Yusuf Öztürk: Türkiye yeni İpekyolu’nu kaçırmamalı
Avrupa ile Uzakdoğu, Karadeniz ve Akdeniz hattında önemli bir aktarma merkezi olma potansiyeline sahip Türkiye için, küresel rekabette en büyük gücün limanlar olduğuna dikkat çeken İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk, bu nedenle limanları lojistik merkezlerle birbirine ve sanayi bölgelerine, küresel ulaşım koridorlarına bağlayacak yatırımların bir an önce tamamlanması gerektiğinin altını çizdi.  




yusuf_ozturk_imeak_izmirEkonomisindeki iniş ve çıkışlara rağmen dünya ticaretinin büyümeye devam ettiğini belirten, İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk, deniz ticaretinin öneminin de her geçen gün arttığını söyledi. Toplam yük taşımacılığı içinde denizyolunun payının %88’e ulaştığını vurgulayan Öztürk, “2008 küresel ekonomik krizine kadar çok hızlı bir büyüme temposu yakalayan denizcilik sektörü, dünya ekonomisinin içine girdiği krize bağlı olarak yaşadığı sıkıntıları atlatmaya çalışıyor. 2015 yılında dibe vuran gemi kiralama ve navlun fiyatlarında son dönemde küçük de olsa bir toparlanma yaşanıyor. Ancak denizcilik sektörü gerek gemi arzındaki fazlalık gerekse Çin’in büyüme eğilimlerine bağlı olarak henüz istikrarlı bir yükseliş döneminin uzağında görünüyor” dedi. 
Öztürk, geleceğin dünyasında rekabeti, üretim maliyetlerinden çok taşımacılık maliyetlerinin şekillendireceğinin ifade edildiğine dikkat çekti. Geleceği gören ülkelerin, yeni ulaşım koridorları oluşturarak üretimlerini küresel pazarlara en az maliyetli ve en hızlı şekilde ulaştırmak için önemli yatırımlar gerçekleştirdiğini belirten Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü: “Küreselleşmenin yeni patronu olarak görülen Çin’in ‘Yeni İpekyolu’ olarak adlandırılan ‘Bir Kuşak Bir Yol Projesi’nin çok ciddi ekonomik ve politik sonuçlar yaratacağı belirtiliyor. Ülkemiz için denizcilik sektörü çok önemlidir. Türkiye, bölgesinin üretim gücü olmasının yanı sıra gerek Avrupa ile Uzakdoğu arasında, gerekse Karadeniz ve Akdeniz hattında önemli bir aktarma merkezi olma potansiyeline sahiptir. Petrol ve diğer hammadde zengini olmayan bir ülke olarak küresel aktarma merkezi olma şansımızı iyi değerlendirmeliyiz. Ders kitaplarında okuduğumuz ülkemizin coğrafi gücünü ve jeo-stratejik konumunu avantaja dönüştürmeliyiz. Yeni İpekyolu Projesi’nin içinde mutlaka yer almalıyız. Denizyolu, demiryolu, otoyol ve hatta havayolu ile bu projenin önemli bir ayağı olabiliriz. Şangay’dan çıkıp Londra’ya ulaşacak bir konteynerin güzergâhında mutlaka ülkemiz limanları bulunmalıdır. Özellikle bölgemiz limanları, Türkiye’ye lojistik merkez olma noktasında altın fırsatı sunuyor. Önceliğimiz limanlarımızı lojistik merkezlerle birbirine ve sanayi bölgelerine, küresel ulaşım koridorlarına bağlayacak yatırımları bir an önce tamamlamak olmalıdır.”  
 
İZMİR LİMANI KAPASİTESİNİ ARTIRMAYA DEVAM EDİYOR 
Bölgedeki sorunlara ve dış ticaretindeki durgunluğa rağmen İzmir Limanları’nın yük elleçleme kapasitesi artmaya devam ettiğini belirten Yusuf Öztürk, “2016 yılında Aliağa’da bulunan 3 konteyner limanında elleçlenen yük miktarı 641 bin TEU oldu. Yine Aliağa’daki 13 liman ve iskelede toplam 50 milyon 540 bin ton yük hareketi gerçekleşti. Geçen yıl İzmir Alsancak Limanı’nda elleçlenen konteyner miktarı 682 bin TEU’ya, yük hareketi ise 10 milyon 490 bin tona ulaştı. 2017 yılının ilk 4 aylık rakamlarına baktığımız zaman Aliağa’daki limanlarımızda 124 bin TEU’su yükleme, 112 bin TEU’su boşaltma olmak üzere 236 bin TEU yük elleçlendi. Konteyner elleçleme miktarı tonaj olarak 2 milyon 282 bin ton oldu. İzmir Alsancak Limanı’nda ilk 4 ayda elleçlenen konteyner miktarı ise 211 bin TEU olarak gerçekleşti” dedi. 
 
HER METREKARE LİMANA İHTİYACIMIZ VAR
Ege, Batı Anadolu, Kuzey Marmara ve Batı Akdeniz hinderlandına hitap eden bölge limanlarının, Türkiye’nin ihracat kapıları olarak her geçen gün değer kazandığına dikkat çeken Yusuf Öztürk, bu limanların değerini ortaya koymak için bazı yatırımlara ihtiyaç olduğunu söyledi. Öztürk şunları belirtti: “İzmir’in ‘liman kenti’ ve ‘deniz kenti’ kimliğini pekiştirecek, bölgesel kalkınma çabamızı turizmden çevreye, ticaretten sanayiye, lojistikten gayrimenkule kadar birçok alanda aynı anda tetikleyecek olan İzmir Körfezi ve Limanı Rehabilitasyon Projesi’nin bir an evvel başlayıp tamamlanması, bölgemizin geleceği için hayati önem taşımaktadır. İzmir Körfezi’nin güneyinde 12 kilometre uzunluk, 14 metre derinlik ve 250 metre genişlikte yaklaşım kanalı ile Körfezin kuzeyinde 13 metre uzunluk ve 8 metre derinliğinde akıntı iyileştirme kanalı oluşturulması öngörülen İzmir Körfezi ve Limanı Rehabilitasyon Projesi’nde 5 yıl sonra ÇED onayı çıktı. İzmir Büyükşehir Belediyesi ile TCDD’nin ortak projesinde tarama malzemesi ve gemisi için ihale hazırlıkları devam ediyor. Proje, yeni nesil gemilerin Körfeze girmesini sağlayacak, Alsancak Limanı’nın büyüme imkânını artıracak. Körfezin su kalitesini iyileştirip ekolojik olarak zengin hale getirecektir. Ege Bölgesi kıyılarında toplam 22 liman ve iskele hizmet veriyor. Limanlarımızın tamamını İzmir Limanları olarak görüyoruz. Ege’nin bir bütün olarak Türkiye’nin lojistik merkezi olarak tasarlanması gerektiğini düşünüyoruz. Bölgedeki bir metrekare rıhtım bile çok değerlidir ve en faydalı şekilde kullanılmalıdır. Rekabette lojistik maliyetlerin çok önem kazandığı bir dönemde, Ege sanayicisinin ve ihracatçımızın ayağının dibinde bulunan ve tüm yük tiplerine neredeyse 365 gün hizmet verebilen Alsancak Limanı, bölgemizin en büyük avantajlarından biridir. Körfezi rehabilite edip gerekli genişleme yatırımlarını yaparsak, limanın kapasitesini 2 milyon TEU’ya çıkarabiliriz. Demir-çelik tesisleri, Tüpraş rafinerisi, serbest bölgeler ve son dönemde LNG depolama, yeni rafineri gibi önemli enerji projeleriyle öne çıkan Aliağa, ülkemiz için olmazsa olmaz nitelikte. Türkiye’nin dış ticaretinin yüzde 9’u Aliağa’daki limanlarımızda elleçleniyor. Bölgedeki 13 iskele ve limanın koordineli çalışması ve Anadolu’nun üretim merkezlerine lojistik merkezlerle bağlanması gerekiyor. İhracatçılarımızın maliyetini düşürecek her kuruş, ülkemizi uluslararası rekabette bir adım öne geçirecektir.”  
 
EGE LOJİSTİK MERKEZ OLABİLİR
Yusuf Öztürk, dünya deniz ticaretindeki ve konteyner hatlarındaki gelişmeler nedeniyle Kuzey Ege Çandarlı Limanı projesinde planlanan ilerleme sağlanamadığını belirtti. Alsancak Limanı, Aliağa Limanları (Nemport ve TCE Ege) ve 2016 sonunda hizmete başlayan Petlim Limanı ile bölgenin konteyner elleçleme kapasitesinin 3 milyon 950 bin TEU’ya çıktığını aktaran Öztürk, “Buna karşı 2016 sonu elleçleme miktarı 1 milyon 323 bin TEU’da kaldı. Çandarlı Limanı, ülkemizin geleceğinin projesidir ve çok iyi planlanmalıdır. Dolayısıyla liman sadece konteyner aktarma limanı projesi olarak tasarlanmamalıdır. Aynı zamanda gemi bakım-onarım, akaryakıt ikmal, gemi tedarik ve içinde üretim ünitelerinin bulunacağı serbest bölge işlevleriyle zenginleştirilmelidir. Nitekim Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, görüşlerimizi dikkate alarak Kuzey Ege Çandarlı Limanı’nın yeni bir konseptle ihaleye çıkarılması için çalışmaların devam ettiğini açıkladı. 3 yıl içinde tamamlanması planlanan Menemen-Çandarlı Limanı arasındaki 76 kilometrelik otoyol, sanayi bölgelerine bağlanacak limanın önemini artıracaktır. Aliağa’da kurulacak lojistik merkez de Aliağa limanlarını ve Çandarlı’yı ulaşım koridorlarına ve üretim merkezlerine bağlayacaktır.  İzmir Körfezi ve Limanı Rehabilitasyon Projesi ile kentimizin liman ve deniz kenti kimliğini güçlendirebiliriz. Ege Bölgesi kıyılarında hizmet veren toplam 22 liman ve iskelenin koordineli şekilde çalışmasını sağladığımız, liman bağlantılarını sağladığımız ölçüde, Ege Bölgesi Türkiye’nin lojistik merkezi haline geleceği gibi, Uzakdoğu-Batı Avrupa hattında önemli bir aktarma merkezine dönüşecektir” dedi.  
  
 




SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz