Beta Kimya, 5 ayrı firmadan hizmet alıyor
Kimya sektörünün öncü şirketlerinden BETA Kimya A.Ş., tedarik zinciri süreçlerini  teknolojiyle beslerken, kullandığı unimodal, intermodal ve kombine taşımacılık, Ex Works ya da CIF teslim modelleriyle de taşımalarda verimliliği arttırıyor. Yılda ortalama 15 milyon adet ve yaklaşık 20 bin ton ürün üretilerek sevkiyatını gerçekleştirdiklerini belirten BETA Kimya A.Ş. Fabrikalar ve Tedarik Zinciri Direktörü Sadettin Ay, 5 ayrı lojistik firmasından hizmet aldıklarını aktarıyor. 




BetaÜretim ve ihracat faaliyetlerinizden söz eder misiniz?
BETA Kimya A.Ş. 33 yıldır kimya sektöründe 0 yerli sermayeye sahip bir şirket olarak faaliyet gösteriyor. İstanbul Tuzla’da yer alan 4 üretim tesisimizde, tamamen Türk mühendisler tarafından geliştirilen inovatif ürünlerimizle birlikte sektörün öncü firmaları arasında yer alıyoruz. Şu an yaklaşık 250 kişiye istihdam sağlıyoruz. Yapı kimyasalları, yapıştırıcılar ve teknik aerosoller olmak üzere 3 ana ürün grubunda üretim gerçekleştiriyoruz. Apel ve MitreApel jenerik markalarımız altında toplam 7 farklı kategoride, 100’den fazla ürünümüzle yurt içinde ve dünyada 60 ülkede inşaattan mobilyaya, otomotivden tekstile, kağıttan ambalaja ve hatta denizciliğe kadar pek çok sektöre hitap ediyoruz. Türkiye’nin Ar-Ge’ye en çok yatırım yapan 250 şirketi arasında yer alıyoruz. Ayrıca 2018 yılından itibaren MITREAPEL markamız ile TURQUALITY Marka Destek Programı’na dahil olduk.
 
SÜREÇLERİNİ TEKNOLOJİYLE BESLİYOR 
Tedarik zinciri yönetimine ilişkin yapılanmanız ve altyapınız hakkında bilgi verir misiniz? 
Beta Kimya A.Ş.’de tüm tedarik zinciri süreçleri, her biri konusunda uzman olan güçlü bir ekip tarafından yönetiliyor. Kendi bünyemizde yetişen ve uluslararası firma tecrübesine sahip çalışma arkadaşlarımız ile kurulan tedarik zinciri organizasyonumuz, zinciri oluşturan her halkanın birbirileri arasındaki yüksek uyum ve koordinasyon ile son derece başarılı bir şekilde yönetiliyor. Şüphesiz ki, ekibimizin verimliliğini arttırmak için iyi bir altyapı ve teknolojik sistemleri de kullanıyoruz. Tedarik zinciri süreçlerinin yönetilmesi için olmazsa olmaz altyapı gereksinimlerinden biri olan ERP sistemi. Bu sistemi destekleyen CRM (Müşteri İlişkileri Yönetimi) programı ve depo yönetim sistemi gibi yazılımlar da tedarik zinciri yönetimi için yaptığımız yatırımlar arasında yer almaktadır. 2020 yılında gerçekleştirmeyi planladığımız, mevcut dört fabrikamızı aynı çatı altında toplama projemiz ile teknolojinin imkanları kullanılacaktır. Bu yeni proje ve dijital dönüşüm projemiz ile birlikte Endüstri 4.0’ın gerekliliklerini karşılayan MES (Üretim Yürütme Sistemi), yapay zeka destekli yeni bulut uygulamaları ile operasyonlarımızda maksimum verimlilik sağlamayı planlıyoruz.
 
Yıllık sevkiyat miktarınız nedir? Hangi taşıma modlarını kullanıyorsunuz?
Ürün gamımızda, birbirinden farklı tipte ve farklı ambalaj çeşidine doldurulan bir çok yapıştırıcı bulunuyor. Yıllık ortalama 15 milyon adet ve yaklaşık 20 bin ton ürün üretilerek sevkiyatı yapılıyor. Ürünlerimizi ise unimodal, ıntermodal ve kombine taşımacılık gibi modları kullanılarak yurt içi ve dünyanın 60 ülkesinde bulunan müşterilerimize ulaştırıyoruz.
 
Lojistik ihtiyaçlarınızı ne oranda outsource ediyorsunuz? 
Yurt içi müşteri siparişlerinin %75’inin lojistik işlemlerini outsource ediyoruz. Yurt dışı sevkiyatlarımızda ağırlıklı olarak Ex works teslim modelini kullanırken, ithal ettiğimiz malzemelerde CIF teslim şeklini tercih ediyoruz. Satın aldığımız malzemeleri genellikle fabrika teslim olarak alıyoruz. İstisnai olarak kendi araçlarımızın kullanım kapasitesini artırmak amacıyla yurt içi satın almamızın ’luk kısmını da kendi araçlarımızla yapıyoruz. 
 
Hangi lojistik şirketleriyle çalışıyorsunuz? İş ortaklarınızdan en temel beklentileriniz neler?
2M, Sanmak, Medlog, Arkas ve Coşter firmalarıyla çalışıyoruz. Tedarikçi seçiminde fiyat ve hizmet kalitesi temel kriterlerimiz, Ürünleri doğru zamanda, doğru miktarda, hasarsız, yasalara ve çevreye uyumlu olarak ilgili lokasyona ulaştırılmasını sağlanmasının yansıra operasyonun her aşamasında izlenebilirlik en önemli beklentilerimiz. Kısacası, tüm tedarikçilerimizi şirketimizin çözüm ortağı olarak görüyoruz. Temel beklentimiz ise pazarda bize hem esneklik hem de hizmet kalitesi açısından rekabetçi güç kazandırmalarıdır.
 
LOJİSTİK GİDERLER İÇİNDE %8-10 PAY ALIYOR 
Lojistik gider kalemleriniz içinde nasıl bir pay alıyor? Bunu azaltmak için yaptığınız çalışmalar neler?
Lojistik toplam giderlerimiz içinde %8-10 düzeyinde bir pay alıyor. Bunu azaltmak amacıyla, çözüm ortaklarımızla birlikte optimizasyon çalışmaları yapıyoruz. Müşteri hizmet kalitesini düşürmeden, en uygun araçlarla doluluk/kapasite oranlarını maksimumda tutarak lojistik maliyetlerini azaltıyoruz. Planlama tekniklerini verimli kullanarak ve yaptığımız optimizasyon çalışmaları ile üretim lokasyonlarımız arasındaki malzeme hareketlerinin azaltılması sayesinde maliyet düşüşü sağlıyoruz. 
 
ADR Yönetmeliği sektörünüzü nasıl etkiledi? Siz ve iş ortaklarınız bu sürece nasıl uyum sağladınız?
2007 yılında yayınlanan ve 2011 yılında yürürlüğe giren ADR Yönetmeliği şüphesiz ki; üreten, paketleyen, gönderen, taşıyan ve alıcı gibi kimya sektörünün tüm paydaşlarına ciddi yükümlülükler getirmiştir. Tehlikeli maddelerin insan sağlığı ve diğer canlı varlıklar ile çevreye zarar vermeden güvenli ve düzenli bir şekilde kamuya açık kara yoluyla taşınmasını sağlamak amacıyla yayınlanan bu yönetmeliğin gerekliliği tartışılmayacağı gibi, sektörü olumsuz etkilediği de yadsınamaz bir gerçek. Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği yıllarda gerek alt yapı, gerekse yetkin insan kaynağı eksikliği nedeniyle birtakım sorunlar yaşandı. 
Biz de Beta Kimya A.Ş. olarak bu süreçte, bünyemizdeki ekip arkadaşlarımızı eğitime göndererek TMGD Belgesi almalarını sağladık. Bununla birlikte, yönetmeliğin gerekliliklerini sağlamak için ambalaj tipi, etiket ve sevkiyat araçları gibi temel altyapı geliştirmelerini gerçekleştirdik. Lojistik iş ortaklarımızın bu sürece uyum sağlaması biraz uzun sürdü. Tehlikeli madde taşımacılığında kullanılan birçok aracın, maalesef hala gerekli şartları sağlamadığını görüyoruz.
 
SORUNLARA ÜÇ ÖNEMLİ ÇÖZÜM ÖNERİSİ 
Lojistik süreçlerde yaşanan sorunlar ve çözüm önerileriniz neler?
Türk lojistik şirketlerinin genel hizmet kalitesinin henüz arzu edilen seviyede olmadığını ancak her geçen yıl kalitenin yükseldiğini düşünüyorum. Bu alanda yaşanan en önemli sorunlar ise, büyük firmalar dışındaki üretici, nakliyeci ve depolama şirketlerinin tehlikeli maddeler hakkında yeterli bilgiye sahip olmaması, ADR belgeli araçların yetersizliği ve SRC 5 belgeli sürücü bulma zorluğu olarak sıralanabilir. Bu sorunlar, nakliye maliyetlerini arttırdığı gibi tüm firmalar tarafından uygulanmadığı için haksız rekabete sebep olmaktadır. Yaşanan sorunların çözümü için de önerilerimizi şöyle sıralayabiliriz;
Sektördeki tüm firmaların altyapı ve ERP sistemlerine uygun bir ADR uygulaması ile bakanlık, meslek odaları ve özel sektör gibi tüm paydaşlar tarafından kullanılacak ortak bir platform geliştirilmesi. 
ADR yönetmeliği ile KEK (Kimyasalların Envanteri ve Kontrolü), SEVESO (BEKRA) Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması hakkında yönetmeliklerin entegre edilerek birlikte yönetilmesi. 
Tehlikeli maddeler ile ilgili teknik ve güvenlikle ilgili tüm bilgileri içeren bir karekod uygulamasının tüm tehlikeli madde etiketlerinde bulundurulması.
 




SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz