten lojistik şirketleri olduğunu vurgulayan Doğrusöz, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ana sanayilerden öğrenilen verimlilik, sürekli iyileştirme (kaizen), kendi yazılımını geliştirebilen, süreçlere hâkim olmak için tam şeffaf operasyon yürütebilen lojistik firmaları var. Otomotiv sektöründe de yeni bir dönem açacak olan Endüstri 4.0 hamlesi, lojistik sektöründe de yeni bir çığır açacaktır. Türkiye’deki lojistik firmaların da bu trene binmesi ve dünyaya paralel yatırımlar yaparak Endüstri 4.0 kompartımanında yerini alması şarttır. Tabii ki lojistik firmalarının sadece kendilerini geliştirmeleri tedarik zincirinin mükemmelliği için yeterli olmuyor. Sürecin içerisinde kullanılan yollar, raylı sistemler, limanlar, gümrükler de sürecin doğru işlemesinde oldukça önem arz etmekte. Kısaca kullanılan alt yapıların da gelişimi elzemdir. Maalesef, daha çevreci, daha hızlı ve daha ucuz lojistik süreçleri gerçekleştirmek için ülkemizde altyapı tam anlamıyla yeterli değildir. Kamu tarafında bu konuda orta ve uzun vadeli gelişim planları yapıldığını biliyoruz. Buna ilave olarak lojistik firmalarının da, küresel pazarda yer almak için, sürecin destekçisi ve takipçisi olması gerekmektedir.”

 

 

 

 

 

 

 






SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz