Banner



Ford Otosan akılı tedarik zinciriyle fark atacak
Ford Otosan, tedarik zinciri ve lojistikte başlattığı dijitalleşme, otomasyon ve inovasyon projeleriyle hem verimliliğini hem de süreçler üzerindeki kontrolünü artırmayı hedefliyor. Gelişen teknolojilerin ve bilginin işlenerek aksiyona en hızlı dönüştürülebileceği sektörün lojistik olduğuna dikkat çeken Ford Otosan Sözleşme Yönetimi ve Araç Lojistiği Yöneticisi Fatih Kılınç, rekabette tedarik zincirinin etkin yönetiminin fark yaratacağını söyledi.




fatih_kilinc_fordFord Otosan tedarik zinciri süreçlerini nasıl yönetiyor? Bu alandaki yapılanmanızdan söz eder misiniz?
Tedarik zincirinden söz ettiğimizde çok geniş alana dokunmuş oluyoruz. Ürünün yaşam döngüsünü de kapsayan, malzemelerin üretim tesisine kadar geçen süreçler ile, araçlarımızın müşteriye ulaşana kadarki akışın tamamından söz ediyoruz. Satınalma Genel Müdür Yardımcığı ile Malzeme Planlama ve Lojistik Genel Müdür Yardımcılığı (MP&L) bu süreçlerde aktif rol oynamaktadır. Malzeme akışının yönetimi Malzeme Planlama ve Lojistik Genel Müdür Yardımcılığı’ndadır. MP&L, kısa ve uzun dönem üretim planlaması, envanter ve proje yönetimi, üretim malzemelerinin imalatçılarımızdan üretim tesislerine ve sonrasında hat kenarına akışını yönetmektedir. Ürettiğimiz araçların yurtiçi ve yurtdışına olan sevkiyatların sorumluluğu da yine MP&L’dedir.

MULTİMODAL %25’E VARAN TASARRUF SAĞLADI
Lojistik süreçlerinizi iyileştirmeye dönük attığı adımları anlatarak, elde ettiğiniz kazanımları rakamsal verilerle açıklayabilir misiniz?
Lojistik süreçlerinde lider olma hedefi ile hareket ediyoruz. Alternatif rota, ekipman, teknoloji ve yöntemleri yakından takip edip geliştiriyoruz. Tedarik zinciri akışını “origin-based network design” yöntemini kullanarak yerinde eniyileme ile tasarlıyoruz. Senede bir ya da iki kez şekillenen bir yapıdan daha çok envanter, lojistik, depolama gibi zincirdeki tüm etkenleri göz önüne alan, her gün gelişen ve yaşayan bir süreçtir. Avrupa ile Türkiye arasındaki ilk blok tren uygulamasını 2003 yılında başlamıştık. Bu sayede mevsimsellik ve maliyet dalgalanmalarından çok az etkilenerek envanterimizi düşürdük. İntermodal taşıma, seviyesinde bir maliyet avantajı sağlayabilmektedir. 2013 yılında ise Türkiye’deki tren yolu altyapı çalışmaları nedeniyle rotamızı Trieste üzerinden multimodale kaydırdık. Sevk frekansının günlük olması bu rotada %25’e varan envanter tasarrufuna, Avrupa’da intermodal yöntemlerin desteklenmesi ise özellikle ağır malzemelerde yüklerin eniyilemesine yardımcı olmuştur.
Dünyada otomotiv sektöründe Batı’dan Doğu’ya doğru bir kayma yaşanmaktadır. Buna bağlı olarak da Avrupa’da tek ağırlık merkezinden çoklu ağırlık merkezlerine kayma gerçekleşmiştir. Biz de konsolidasyon merkezlerimizi bu dinamiğe uygun olarak çeşitlendirmiş bulunuyoruz. Macaristan, Polonya ve Romanya’da yeni konsolidasyon merkezleri ile yükümüzü merkezinde uygun ekipman ile eniyiliyoruz. Yurtiçinde kullandığımız dinamik Milk-Run planlamasında ve sürecin takibinde ise gelişen ve artık yatırım yapılabilir seviyeye gelen teknoloji kullanımını artırmayı hedeflemekteyiz. RFID etiketlerinin kullanılması ve ekipmanlardaki GPS’den alınan lokasyon bilgilerine ait verilerin akıllı bir şekilde işlenmesi ile süreçlerimizde ciddi verimlilik yakaladığımızı görüyoruz.

Sevkiyatlarda hangi taşıma modlarını kullanıyorsunuz? Lojistik şirketlerinden ne tür hizmetler alıyorsunuz?
Fabrikalarımıza bizim organize ettiğimiz günde 300 civarı ünite girişi olmaktadır. İthalde multimodal, yurtiçinde ise Milk-Run yöntemi ile ilerliyoruz. İthalat ve ihracatta karayolunu düşük bir oranda da olsa kullanıyoruz. Türkiye’de Edirne-Kocaeli arasındaki altyapı çalışmalarının tamamlanması ile intermodal servisinin gelişeceğini düşünüyorum. 
Lojistik süreçlerimizde salt lojistik servisi dışında planlama ve geliştirmenin de yer aldığı 3PL ve 4PL hizmetleri alıyoruz. Firma seçiminde, birlikte yürümeden önce ilgili süreç ve teknik detayların çok iyi anlaşılmasına önem veriyoruz. Simulasyonlarla hedef KPI’lara ulaşılması için bir yol haritası olduğundan emin olmak istiyoruz.

VERİMLİLİK ARTIYOR RİSK AZALIYOR
Dijitalleşme, otomasyon ve inovasyon alanlarında başlattığımız çalışmalar neler?
Dünyada üretim endüstrisini bu sıralar Endüstri 4.0 meşgul etmektedir. Uzakdoğu işçilik maliyetleri ile rekabet etmek ve üretim ağırlık merkezinin daha fazla Uzakdoğu’ya kaymasına engel olmak amacıyla gelişen teknolojileri en üst düzeyde kullanarak maliyet avantajı yakalanmak istenmektedir. Bu değişimin en hızlı yaşandığı faaliyet alanlarından birisi de tedarik zinciridir. Ford Otosan Malzeme Planlama ve Lojistik olarak bizler de dijitalleşme, otomasyon ve inovasyon alanlarında başlattığımız projelere hız vermiş bulunmaktayız. Kendi kaynaklarımızı kullanarak inovatif yaklaşım ile hem verimlilik hedefliyor hem de tedarik zinciri üzerindeki kontrolümüzü artırıyoruz. Ford Otosan laboratuvarımızda Amerika ve Brezilya’ya sevkiyatını yaptığımız parçalara ait paketlemeleri farklı taşıma modlarına göre yol sarsıntı, basınç ve iklimlendirme ve düşme testi gerçekleştirilmiştir. Buradaki amacımız farklı taşıma modlarına en uygun paketlemenin tespit edilmesi, hasar ve müşteri şikayetlerinin ortadan kaldırılmasıdır. Elde ettiğimiz sonuçların son derece olumlu olması ile birlikte Türkiye’de bu seviyede uygulaması bulunmayan Paketleme Test Merkezimizi açarak Türkiye’deki diğer firmalara da hizmet veren bir yer haline getirdik. Diğer inovatif çalışmalarımızdan birisi ise Akıllı Tartım Sistemidir. Mühendislerimiz parça ihraç ettiğimiz diğer Ford fabrikalarına sevkiyatlarda istatiksel proses kontrol tekniklerini kullanarak öğrenen akıllı tartım algoritmasını geliştirdiler. Bu sayede imalatçılarımızdan gelen parçaların paketlerini açmadan herhangi bir eksik / fazla olup olmadığını rahatlıkla tespit edebilir seviyeye gelmiş bulunmaktayız. Bu sistem ile de SOLAS’a tam uyumu da çok hızlı gerçekleştirilmiştir.
Ford Otosan’ın dijitalleşme vizyonuna giden yolda çalışanları, müşteri ve bayilerimizi, imalatçılarımızı, üretimimizi ve ürettiğimiz araçları “bağlı” hale getirilmesi yer almaktadır. Malzeme Planlama ve Lojistik olarak bizler de tedarik zincirinin birbirine bağlı olması için dijital transformasyon platformuna odaklanmış bulunmaktayız. Burada ulaşmak istediğimiz hedef, tedarik zinciri malzeme akışında en kritik nokta olan bilgiye otomatik olarak gerçek zamanlı uçtan uca sahip olmak ve katma değer yaratacak şekilde işlemektir. Tek bir platformda toplanacak ve işlenecek olan bilginin; İmalatçı Üretim Planı ve Stok Durumu, Sevkiyat Takip ve Yönetim Sistemi ile Tam Zamanlı Stok Yönetimi olmak üzere üç sacayağı bulunmaktadır.

Bu sacayaklarından kısaca söz eder misiniz?
İmalatçı Üretim Planı ve Stok Durumu: Tam zamanında teslimat ve minimum stok polikası ile çalışan otomotiv sektöründe herhangi bir aksilik olması durumunda çevik bir yapı ile tepki vermek sürdürülebilirlik açısından kritiktir. Bu amaçla tedarikçilerimizin bu kritik parçalardaki üretim programı ve elde bulundurduğu stok seviyesi alınacak aksiyon için son derece önemlidir. Bu yapının bize sağlayacağı faydalar; tedarikçilerimizde dijitalleşme seviyesinin artırılması, üretim kaybı riskini minimum seviyede tutmak, tam zamanlı planlama ve sevkiyat ile bakiye ve kritik parça takibini gerçekleştirmek, esneklik seviyesini artırarak reaksiyon zamanını düşürmek, operasyon için harcanan zamanı azaltmak ve araç takip sistemi ile entegrasyonunu sağlamaktır.
Sevkiyat Takip ve Yönetim Sistemi: Diğer sacayağı olan yapı ise imalatçılarımızdan gerçekleştirdiğimiz sevkiyatları anlık olarak takip edilmesini sağlamak amacındadır. Parça sevkiyatlarında kullandığımız Milk-Run yapısında sevkiyatı gerçekleştiren ekipmanların önceden planlandığı noktada tam planlandığı anda olması, verimlilik ve üretim sürdürülebilirliği açısından kritiktir. Bir araç ortalama 3 imalatçı uğradıktan sonra, boşaltma alanlarında da üç farklı noktada boşaltma yapmaktadır. Herhangi bir noktada yaşanan gecikme zincirin kapmasına sebep olarak zaman penceresindeki diğer alanların planını bozmaktadır. Bu durum bir kartopu gibi büyüyerek tüm sistemin etkilenmesine ve ilave mesai ve özel araç sevklerine sebep olmaktadır. Bu yan etkilerin ortadan kaldırılması için doğru bilginin ve takibin gerçek zamanlı verilerle yapılması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bayrak toplama mantığı ile parça taşıma sehpalarını alan bir ekipmanın yolda hangi noktalardan ne zaman geçmesi gerektiği belirlenir ve eğer toplaması gereken bayrağı zamanında almazsa sistem sapmanın farkına vararak kullanıcının aksiyon alması için erken uyarı sistematiği geliştirir.
Tam Zamanlı Stok Yönetimi: Sacayağı son ayağını ise imalatçı ve fabrika stok seviyesini yoldaki malzemelerle birlikte tam zamanlı olarak takip etmeyi sağlamaktadır. Malzemenin fabrikaya olan tedariğinde imalatçının hattından fabrika hattına olan yolculuğunda ilave her elleçleme katma değer yaratmamaktadır. Bu noktada doğru malzemenin doğru taşıma sehpası ile doğru ekipmana planlanan zamanda yüklenmiş olması gerekmektedir. Teknolojinin gelişmesi paralelinde ilk yatırım maliyetleri de kabul edilebilir seviyelere gelmiştir. RFID teknolojisi sayesinde tedarikçilerimizden yüklenen bir malzemenin kim tarafından hangi ekipmana ne zaman yüklendiği anlık olarak takip edilebilmekte, malzeme herhangi bir ilave doğrulamaya gerek kalmadan fabrika kabulü gerçekleştirilebilmektedir. Fabrika içersinde adresleme, stok besleme ve ekipman verimlilikleri de aynı teknoloji entegrasyonu ile sağlanabilmektedir.
Sektörde tedarikçilerin lojistik faaliyetleri de dikkate alındığında ürün içindeki lojistik maliyeti ’u bulabilmektedir. Türkiye otomotiv sanayiinde dünya çapında rekabette tedarik zincirinin etkin yönetimi fark yaratacaktır. Gelişen teknolojilerin ve bilginin işlenerek aksiyona en hızlı dönüştürülebileceği sektör ise lojistiktir.

 

 






SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz