(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});



Akaryakıt sektörü başarıyı lojistikle fullüyor!

Yarattığı yüksek vergi geliriyle Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörleri arasında yer alan akaryakıt piyasasında firmaların büyüme başarısının arkasında güçlü lojistik ve dağıtım ağları yatıyor. Lojistiğin akaryakıt piyasasının can damarı olduğunu belirten sektör temsilcileri, bu sürecin profesyonel eller tarafından yürütülmesinin ölçek ekonomisi yaratıp, birim maliyetlerini düşürdüğünü söylüyor.





akaryakıtAkaryakıt sektörü, 2012 yılında yarattığı 50 milyar TL vergi geliriyle ekonomiye büyük bir katkı sundu. Türkiye Akaryakıt Bayileri Petrol ve Gaz Şirketleri İşveren Sendikası (TABGİS) Başkanı Ferruh Temel Zülfikar’ın verdiği bilgilere göre piyasada bugün 14 bin civarında akaryakıt ve LPG istasyonu ile 120 civarında dağıtım firması faaliyet gösteriyor. 2011 yılında piyasanın büyüklüğü 86,6 milyar TL olarak gerçekleşti. Henüz rakamlar kesinleşmese de 2012 yılı için işlem hacminin 100 milyar TL’nin üzerinde olacağı tahmin ediliyor. Akaryakıt sektöründe bu büyümeye paralel olarak lojistik ihtiyaç da her geçen gün artıyor.

‘LOJİSTİK, SEKTÖRÜMÜZÜN CAN DAMARI’

TABGİS Başkanı Ferruh Temel Zülfikar, günümüzde ticaretin ulaştığı boyut itibariyle lojistiğin her alanda büyük bir öneme sahip olduğunu söylüyor. Akaryakıt sektörü içinde lojistiğin payının çok büyük olduğunu vurgulayan Zülfikar şunları aktarıyor: “Eskiden lüks sayılan akaryakıt ürünleri tüketiciler için artık zorunlu bir ihtiyaç haline geldi. Damarlarımız nasıl ki vücudumuzun her hücresine kan taşıyarak hayat veriyorlarsa, lojistik de sektörümüz için aynı öneme sahip olan hayati bir konudur. Sektör olarak sadece tesis ve istasyonlarımızda değil lojistik alanında da sağlık, emniyet ve çevre kurallarına muntazam riayet eden bir yapıya sahibiz. Bu nedenle taşımacılık alanında en azından sağlık ve emniyet alanında ciddi sayılabilecek bir sorunumuz yok. Ancak, tabiî ki bütün bunların bir maliyeti var. Sektörümüzde lojistiğin maliyet payının yaklaşık %60 civarlarında olduğu bilinmektedir. Şu anki yapıya göre ne yazık ki bu payın azaltılması da pek mümkün görünmüyor.”
Zülfikar, sektör açısından ADR Yönetmeliği’nin emniyet ve güvenlik kurlarını daha üst seviyeye taşıyacağını söylüyor. Türkiye’de ADR’ye geçin sürecinin çok da kolay olmayacağının işin başından belli olduğunu vurgulayan Zülfikar,  “Çünkü mevzuatın gereklerinin yerine getirilmesi için hem istihdam alanında hem de donanım bakımından önemli bir yatırım yapılması gerekiyordu. Ülkemizde ADR’ye uygun hale getirilmesi gereken 30 bine yakın araç olduğu düşünüldüğünde süreç gitgide uzadı. Tabi yapılması gerekenler bunlarla sınırlı değil, istihdamın yanı sıra mevzuatın zorunlu kıldığı eğitimler ve belgelendirme çalışmaları da önemli bir zaman alıyor. Bu bakımdan yeniden bir erteleme yapılmasını doğru buluyoruz” diye konuşuyor. 

‘PROFESYONEL ELLERE BIRAKANLAR KAZANIYOR’

Akaryakıt Ana Dağıtım Şirketleri Derneği (ADER) Yönetim Kurulu Başkanı ve Lukoil Genel Müdürü Alexander Terletskiy ise, tehlikeli madde taşımacılığında lojistik yönetiminin müşteri memnuniyeti açısından çok önemli olduğunu söylüyor. Tam da bu noktada akaryakıt sektöründe firmaların tüm kaynaklarını, süreçlerini ve hedeflerini ana işlerine yönelttikleri takdirde daha büyük ve sürdürülebilir başarılar elde edebildiklerinin altını çizen Terletskiy şunları aktarıyor: “Esas etkin oldukları faaliyetlerin dışında kalan işlerin dışarıdan kaynak kullanımı yolu ile sağlaması firmalara ciddi faydalar sağlıyor. Akaryakıt Dağıtım Sistemi ile bayiler, ne zaman, nasıl, ne kadar ürün alacakları gibi detaylarla uğraşmak yerine satışlarını artırmak için çalışmalara yöneliyor. Akaryakıt tedariği ile ilgili tüm süreçler profesyonel eller tarafından yürütülüyor. Çünkü profesyonel lojistik hizmeti veren kurumlar müşterilerinin herhangi birinin tek başına sahip olduğundan çok daha büyük bir ölçeğe sahiptirler. Bu sebeple hem satın alma maliyetleri hem de işletim maliyetleri daha düşük. Ayrıca bayi, lojistik firmasının altyapısından yararlanırken, aynı lojistik firmasına ait altyapının başka firmalarca da kullanılması ölçek ekonomisi yaratıyor ve birim maliyetlerini düşürüyor.”
Kendi nakliyelerini yapan ya da her parti ürün için ayrı anlaşma yapan firmaların nakliye maliyetlerini düşürmek ve yok satmamak için her seferde maksimum ürünü taşımayı tercih ettiğini vurgulayan Terletskiy, “Bu da gereksiz yere stok tutulmasına sebep olur. Oysa taşımalar bu alanda profesyonel firmalara bırakılınca nakliyeci firma sık olarak düşük miktarlarda sevkiyat yapabiliyor. Bu sayede ihtiyaç duyulduğu zaman, ihtiyaç duyulduğu kadar ürün alınması anlamına geliyor” diyor.
Terletskiy, tehlikeli madde taşımacılığının güvenli, çevreye ve insanlara duyarlı bir şekilde yürütülmesinin ve SEÇ-G kurallarının yüzde yüz uygulanmasının sektördeki her şirketin kaçınılmaz görevi olduğunu söylüyor. Türkiye’de tehlikeli madde taşımacılığında ciddi ilerlemeler kaydedildiğinin altını çizen Terletskiy, “ADR yasasının tamamen yürürlüğe girmesi bu dönüşümü tamamlayacaktır. Beklentimiz, ADR yönetmeliğinin en yakın süre zarfında devreye girmesi ve dağıtım firmalarının beklentilerine hızlı ve çözüm odaklı yanıtlar verebilecek bir yapıda olmasıdır. Lojistik şirketlerinden beklentimiz araçlarında uygun yakıt türünü kullanmaları, SEÇ-G kurallarını tamamen uygulamaları ve ADR yasasına uyum için hazırlıklara başlamalarıdır” diyor. 

STARPET’TE TÜM SÜREÇLER KONTROL ALTINDA

2005 yılında “Sade Birlikte Başarabiliriz” sloganı ile yola çıkan Starpet, gerçekleştirdiği güçlü yatırımlar ve her yıl yakaladığı %30 büyümeyle bugün Türkiye’nin en büyük enerji şirketleri arasında yerini alıyor. Tüm bunları, amatör ruhla çalışan profesyonel bir kadroyla başardıklarını belirten Starpet Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Murat Okalin, 2013 yılında satış ve cirolarını %25 seviyesinde artırmayı, pazar paylarını ise %1,5 seviyesine yükseltmeyi hedeflediklerini söylüyor. Aylık ortalama 15 bin metreküp akaryakıt satışı gerçekleştirdiklerinin altını çizen Okalin, “Bu satışın yaklaşık %75’ini kendi araçlarımız ile sağlıyoruz. Akaryakıt sektöründe lojistik, gider kalemi olarak en büyük payı alıyor. Dolayısıyla, bu kalemin kontrolü bizim için çok önemli. Tedarik noktasından bayiye ulaşıncaya kadar gerçekleştirilen sevkiyat, dikkatle kontrol edilerek takip ediliyor. Araç bakımları düzenli ve periyodik olarak yapılıyor, lastik hava basınçları her sevkiyatta kontrol ediliyor. Sıfır hata ile dolum ve boşaltım yaparak, uygun sevkiyat planlamaları oluşturarak lojistik giderlerimizi minimuma indiriyoruz” diyor.
Okalin, tehlikeli madde taşımacılığının riskleri çok fazla olan bir alan olduğunu vurguluyor. Özellikle patlayıcı ve yanıcı madde taşımanın oluşturduğu tehlikelerin bilincinde olduklarının altını çizen Okalin şunları aktarıyor: “Bu riskleri minimize etmek için şoförlere sürüş eğitimleri, tanker dolum ve boşaltım eğitimleri veriyoruz. Bölgesel bir şirket olmamızdan dolayı, bu hizmetleri veren birçok firma ile sürekli iletişim halindeyiz. İşe alımlarda adayları tabi tuttuğumuz testler, onların bu işe olan yetkinliğini görmemize ve bu büyük sorumluluğu almaya uygun olup olmadıklarını ölçmemize yardımcı oluyor. Burada bir noktayı belirtmeden geçemeyeceğim. Lojistik firmaların taşıma maliyetlerinin minimize edilmesi için daha uygun ortam ve şartların sağlanması gerekiyor. Özellikle vergi muafiyetleri ve sektörel avantajların artırılması gerektiğini düşünüyorum.”





SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat