Denizcilik de öncelikli sektörler arasına alınmalı
Ömer Faruk Bacanlı / DTD Genel Sekreteri




omer_faruk_medlogTürkiye'nin üç tarafının denizlerle çevrili olması denizyolu taşımacılığı yapılmasına imkan vermektedir. Bu avantaj sayesinde ülkemizin de denizyolu taşımacılığı alanında önemli bir noktada olmasını sağlamaktadır. Denizyolu taşımacılığı özellikle sanayi hammaddesini oluşturan çok büyük miktarlardaki yüklerin bir defada bir yerden diğer bir yere taşınması imkânını sağlaması, güvenilir olması, sınır aşımı olmaması, mal zayiatının minimum düzeyde olması, çevreyi en az kirletmesi, yolcu-km ve ton-km başına tükettiği enerjinin en az olması, diğer kayıpların hemen hemen hiç olmaması, havayoluna göre 14, karayoluna göre 7, demir yoluna göre 3,5 kat daha ucuz olması nedenleriyle dünyada en çok tercih edilen ulaşım şeklidir. Bunun yanı sıra denizyolu ulaştırmasında hızın düşük olması, ulaşım ağı kurmanın doğal koşullara bağlı olması nedeniyle çok kısıtlı olması, terminallerin, suyollarının tesis ve kanalların yeterlilik durumlarının ulaşımın esnekliğini sınırlandırması, terminallerdeki muhtemel trafik sıkışıklıkları sistemin dezavantajları olarak sıralanabilir.
Dünya ticaretinin ithal ve ihraç yüklerinin % 75’i denizyoluyla taşınmakta ve dünyada denizyoluyla gerçekleştirilen uluslararası ticaret hacmi her geçen gün hızla artmaktadır. Deniz taşımacılığı sektörü ülkenin ithalat ve ihracat artış ve azalışlarına ve hatta dünyadaki mal değişimlerine paralel olarak değişkenlik yaşayan bir sektördür. Türkiye’mizde; TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) verilerine göre 2015’te 351,05 milyar USD dış ticaret istatistiklerinde; denizyolu %57,6 (202,44 milyar USD) ile en önde yer almıştır. Denizyolunu  %23,09 (81,07 milyar USD) ile karayolu, ,61 (37,24 milyar USD) ile havayolu, %8,55 (28,77 milyar USD) ile diğer taşıma metodları izlemektedir. Demiryolu burada %0,5 (1,97 Milyar USD) ile gelişmiş ülkelere göre çok geri planda kalmıştır.
8.300 km kıyı şeridine sahip ülkemizde bulunan 176 adet liman ve iskelemizde direkt demiryolu bağlantısı var mıdır diye baktığımızda, ne yazık ki burada da durum pek iç açıcı değildir. Haydarpaşa, Derince, İskenderun, Samsun, İzmir, Bandırma, Zonguldak, Tekirdağ ve Mersin limanlarında direkt demiryolu bağlantısı mevcuttur. Gelişmekte ve ciddi boyutta yük taşımacılığı yapılan Gebze, Trabzon, Gemlik, Antalya, Güllük, Aliağa gibi limanlarımızda hala demiryolu direkt bağlantısı mevcut değildir. Konteyner taşımacılığı ile yapılan ticarette ufak limanlar yetersiz kalmaktadır. Yeterli kapasitedeki limanların da çoğunluğunda demiryolu bağlantısı bulunmamaktadır.
Örneğin; Marmara Bölgesi’nde, 2 senedir kapalı olan boğaz geçişinden dolayı Türkiye’nin Anadolu-Avrupa yakası arasında demiryolu ile geçiş mümkün değildir. Bu bağlantı tren-ferry ile Derince-Tekirdağ arasında yapılsa da çok pahalı olması sebebiyle taşımacılık yapan firmalar tarafından pek cazip bulunmamaktadır. Gebze bölgesinde hizmette olan Yılport, Evyap Port, Dubai Port Liman’larının direkt demiryolu bağlantısı olmaması şaşırtıcı olmakla beraber bu limanlar konteyner taşımacılığı açısından çok kullanılmaktadır. Avrupa yakasında ise Ambarlı’da bulunan limanlar (Marport, Kumport, Akçansa, Mardaş gibi) aynı şekilde demiryolu direkt bağlantısı yoktur. Tekirdağ’da ise Tekirdağ Liman’ı direkt bağlantısı ile ön plandadır. Yakın zamanda faaliyete geçmiş olan Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın da en büyük 10 limanından biri olan Asyaport’un yakınında bir demiryolu terminali bulunmamaktadır.
Türkiye’deki demiryolu bağlantılı limanlar aşağıdaki haritada gösterilmektedir. Doğu Karadeniz ve Batı Akdeniz bölgelerinde demiryolu hattı olmamasından dolayı denizyolu taşımalarını direkt karayolu ile sahalarına getirme gereksinimi bulunmaktadır. Demiryolu olmayan limanların karayoluna mecbur kalmak zorunda olması firmaları nakliye maliyeti konusunda çok bağımlı ve alternatifsiz bırakmaktadır. Bu konudaki en çarpıcı örnek; Avrupa’nın en büyük limanlarından biri olan Hamburg Limanı’nın direkt demiryolu bağlantılı terminaliyle müşterilerine hizmet vermekte olmasıdır. Hamburg Limanı’nda demiryolu ile günlük 200 yük treni, 5000 vagon ile yılda 2 milyon TEU, yaklaşık 44 milyon ton yük giriş ve çıkışı yapılmaktadır. Türkiye’de ise taşınan toplam yük TCDD verilerine göre 27 milyon ton civarındadır. Bu örnek açıkça liman bağlantılarının ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
Denizyolu taşımacılığı, sadece liman kentlerinin ve uygun akarsu tesislerinin faydalanabildiği bir taşıma türü değildir. Birden fazla taşıma yolunun birlikte kullanılabilmesi sayesinde denize çok uzak bir kent ya da ülke de diğer bir ülkeden yola çıkan mala kolaylıkla ulaşabilmektedir. Bu sebeple limanlardan iç bölgelere demiryolu, karayolu, havayolu gibi çeşitli karma yöntemler oluşturulmuştur. Özellikle gelişmiş ülkelerde bu şekilde yürütülen karma taşımacılık yöntemlerinden önemli ölçüde yararlanılmaktadır.
Ülkemizde 1950 yılına kadar doğru bir tercih olarak demiryolu ve denizyoluna ağırlık veren politikalar benimsenmiştir. 1950 yılından sonra en pahalı taşıma türü olan karayolu taşımacılığını destekleyen politikalar her hükümet döneminde devam ederek Türkiye’de ulaşım karayoluna bağımlı hale getirilmiştir. Böylece günümüzde yapılan yurtiçi taşımacılık dengesiz, pahalı ve sağlıksız bir yapıya dönüşmüştür. Fakat son yıllarda uluslararası rekabetin yoğun olarak hissedildiği denizyolu taşımacılığında ülkemiz sektörü gün geçtikçe gelişme göstermektedir.
Ulaştırma bir bütün olduğundan ülke hedefleri, gereksinimleri ve potansiyelleri ile örtüşecek biçimde ulaşım türlerinin birbirinin rakibi olmadan, birbirini besleyecek ve tamamlayacak şekilde bütünleşmesinin gereği açıktır. Denizyolunun, demiryolu ve karayoluyla bütünleşmesi ile oluşan taşıma zinciriyle malların kısa sürede, ekonomik ve güvenli olarak taşınması sağlanmaktadır. Birden fazla taşıma türünün entegrasyonuyla yapılan ve artan bir hızla yaygınlaşan kombine taşımacılıkta birim yük kavramı ile konteyner ve Ro-Ro taşımaları artmakta böylece eskiden limandan-limana olan taşımacılık anlayışı alıcıdan satıcıya direkt teslim şekline dönüşmüştür. Coğrafi konum avantajımızın etkisiyle, denizcilik sektörü Türk ekonomisi için oldukça büyük bir potansiyel olma özelliğini korumaktadır. Dünya çapında ekonomik güç sahibi ülkelerin, gerek bu güce erişebilmeleri, gerekse aynı gücü koruyabilmelerinde denizcilik olanaklarını kullanabilme becerilerinin rol oynadığı bir gerçektir. Ülkemizde, uluslararası bir faaliyet olan ve milli güç unsurlarını doğrudan etkileyen denizciliğin öncelikli sektör olarak değerlendirilmesi gereklidir. 
 




SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz