Pirelli’nin yeşil performans ruhu

“Yeşil Performans” stratejisini Türk Pirelli, lojistik süreçlerinde de çevreci yaklaşımı destekleyen projeler gerçekleştiriyor. Tedarik zinciri süreçlerini teknolojiyle güçlendirip, yeşil lojistik prensibiyle hareket eden iş ortaklarıyla çalıştıklarını belirten Türk Pirelli Lojistik Direktörü Ayşegül Şenalp, ayrıca karayolu taşımalarını deniz ve demiryoluna yönlendirmeye devam edeceklerini açıklıyor. 





aysegul_senalp.jpgPirelli hakkında bilgi vererek, 2014 yılındaki üretim ve ihracat faaliyetlerinizden söz eder misiniz? İhracat operasyonlarında öne çıkan ülkeler ve tercih ettiğiniz taşıma modlarını aktarır mısınız?

1960 yılında ilk Türk lastik fabrikası olarak kurulan Türk Pirelli Lastikleri A.Ş., 1962 yılında İzmit fabrikasında lastik üretimine başlamış, 53 yılı aşkın köklü tarihi ile Türkiye ekonomisine katkıda bulunmaktadır. Üretim yelpazesine sürekli yeni ürünler ekleyerek faaliyetlerini sürdürmektedir. Türk Pirelli, 1,2 milyar TL tutarındaki cirosu, %60 oranındaki ihracat payı, yaklaşık 2000 çalışanıyla otomobil, hafif ticari araç, ağır vasıta, motorsporları, kış lastikleri ve Cinturato ailesi gibi, yeşil performans olarak da adlandırılan çevre dostu lastiklerin üretimini, ihracatını ve iç piyasa satışını gerçekleştirmektedir. Türkiye geneline yayılmış 400’ün üzerinde yetkili satıcısı ile tüketicilerine hizmet vermektedir. İzmit Kocaeli bölgesinde yer alan ve 340.000 metrekarelik alana sahip Türk Pirelli Lastikleri Fabrikası, Pirelli Grubu’nun tonaj ve üretim çeşidi bakımından aynı çatı altında üretim yapan en büyük tesisidir. Pirelli grubunun en kapsamlı üretimi gerçekleştiren İzmit Fabrikası, yıllık 7 milyon adet lastik üretme kapasitesine ulaşmış, toplam 675 çeşit lastik üretimini gerçekleştirmektedir. Formula 1’in resmi lastik tedarikçisi olan Pirelli, yarışlarda kullanılmak üzere tüm F1 lastiklerininin yanı sıra Ralli, GrandAm, Ferrari Challenge gibi dünyanın en önemli motorsporları organizasyonlarının lastiklerinin üretimini ve sevkini İzmit fabrikasından gerçekleştirmekte. 2014 yılında ihracat gelirleri yüzde 2,5 artışla, 682 milyon TL’ye çıkaran Türk Pirelli en yüksek ihracat yapan “ilk 500 Şirket” içinde, otomotiv sektöründe 8’inci, Türkiye genelinde ise 26’ncı firma olduğumuzu gururla belirtmek isterim. 2014’te de en çok ihracat yaptığımız bölge Avrupa ülkeleri oldu. Ayrıca Rusya ve Afrika da artan yüzdeleriyle fark edilen marketlerdi. Uluslararası taşımalarımızı yoğunlukla kara, deniz ve intermodal (tren+kara) ve zorunlu durumlarda havayoluyla gerçekleştiriyoruz. Yıllık lastik ihracatımız 60 bin ton civarındadır.

LOJİSTİK SÜREÇLERİNİ TEKNOLOJİYLE İYİLEŞTİRDİ

Üretim ve ihracattaki başarınızı lojistiğe nasıl taşıyorsunuz?

Lojistik, üretim ve satışın değişen koşul ve gereksinimlerine en önce ayak uydurmak zorunda olan ve her iki cepheye de en iyi servisi sürekli vermesi gereken destek birimidir. Bunu sağlamak için teknolojiyi en iyi şekilde kullanmamız gerekmektedir. Her yıl birçok iyileştirme projesini uygulamaya sokuyoruz. Örnek vermek gerekirse; geçtiğimiz yıllarda üretimden başlayarak depoya ve oradan müşteriye kadar izlenebilirliği sağlayacak Barkod projesini başlattık. Bu projenin yararlarını gün geçtikte daha fazla görüyoruz. Bu sistem, stok yönetimini daha iyi yapmamızı sağlarken; gerçekleştirilen bu çalışmanın müşteri şikayetlerinin azalmasına ve kalite takibinin yapılmasına çok olumlu katkıları oldu. Bunun yanı sıra uluslararası taşımalarda Pirelli Grubu genelinde üretici, sipariş yaratan, gönderici, nakliyeci, ambar, müşteri ve alıcı olmak üzere tüm ilgili birimlerin kullandığı “Taşıma İzlenebilirliği” programını hayata geçirdik. Örnek olarak Almanya Pirelli, İzmit’ten hangi tarih ve saatte lastiklerin gelmesini istiyorsa, araç varış tarihini sisteme giriyor ve bundan sonra geriye doğru tüm süreç gümrükleme ve transit süresi de dahil olmak üzere otomatik olarak planlanıyor. Alıcı, nakliyeci ve plaka bilgilerine, aracın ne zaman yüklendiğine, çıkış saatine ve varış bilgilerine aynı sistem üzerinden direkt ulaşabiliyor. Aynı sistem üzerinden bu bilgilerin girilebilir ve görülebilir olması, doğru bilgi akışının online sağlanmasının yanı sıra mail ve telefon trafiğini de en aza indirmiştir. Nakliyeci performansları da bu programdan alınan verilerle çok net olarak ölçülmektedir.

Lojistik şirketlerinden ne tür hizmetler alıyorsunuz? Hangi lojistik şirketleriyle çalışıyorsunuz?

Tüm lojistik süreçlerimizde profesyonel tedarikçilerle uzun soluklu çalışıyoruz. Kaliteli hizmet, çözüm odaklı yaklaşım ve maliyet düşürücü iyileştirmeye yönelik hizmetler en önem verdiğimiz çalışma prensiplerimizdir. 15 yıldır depolama faaliyetlerimizi 3PL ile yürütüyorduk; ancak 2015 yılı başından itibaren yeniden bu süreç Pirelli tarafından yönetilmeye başlandı. Bu konuda Borusan Lojistik’ten danışmanlık hizmeti alıyoruz. Yurtiçi dağıtım için on yılı aşkın süredir Horoz Lojistik ile çalışırken, gümrükleme faaliyetlerinde Barsan Global Lojistik ve DLK Gümrükleme ile çalışıyoruz. Ayrıca 20’nin üzerinde kara ve demiryolu taşıma firmalarıyla uluslararası kara taşımalarını tüm Avrupa ülkelerine ve Rusya’ya gerçekleştiriyoruz.

Çevre ve sürdürülebilirlik alanındaki stratejinizi üretim süreçlerinize nasıl yansıtıyorsunuz?

Gerek üretimimizde gerekse sürdürülebilirlik stratejimizde Pirelli Grubu’nun sürdürebilirlik alanındaki çalışmalarından ve kriterlerinden ilham almaktayız. Bu anlamda, Pirelli Grubu’nun Kurumsal Sosyal Sorumluluk Yürütme Komitesi “Yaşam kaynaklarını tüketmeden daha yaşanabilir bir hayat” sloganıyla çevre dostu ürünlerden sosyal sorumluluk projelerine kadar dünya çapında birçok çalışma yürütmektedir. Tüm bu çalışmalar paralelinde de Pirelli 8 yıldır Dow Jones Sürdürülebilirlik endekslerinde otomobil parçaları ve lastik sektörünün lideridir. Ekonomik, çevresel ve sosyal olmak üzere, üç temel kriter baz alınarak yapılan değerlendirmede; her üç kriterde sürdürülebilirlik temel alınarak ölçümleme yapılmaktadır. Analiz edilmek üzere mercek altına alınan şirketlerin; maddi ve manevi performanslarının nitel ve nicel göstergeleri arasında kurumsal yönetim, yenilikçilik süreçleri, çevre dostu sistemlerin rapor edilmesi ve yönetimi, ürün yönetimi, emisyon azaltma kapasitesi ve ekolojik tüketimi, insan gücünün kalkındırılması ve yönetimi, topluma bağlılığı, iş yerinde sağlık ve güven, tedarik zincirinin sürdürülebilir yönetimi ve tüm hisse senedi sahipleri ile etkili ilişkileri değerlendirilmektedir. 2014 yılında söz konusu değerlendirme sonucunda Pirelli, sektör ortalaması olan 48 puanı önemli bir farkla geçerek 85 puan aldı ve böylece 2014’te Dow Jones Sürdürülebilirlik Dünyası ve Dow Jones Sürdürülebilirlik Avrupa endekslerinde otomobil parçaları ve lastik sektöründe lider olarak 8 kez seçilmiş oldu. Bugüne kadar yapılan çalışmalarla enerji tüketiminin %6 oranında, özel su tüketiminin ise %20 oranında azalmasını sağlayan Pirelli’nin aldığı tedbirler sonucunda 2009’dan bu yana 2 milyon metreküpten daha az su kullanılırken, CO2 emisyonları 2009’la kıyaslandığında %5 azalmıştır.

Tedarik zinciri sürecinizde uyguladığınız yeşil lojistik ve sürdürülebilirlik politikaları neler? Çevre faktörü lojistik partner seçimlerinizi nasıl etkiliyor?

Lojistik faaliyetlerimizde Pirelli’nin şirket politikasıyla aynı doğrultuda çevreci bir yaklaşımı destekleyen projeler gerçekleştiriyoruz. Örneğin, bitmiş ürün imhasında çevreci kuruluşlarla çalışıyoruz. Depolarımızda mazotlu forkliftler kullanırken, bunların yerini elektrikli forkliftler aldı. Aydınlatmada ise mevcut armatürleri, LED’li olanlarla değiştirdik. Bir yandan elektrik kullanımında %60 oranında tasarruf sağlarken diğer yandan çevreci yaklaşımımızı kanıtlamış olduğumuzu düşünüyoruz. Uygulamaya koymak istediğimiz önemli iki proje daha var. Olanaklar ölçüsünde bunları da gerçekleştirmek amacındayız. Çevre ve sürdürebilirlik ile ilgili şirketimiz önemli çalışmalar gerçekleştirirken partnerlerimizden de aynı yaklaşımı göstermelerini bekliyor hatta talep ediyoruz. Taşımacılık sektöründe CO2 salınımının olumsuz etkilerinin olduğu maalesef kaçınılmaz bir gerçek. Bu zararı en aza indirmek için çevre bilinci gelişmiş ve yeşil lojistik prensibi ile hareket eden iş ortakları tercih nedenimiz ve böyle olmaya devam edecek. Uluslararası kara taşıma ihalemize davet ettiğimiz firmalardan araç filolarının euro normlara uygun araçlardan oluşmasını, çevreci politikaları ve projeleri hakkında bilgi vermelerini istiyoruz. Emisyon azaltımını gösterir CO2 ve mazot tüketim raporunu düzenli göndermelerini talep ediyoruz. İntermodal taşımada çalıştığımız Ekol Lojistik ile 2015’in ilk dört ayında gerçekleşen taşımalarımız ile 15 bin 330 ağaç yani 38 hektarlık ormana denk gelen bir kazanım sağladık ve bunun gururunu yaşıyoruz. Karayolu taşımalarımızı daha fazla denizyoluna ve demiryoluna aktarmaya da devam edeceğiz.

Yeşil lojistik uygulamalarının gelişmesi açısından neler yapılabilir?

Ülkemizde karayolu taşımacılığının tüm taşıma modelleri içinde ciddi bir paya sahip olduğu yadsınamaz; ancak bu nedenle çevre bilinci gelişmiş firmaların çabalarına rağmen mevcut uygulamaların gelişmiş ülkelere göre geride kaldığını gözlemliyoruz. Yeşil lojistik çok daha fazla önem verilmesi için nakliye hizmeti alan yerli ve yabancı ortaklı şirketler ve kamu kurumlarının daha fazla uyarıcı ve yaptırımcı olması gerekiyor. Lojistik firmalarının ise bu konuya gereken değeri vermeyi politikaları haline dönüştürmesi gereklidir. Önerim, taşıma şirketlerinin kombine ve intermodal uygulamalarının karayolu taşımasını azaltmak için daha fazla kullanılması üzerine profesyonel destek almalarıdır. Yatırım yaparken filolarının Euro-5 motorlu araçlardan oluşması için çaba harcanması, çalışanlarına ve şöförlere gerekli eğitimlerin (şöförlere ekosürüş eğitimi) verilmesi zorunlu hale getirilmelidir. Karbon ayak izinin bilincinde olarak yapılan her sevk için ağaç dikilmesi (Borusan Lojistik uygulamasıdır) lojistik firmalarının eylem planına koyabileceği bir diğer uygulama olabilir.

ÇEVRE DOSTU LASTİKLERİYLE DİKKAT ÇEKİYOR

2020 yılına kadar CO2 emisyonlarında düşüş hedeflediklerini belirten Türk Pirelli Lojistik Direktörü Ayşegül Şenalp, şunları aktarıyor: “Türk Pirelli olarak İzmit Fabrikamızda ürettiğimiz ve ‘Yeşil Performans’ ailesi lastiklerimizin üyesi olan Cinturato çevre dostu serisi lastiklerimiz ile dikkat çekiyoruz. Bu lastiklerimizin en önemli özellikleri yakıt tüketimini ve karbondioksit gibi zararlı gazların çevreye yayılmasını %4 oranında azaltan ileri teknolojiye, %30 oranında artırılmış kilometre performansına ve yaklaşık %20 oranında azaltılmış dönme direncine sahip olmasıdır. Ayrıca, ‘Yeşil Performans’ stratejimize paralel olarak tüm üretim süreçlerimiz çevresel sürdürülebilirlik kriterlerinden ilham alınmaktadır. Bu nedenle de İzmit tesislerimizde kullanılan üretim süreçlerinde enerji ve su verimliliği, karbondioksit gibi tehlikeli gazların salınımının azaltılması konuları esas alınıyor. Üretim atıklarının ve kullanılmış lastiklerin tekrar değerlendirilmesine özel ilgi gösteriyoruz. Ayrıca Pirelli, 2020 yılında CO2 emisyonlarında , enerji tüketim oranında düşüş ve su kullanımı oranında %58 düşüş ve üretim atıklarında da %95’i aşan geri dönüşüm hedefliyor. 2014’ten itibaren İzmit Fabrikası’ndan çıkan tüm atıkların 0 oranında geri kazanılmasını sağlayan Türk Pirelli, HSE departmanının geliştirdiği ve 200 bin euroluk yatırım gerektiren su geri kullanım projesi ile doğadan kullandığı suyu günlük 500 ton daha azaltarak çevreye ve doğaya olan etkiyi minimize etmeyi de hedefliyor. Depomuzda güneş enerjisinden yararlanma olanaklarını araştırmaktayız. Üretimden, bitmiş ürün depomuza lastikleri 7/24 shutle ile taşımaktayız, bu taşıma yöntemiyle ilgili çevreci alternatifler üzerinde çalışmaktayız.”





SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz