Karayolu taşımacılığı e-dönüşümle yeniden doğacak

Global lojistik arenasında intermodala doğru yönelme eğilimlerinin,  karayolu taşımacılığı açısından yeni açılımları zorunlu hale getirdiğini belirten FIATA Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve FIATA Karayolu Çalışma Grubu Başkanı Kosta Sandalcı, sektörün üzerindeki ölü toprağını operasyonlara hız kazandıracak elektronik TIR karnesi ve e-CMR gibi yeni uygulamalarla atacağını söylüyor.

 




tir.jpg

Hem yerel hem de global platformlarda yürüttüğü çalışmalarla Türk lojistik sektörünün hak ettiği yere ulaşması için çaba harcayan isimlerden biri olan Kosta Sandalcı, dünya freight forwarder sektörünü çatısı altında toplayan FIATA gibi dev bir organizasyonda üstlendiği görevlerle de Türkiye için yeni kapılar aralamaya devam ediyor. Uluslararası Taşıma İşleri Organizatörleri Dernekleri Federasyonu (FIATA) Genişletilmiş Yönetim Kurulu Üyesi ve Karayolu Çalışma Grubu Başkanı Kosta Sandalcı ile FIATA’da yürüttüğü çalışmaları ve Türkiye lojistik sektöründeki son gelişmeleri konuştuk.

 

e-CMR ile lojistik süreçler hızlanacak

Lojistik sektöründe özellikle karayolu taşımacılığına ilişkin iki yeni uygulamaya dikkat çeken Kosta Sandalcı, birinci uygulamanın elektronik TIR Karnesi, ikincisinin ise e-CMR uygulaması olduğunu söylüyor. “IRU üzerindeki ölü toprağını atmaya çalışıyor” yorumunu yapan Sandalcı, bu kapsamda Birliğin elektronik TIR karnesi geliştirmeye dönük bir atılım içinde olduğu bilgisini veriyor. Sandalcı, “Eskiden çok büyük bir hızla ilerleyen TIR karnesi kullanımı, bugün oldukça yavaşlamış durumda. TIR karnesinin karşısına T1 gümrük dokümanı gibi bir uygulama çıktı. Bu dokümanla birlikte TIR karnesinin kullanımı Avrupa’da oldukça azaldı. Bugün TIR karnesi kullanımında Türkiye hala bir numaralı ülke. Buna karşın IRU, elektronik TIR karnesi için bir atılım içinde. Zaten TIR karnesi, T1 dokümanına göre çok daha avantajlı. T1 dokümanında garantiyi freight forwarder, kamyoncular, nakliyeciler vermek zorunda iken TIR karnesinde teminatı IRU veriyor. IRU’nun verdiği yaklaşık 60 bin Euro kısıtlı bir teminat olabilir ama bu yine de hatırı sayılı bir rakam” diyor. 

IRU’nun ayrıca 27 Nisan’da yaptığı Genel Kurul toplantısında CMR’ye ilave bir madde ekleyerek e-CMR Konvansiyonu’nu kabul ettiğini ileten Sandalcı, bu uygulamanın lojistik süreçleri hızlandıracağını aktarıyor.

Sandalcı, “e-CMR tamamıyla elektronik ortamda evrak olmadan işlemlerin yapılmasını sağlıyor. Evrağın yırtılması, kaybolması, kirlenmesi, yanlış yazılması gibi olayları ortadan kaldırıyor. Olası bir hatada ise kaynağından başlayarak hatanın düzeltilmesini mümkün kılıyor. İşlemlere hız kazandıracak bu uygulamanın yaygınlaşacağını düşünüyorum” diyor. Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Litvanya, Hollanda, İspanya ve İsviçre’nin imza attığı e-CMR konvansiyonuna Türkiye’nin de kısa sürede taraf olmasının beklendiğini belirten Sandalcı, IRU’nun bu konuda FIATA’dan destek istediğini, FIATA Karayolu Çalışma Grubu Başkanı olarak kendisinin de bu konuda olumlu görüş bildirdiğini söylüyor.

 

Yeni trend intermodal taşımacılık

IRU kısmen değişik bir görüşü savunuyorsa da, global lojistik sektöründe intermodal taşımacılığa doğru hızlı bir hareketlenmenin olduğuna dikkat çeken Kosta Sandalcı, buna göre uzun mesafeli taşımaların demiryolu veya denizyolu ile kısa mesafelerin ise karayolu ile yapılmasının öngörüldüğünü belirtiyor. İntermodal taşımacılığa paralel olarak sektör açısından yeni bir trendin ise yeşil lojistik olduğunu dile getiren Sandalcı şunları aktarıyor: “Öncelikle ülkemizde intermodal taşımacılığın gelişmesi için daha fazla yatırım yapılması gerçeği kabul edilmelidir. Örneğin son süreçte bazı hatlarda yaşanan sorunlardan kaynaklı Ro-Ro projelerine yöneliyoruz, ki bu fevkalade güzel bir yaklaşım. Gene örneğin Mersin-Port Said Ro-Ro hattı gibi. Malum sorunlardan kaynaklı Irak ve Suriye neredeyse tamamen kapalı. Ürdün’e, Suudi Arabistan’a, Birleşik Arap Emirlikleri’ne, Kuveyt’e gitmemiz mümkün değil. Bu anlamda tıpkı duayenlerimizden Saffet Ulusoy’un yaptığı gibi Haydarpaşa-Trieste Hattı, Mersin-Port Said,  Mersin-İskenderiye hattını açıyoruz. Önümüzdeki süreçte bazı hatlar daha gelecek. İzmir’den Volos’a (Yunanistan), İzmir’den Selanik’e oradan tren yoluyla Avrupa’ya çıkmak gibi… Önümüzdeki altı ay içinde bunları konuşacağız. Yine Baltık ve Karadeniz’i birbirine bağlayan Viking Hattı projesi var. Bunlar gelişecek olan sistemlerdir. Dünya üzerinden lojistikte akım buna yöneliyor. Bu sistemler forwarderları da olumlu etkileyecektir.”

 

Çok sesliliğin sonucu 0 düzensizlik!

Sandalcı, Türkiye lojistik sektörü açısından en büyük sorunun koordinasyonsuzluk olduğuna da dikkat çekiyor. Bunu “Lojistiği herkes bir kenarından tutmuş çekiyor” sözleriyle özetleyen Sandalcı, “Devlet Planlama Teşkilatı’nda lojistik var, Ekonomi Bakanlığı’nda, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nda lojistik var. Her kafadan bir ses çıkıyor. Düzeninin olamadığı yerde 0 düzensizlik vardır. Düzensizliğin etrafında da bir sürü resmi kuruluş yer alıyor. Devlet Planlama Teşkilatı, Ekonomi Bakanlığı uzak dursun demiyorum. Ancak Türkiye’de bu işi yürütecek bir koordinasyon merkezinin oluşturulması şart. Bence lojistik koordinasyonu üstlenecek merci ise Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’dır. Bu koordinasyon oluştuğu zaman tüm kesimlerin görüşü alınacak, planlama buna göre yapılacak ve o yoldan yürünecektir. Oluşturulacak merkez lojistiğin bir kanunu ve yönetmeliğini de yapmalıdır. Kanun ise yargılamadan ziyade düzenleyici bir içeriğe sahip olmalıdır.”

 

Avustralyalı lojistikçiler Türkiye’de yatırım için kapıları çalıyor

Türkiye lojistik sektörüne artan yabancı sermaye ilgisini de değerlendiren Sandalcı, beş yıl içinde yerli şirket sayısının azalacağını öngörüyor. Yabancı sermaye girişinden rahatsız olan Sandalcı, “Türk şirketlerinin de dünyaya açılmaları gerekiyor. Yurtdışına açılan birkaç şirketimiz var ama devamlılık arz eden bir açılım söz konusu değil. Şirketlerimiz gitmiş İspanya’da Hindistan’da ofis açmış ama orada kalmış. Global devler ise her yerde varlar ve Türkiye’ye de geliyor. Avustralya’dan birçok büyük lojistik şirketi Türkiye’de yatırım için araştırma yapıyor. Türkiye’de bulunan yerli şirketlerdeki yabancı sermaye oranı çok az. Var olan şirketler de satılırsa yabancı hakimiyeti artacaktır. Maalesef gidişat bu yöndedir” diyor.

 

FIATA Türkiye’nin üzerine titriyor

FIATA’da da yaşanan gelişmeler hakkında da bilgi veren Sandalcı, profesyonel kadronun başına 1 Ocak 2012 itibariyle Marco Leonardo Sorgetti’nin getirilmesiyle birliğin daha dinamik bir yapıya kavuştuğunu belirtiyor. Daha önce sadece profesyonel kadro düzeyinde yürütülen çalışmaların şimdi tüm tabana yayıldığını aktaran Sandalcı, “Marco Sorgetti ile FIATA’da kalıplaşmış yapıdan çıkıldı ve yeni bir hava esiyor. Daha önce profesyonel kadro sorunları kendi başına halletmeye çalışıyordu. Kötü mü hallediyordu; Hayır! Ama şimdi yönetim kurulunun daha fazla işin içine girmesi ve görüşünün alınmasıyla daha optimal çözümlere ulaşılıyor. Bu anlamda FIATA’da bir canlanma var” diye konuşuyor.

Türkiye’nin FIATA’nın en faal üyelerinden biri olduğunun altını çizen Sandalcı, FIATA’nın Türkiye’ye verdiği önemi ise “Hem profesyonel kadrosu hem Marco Sorgetti ve ekibi hem de FIATA Başkanı Türkiye’nin üzerine titriyor” sözleriyle vurguluyor. FIATA’nın kapılarını 1995-1996 yıllarında UTİKAD üyeliğiyle açtıklarını belirten Sandalcı şunları aktarıyor: “Önce ben FIATA Karayolu Çalışma Grubu Başkanlığı’na seçildim. Daha sonra Hacer Uyarlar demiryolu, Turgut Erkeskin ise denizyolu çalışma grubuna girdi. Bunu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı ile bir adım daha ileriye götürdük. Şimdi UTİKAD olarak en büyük hedefimiz kuruluşumuzun 30. yılı olan 2016 yılında ikinci kez FIATA Kongresi’nin Türkiye’de yapılmasını sağlamak. 2002’de İstanbul’da yapılan ve 1000’e yakın delegenin katıldığı kongre unutulamayan kongreler içinde yer alıyor. O kongrede çok başarılı bir çalışma gösterdik. 15 yıl sonra yine aynı çalışmayı göstereceğiz. Türkiye’nin saygınlığı FIATA nezdinde müthiş. İnşallah bir gün bizden de bir FIATA başkanı çıkar.” 

 

Lojistik performans endeksi’nde ilk 10 hayal değil! 

FIATA Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Karayolu Çalışma Grubu Başkanı Kosta Sandalcı,

Asya ve Avrupa arasında bir köprü olan ve bu konumu FIATA tarafından da görülen Türkiye için Dünya Bankası Lojistik Performans Endeksi’ndeki hedefin ilk 10 içine girmek olduğunu söylüyor. Türkiye’nin 2011 yılında 34. sıradan 39. sıraya gerilemesinin en büyük nedenlerden birinin gümrüklerde yaşanan sıkıntılar olduğunu belirten Sandalcı, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Gümrüklerin daha modern bir yapıya kavuşturulması ile Türkiye çok hızlı bir şekilde performansını yükseltebilir. Ama bu da yeterli değil. Gümrüklerde sıkıntılar aşılsa bile Türkiye bir anda büyük bir zıplama yapamaz. Bunun için başta raylı sistemler olmak üzere altyapı yatırımlarının tamamlanması gerekiyor. Çünkü intermodal taşımacılıkta raylı sistemler en önemli taşımacılık modu konumunda. Türkiye 2023 yılına kadar altyapı yatırımlarını tamamlayarak, raylı sistemlerdeki mevcut yapısını tamamıyla ikiye katlamayı ve yenilemeyi hedefliyor. Bu yolda çalışmalar sürüyor. Mersin Limanı’nın modernizasyonu, Filyos Limanı’nın ve Çandarlı Limanı’nın bitmesi ile intermodal taşımacılığının hızlanması Türkiye’nin lojistik çehresini yüzde 100 değiştirecektir. Bu yolda ilerlememiz ve bunu başarmamız lazım. Ben kötümser değilim ve olaya da çok optimist bir bakış açısıyla yaklaşıyorum. Türkiye planlama işini başardı.  Bugün Lojistik Performans Endeksi’nde birinci sırada Almanya, ikinci sırada Singapur, üçüncü sırada Hollanda yer alıyor. Türkiye için hedef ilk 10’a girmek. Bu hedefe en az 20 yıl sonra ulaşabileceğimizi öngörüyorum.” 

 

 

 

 




SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat