Batı’daki kriz ulaştırmada Dostluk Denizi ile aşılacak

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Üye Devletleri Ulaştırma Bakanları Toplantısı’nda konuşan Bakan Binali Yıldırım, Batı’nın hala kriz konusunda çıkış yolu bulamadığı için ticaretin Türkiye ve çevre ülkelere kaydığını vurguladı.





iru.jpgBakan Yıldırım, Karadeniz’in ‘dostluk denizi’ olarak bölgeye daha fazla hizmet etmesini sağlamak istediklerini, bu nedenle 2015’e kadar bölgenin sahil şeridinin tamamını bölünmüş yollarla donatacaklarını açıkladı.
KEİ ile Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı bünyesinde ve Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Birliği (IRU) ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) işbirliğinde düzenlenen “Karadeniz, Orta Asya ve Ortadoğu Bölgelerinde Ulaştırma ve Transit Taşımacılığının Geleceği” konulu toplantı İzmir’de yapıldı. Toplantıya Azerbaycan, Gürcistan, Moldova ve Romanya ulaştırma bakanları ile Afganistan, Bulgaristan, İran, Kazakistan, Rusya, Ukrayna ve Yunanistan ulaştırma bakan yardımcıları katıldı.

Açılışta konuşan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, 2008 yılındaki küresel ekonomik krizden en fazla etkilenen sektörlerden birisinin de taşımacılık olduğunu belirtti. Küresel ticaretteki çöküşün, taşımacılığa katlanarak yansıdığını ifade eden Yıldırım, şöyle konuştu: “2009'un sonuna doğru tekrar bir yükseliş trendi gördük. Taşımacılık, 2011 yılında 9,1 ile küresel en büyük büyümeyi gerçekleştirdi ancak Türkiye, cari açığın getirdiği olumsuzluğu engellemek için daha kontrollü ve daha düşük bir büyüme modelini uyguladı. Türkiye olarak, kriz geldiğinde dış faktörleri yüzde 100 kontrol etme imkanımız yok ancak ülke içindeki politikalar bizim elimizde. Kriz, özellikle altyapı yatırımlarımızı etkilememeli, onları ederek arttırarak devam ettirmeliyiz. Yatırımlara ara vermeyerek krizin etkilerini en az düzeyde hisseden ülkelerin başında geldik. Yine, Türkiye'nin gelecek yıllarda bölge ülkeleriyle entegrasyonunu sağlayan altyapı yatırımları da hız kesmedi.”
Batı’nın hala kriz konusunda çıkış yolunu kesinleştirememesinden dolayı ticaretin ve taşımacılığın Türkiye ve çevre ülkelere kaydığına dikkat çeken Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü: “Kriz öncesinde ticaretinin yüzde 50'sini batıya yapan Türkiye kriz sonrasında yüzde 20 puan aşağıda olduğu dönemi yaşıyor. Artık dünyanın zenginlik ve üretim merkezi Türkiye'nin batısından doğusuna hareket ediyor. Bu küresel anlamda ekonomik paradigma değişimidir. Bir anlamda Amerika'nın elinde bulunan ekonomik üstünlük yavaş yavaş Uzakdoğu ve Ortadoğu'ya doğru bir kayma eğilimi gösteriyor.”

Bölgesel işbirlikleri artmalı
KİE’nin bölgenin geleceğine yönelik gelişme ekseninde büyük rol oynadığını da değinen Bakan Yıldırım, “Karadeniz'i paylaşan, yani Türkiye'yi doğu, batı ve kuzey istikametinde çevreleyen ülkelere baktığımızda, 24 trilyon dolarlık gayri safi hasılanın bir yıl içinde hareket ettiğini görmüş oluyoruz. Böylece dünya ticaretinin bu bölgede üçte biri oluşmakta. Burada yapılacak işler ve ticari çalışmalar, dünya ekonomisi için ne anlama geldiğini açıkça ortaya koyuyor” dedi. Ülkelerin altyapılarını geliştirme mecburiyetinde olduğunu da aktaran Yıldırım, bölgesel işbirliği projelerine hız verilmesi çağrısında bulundu.

Uzun yıllardır KEİ’nin bölgesel işbirliğini geliştirmeye yönelik önemli çalışmalar yürüttüğünü anlatan Bakan Yıldırım, 2015 yılına kadar Karadeniz'in batısından doğusuna sahil boyunca bulunan yolları, otoyol kalitesinde bölünmüş yollarla örüleceğini vurguladı. Bakan Yıldırım şu bilgileri verdi: “Türkiye olarak Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) çerçevesinde Karadeniz etrafında bir dostluk yolu oluşturma projesinin üzerimize düşen kısmını büyük oranda tamamlamış oluyoruz. Geriye kalan 600 kilometrede de çalışmalar yoğun bir şekilde devam ediyor. Bundan sonra beklenen, kuzeybatı ve doğu komşularımızın da bu yolları tamamlaması ve Kadeniz'in bir dostluk denizi olarak bölgeye daha fazla hizmet etmesini sağlanmasıdır.”
Taşımacılığın ticaretle birlikte turizmin gelişmesini de sağlayan bir araç olduğunun altını çizen Yıldırım, bu nedenle hem idari engellerin alınacak tedbirlerle azaltılması hem de fiziki engellerin altyapı projeleriyle aşılması gerektiğini belirtti. Yıldırım, “Bunu yaptığımızda sadece ülke geleceğini değil bölgesel ve küresel barıya da katkı sağlamış olacaktır” diye konuştu

 

IRU: Özel sektör devlet desteği olmadan başaramaz

IRU Genel Sekreteri Martin Marmy ise IRU'nun 60 yıllık deneyimiyle gelecekte karayolu taşımacılığının kapıdan kapıya hizmetleri ile tek ulaşım aracı olacağına inandıklarını ifade ederek, şöyle konuştu: “Herkes bilmelidir ki karayolu taşımacılığı en düzenli taşımacılık yoludur. Uluslararası kurallara tabidir ve ülkeden ülkeye değişir. Kamyonların boyutları ve ağırlıkları için koşullar vardır bütün mevzuata rağmen IRU bunu desteklemekte. IRU 60 yıldan fazladır kolaylaştırma enstrümanlarını geliştirmek için devletlere çağrıda bulunuyor. IRU bir özel sektör temsilcisi olarak hiçbir şeyi tek başına yapamaz, ülkelerin de destek olması gerekiyor.”
 

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Genel Sekreteri Ahmet Erozan da, karayolu taşımacılığının en başarılı ulaşım modu olduğunu ifade ederek, “Bu bir şans eseri değil. Önümüzde model otoyol gelişimi var. Karadeniz otoyolu var. Boru hattımız var. Çok devletli geçişler var. Deniz yolları için de bir girişimimiz var. Yol emniyeti konusuna önem veriyor, bu alanda çalışmalar yürütüyoruz” diye konuştu.
 

TOBB: Önemli olan ortak adım atabilmek

TOBB Başkan Yardımcısı Harun Karacan ise önemli olanın ortak adım atabilmek olduğunu vurgulayarak, tarihi İpek Yolu’nun yeniden canlandırılmasına verilen önem ile bakanlık tarafından yap-işlet-devret modelinin başarıyla benimsendiğini dile getirdi. “IRU araçlarına ayrışmış perondan araçların bekleme yapmadan geçiş yapmalarını sağlayacak bir projemiz var. IRU işbirliğinde süren bu projeye TOBB olarak çok önem veriyoruz” diyen Karacan, bununla birlikte taşımacılığın gelişmediği, kolaylaşmadığı yer ve çağlarda toplumun refah ve huzur süremediğinin tarihi bir gerçek olduğunu iletti.

 

UND: Ortadoğu’daki payımız 6 arttı

Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Başkanı Ruhi Engin Özmen de son 2 yıldır kurulan ortaklık ile lojistik sektörünün daha güçlü kılındığını belirterek, şunları söyledi: “Ülkemizde de 2000'lı yıllarda hızla gelişen ulaştırma ve lojistik sektörü küreselleşmenin rekabet alanı haline geldi. Hindistan ve Çin’in gelecekte tamamen üretim merkezi haline geleceğini düşünüyoruz. Günümüz 30 trilyona yaklaşan dünya ticareti yeni koridorlara göre şekillenmekte. Türkiye olarak kesintisin ulaşım ve lojistik bir koridor sağlamak için çalışmalarımızı devam ettirmekteyiz. Son 5 yılda Ortadoğu karayolu taşımacılığında Türkiye'nin yüzde 116 artışını görmek mümkün. Günümüzde lojistik hizmetlerinde en önemli faktörler arasında hız ve etkinlik geliyor.”

Türkiye’nin bir kavşak konumu kazandığını da sözlerine ekleyen Özmen, “Yaklaşık 2 miyar kişinin bulunduğu geniş bir pazarda merkez konumundayız. Ülkemizin en büyük illerinde ve ayrıca komşu ülkelerde lojistik merkezleri kurulması için ilgili bakanlarla irtibat içerisindeyiz” dedi.

 

İki Önemli Anlaşma İmzalandı

Karadeniz, Orta Asya ve Ortadoğu Bölgelerinde Ulaştırma ve Transit Taşımacılığının Geleceği” başlıklı toplantı iki önemli anlaşmaya da ev sahipliği yaptı. Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan ve Kazakistan arasında Avrupa Kafkasya Orta Asya Ulaşım Koridoru (TRACECA) Ulaştırma Ağları ve Eşya Taşımacılığının Geliştirilmesi için Ortak Eylem Prensipleri Anlaşması imzalandı.  
Bir diğer önemli anlaşma da Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan arasındaydı. Üç ülke Bakü, Batum, Trabzon Otoyolu'nun Uluslararası Model Otoyol Prensiplerine Göre İyileştirilmesi İşbirliği Anlaşması’nı imza altına aldı.


 

 




SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat