Mobilyacılar ABD’deki ihracat bayrağını lojistik üsle yükseltecek

2023’te ihracat performansıyla globalde ilk beş arasına girmeyi hedefleyen Türk mobilya sektörü, dünyanın en büyük mobilya ithalatçısı olan ABD pazarına dört koldan nüfuz etmeye kararlı.





mobilya_lojistik.jpg

ABD/Kuzey Amerika pazarında bir lojistik üssü kurmak için çalışmalara başladıklarını açıklayan Mobilya Sanayi İşadamları Derneği Genel Sekreteri Barış Görgüç, “Lojistik üs ile bölgesel penetrasyon yoluyla ihracatımızı artıracağız” diyor. 

Türkiye’nin seksenli yıllar ve doksanlardaki dinamizminden gereğince pay alamayan mobilya sektörü yeni binyılla birlikte yeni bir evreye girdi. Özellikle 2005’ten sonra güçlenen ihracat hacmi sektörü adeta evrimleştirdi. “İnanılmaz bir dönüşüm gösteren mobilya sektörü artık dünyanın her yerinde kabul gören kalite-estetik-maliyet süzgecinden tasarımdaki başarıyla daha kolay geçiyor” diyen Mobilya Sanayi İşadamları Derneği Genel Sekreteri Barış Görgüç, bu durumun ihracat tablolarına da yansıdığına işaret ediyor. 2003 yılında 430 milyon USD olarak sektör ihracatının 2011 sonunda 1.7 milyar USD seviyesini aştığına dikkat çeken Görgüç, 2012 beklentisinin artık 2 milyar USD olduğunu açıklıyor. Görgüç, 2012 yılının önemli bir kilometre taşı olacağını da ifade ederek, “2013 yılı için 2.5 milyar dolar ihracatı karşılayacak özgüvene sahibiz. Şu anda ihracat sıralamasında dünyada ilk 20 ülke içine güçlükle girerken 2023 yılı için hedefin ilk beş arasında yer almak olduğu akıldan çıkartılmamalı… Zira bölgesinde bir çekim merkezi olan Türkiye’nin tasarım üreten, trend belirleyen sektörü mobilya daha azını hak etmiyor” şeklinde koşuyor.

Yeni pazarların anahtarı lojistik

Mobilya sektörünün ihracattaki ülke yelpazesi hakkında da bilgi veren Görgüç, ihracatçıların Batı Avrupa ülkelerindeki azalan talebi Rusya, İran ve Irak gibi yakın coğrafya ve sınır komşularıyla dengeleyebildiğini anlatıyor. Görgüç, tekrar istikrarı bulmaya başlayan Kuzey Afrika ile orta vadede ciddi imkanlar vadeden Nijerya, Güney Afrika gibi bölgesel açıdan önemli ülkelerin de ihracat beklentilerinin artarak gerçekleşmesinde büyük rol oynadığını düşünüyor.

Bununla birlikte Görgüç’e göre Arap Baharı ihracatta yeni ivme kazanan ülkelerden başta Libya olmak üzere bazı pazarlarda geçici olarak kayba yol açtı. “Ancak 2012 ile birlikte elimize gelmeye başlayan bilgiler durumun değişmeye başladığını ve yeniden imar hamlesine girişilen Libya’dan ciddi talep artışı olduğu noktasında” diyen Görgüç, özellikle 2011’in ikinci yarısından itibaren Suriye konusundaki talep daralmasına işaret ediyor.
Buna karşın Türk mobilyacılarının ihmal edilmemesi gereken iki pazar olan Hindistan ile Güney/Kuzey Amerika’ya henüz yeterince nüfuz edemediğinin altını çizen Görgüç, MOBSAD’ın bu konudaki girişimleri hakkında ise şu önemli açıklamaları yapıyor: “Hedef ülkeler arasında, özellikle dünyanın en büyük mobilya ithalatçısı olan ABD pazarına özel bir proje yürütüyoruz. MOBSAD olarak ABD’ye ilk etapta bir lojistik üssü kurarak bölgesel penetrasyon yoluyla ihracatımızı bir miktar bu yöne kaydırma çalışmalarını sürdürüyoruz.  Bununla birlikte yakın coğrafyamızdan Dubai, Moskova ve Bakü örneklerinde gördüğümüz pratik uygular ile üyelerimize gerekli lojistik katkıları sağlıyoruz. Ancak asıl hedefimiz, kurma noktasına geldiğimiz Sektörel Dış Ticaret Şirketi ile tüm bu çalışmaları bütüncül bir yaklaşımla ele alıp tek elden yürütmek.”

 

Navlun desteği doping etkisi yaratır!

ABD’nin yanısıra yakın komşuları Meksika ve Kanada’nın da mobilyacılar açısından büyük ve iştahlı pazarlar olduğunu vurgulayan Görgüç, firmaların bu destinasyonlardaki performanslarının henüz istenen seviyeleri yakalayamamasında lojistik engellerin etkili olduğu görüşünde: “Başlıca sebep navlun giderleri gibi gözükmekle birlikte tedarik zincirinde yaşanacak zamanlama sorunları da üreticilerimizi bir miktar geride tutuyor. Yine de navlun desteği verilmesi gibi bir talebi olan mobilya sektörünün bu beklentisinin karşılık bulması kısa vadede ihracata adeta doping olabilecek kadar hızlı sonuç verecektir. Özel sektörün önderliğinde dünyada plantasyon ormancılığının gelişmesiyle ortaya çıkan FSC gibi sertifikasyonların talebi ise pratikte Türk firmalarının önünde engeldir. Zira Türkiye’de tek resmi orman sahibi bizzat devletin kendisidir. Eldeki ormanlarda doğal ormandır. İhracatçılar Birliği ve Mobilya Sektör Meclisi kanalıyla da konu gündemde tutuluyor.”

 

Mobilya lojistiğinde uzman şirket sayısı az

“Devletimizden talebimiz olan navlun desteğine olumlu cevap alamadıkça kendi çözümlerimizi maliyet yükü pahasına devreye sokmamız gerekiyor” diyen Barış Görgüç, havaleli ürün şeklinde tabir edilen mobilyanın nakliyesinin ve genel anlamıyla navlun giderlerinin ihracata olduğu kadar iç piyasa için çalışan firmalara da ciddi bir zaman/maliyet etkisi oluşturduğunu ifade ediyor. Görgünç, şirketlerin lojistik süreçlerde yaşadığı konulara yönelik şu değerlendirmeleri yapıyor: “Mobilya lojistiğinde uzmanlaşmış firma sayısının yok denecek kadar az olması ve bu firmaların dahi gerekli şartları taşımayan araç ve ekipmanla çalışan ekiplerinin de sürekli sirkülasyon halinde olması önemli bir sorun. Çünkü bu durum standartlaşmış ve güvenli hizmet konusunda ilerleme sağlamamız gerektiğini gösteriyor. Mobilya üreticileri bu sorunu aşmak adına kendi araç, ekipman ve personellerini kullanma yönüne gittikçe sorunları daha da büyüyor. Sadece bu ve benzeri nedenlerle kendi lojistik şirketini kuran şirketlerin sorunları ise apayrı bir konu...”

 

Teşvik paketi ve OSB modeli

Üyelerinin büyük çoğunluğu İstanbul, Ankara, Bursa ve İzmir gibi illerde yerleşik MOBSAD açısından Nisan Ayı’nda açıklanan Teşvik Paketi’nin sektöre bir katma değer getirmeyeceğini ifade eden Görgüç, “Ancak genele bakıldığında önemli orman varlığının olduğu Kastamonu-Çankırı gibi illerin orta vadede önünü açabilecek yaklaşımlar ile desteklenirse paketin sektörel fayda sağlama olasılığı güçlenecektir” şeklinde konuşuyor. 

“Fakat bir kez daha hatırlatmakta yarar var ki bölgesinde mobilya modasını oluşturan ülkemizin zanaatkâr-tasarımcı ortaklığında yürüyen binlerce firmasını barındıran İstanbul örneğinde söyleyebiliriz ki bir İhtisas Organize Sanayi Bölgesi büyük bir kazanç olacaktır” diyen Görgüç, mobilya sektörüne artık en çevre dostu ve ekolojik üretim süreçlerinin hakim olduğunu aktarıyor.

 

Hem mobilyanın hem de lojistiğin pastası nasıl büyür? 

Mobilya Sanayi İşadamları Derneği Genel Sekreteri Barış Görgüç, mobilya ithalatındaki tırmanışı da tehlikeli buluyor. “Mobilya ithalatımız 1 milyar USD sınırına henüz hiç ulaşamasa da özellikle Çin’den yapılan 343 milyon USD tutarlı dışalım rahatsız edici… Zira tasarımla temayüz etmiş İtalya’dan 93 milyon, kalitesiyle öne çıkan Almanya’dan 88 milyon USD ile kıyaslandığında Çin’in nitelik ve nicelik olarak ithalatımızda gereğinden daha büyük bir yer tutmaya başladığını göz ardı edemeyiz” diyen Görgüç, bunun yanı sıra örnekleri yavaş yavaş Türkiye’ye de giren yabancı zincir mobilya AVM’lerinin gelişmesinin de dikkatle izlenmesi gerektiğini ifade ediyor. Görgüç’e göre yapılması gereken otomotivde kendi markası olmayan bir ülkeye gelmek isteyen bir deve verilen teşvikler gibi uzun yıllara yayılan vergi teşviki, arazi tahsisi gibi davetkâr düzenlemeler değil. “Bu zincirlerin mobilya üreticisi bir ülkeye gelirken yerli üretici ile işbirliği yapmasının özendirilmesi ile ekonomimize ve sektörümüze katkısının artmasını sağlayacaktır” diyen Görgüç, bu yaklaşımın lojistik sektörünün de iş hacmini büyüteceğini ifade ediyor.

 


“ABD ve yakın komşuları olan Meksika ile Kanada büyük ve iştahlı pazarlar olmasına rağmen Türk mobilyacılar henüz bu bölgeye nüfuz edemedi. Bunda başlıca sebep navlun giderleri gibi gözükmekle birlikte tedarik zincirinde yaşanacak zamanlama sorunları da üreticilerimizi bir miktar geride tutuyor.”

 

               

 

 




SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat