ABB’nin lojistikte mottosu: Optimum Stok, Hızlı Tedarik
ABB, gümrüklemeden depolamaya, antrepodan dağıtıma ve yurtdışı taşımaya kadar tedarik zincirindeki birçok süreci lojistik şirketlerine emanet ediyor. 




ozgur_oden_abbTürkiye şartlarını bilen lokal lojistik firmaları ve uluslararası şirketlerle dengeli bir dağılım içinde çalıştıklarını belirten ABB Türkiye İmalat Otomasyonu ve Hareket Sistemleri, Alçak Gerilim Ürünleri Lojistik Müdürü Özgür Öden, bu dengenin kurumsal ve global gücünü artırmasıyla doğru orantılı olarak Türk lojistik sektörü lehine değişebileceğini söylüyor. 
 
Dünyanın önde gelen güç ve otomasyon teknolojileri grubu ABB, 1940’lı yıllar girdiği Türk elektrik ve endüstri piyasasının bugün en değerli markalarından birisi. Türkiye’deki faaliyetlerini ABB Elektrik Sanayi A.Ş. olarak yürüten Grup, yurtiçi ve dışında gerçekleştirdiği büyük ölçekli elektrifikasyon projeleriyle adından söz ettiriyor. 
Tedarik zinciri süreçlerinin büyük bir kısmı için dış kaynak kullanımına gittiklerini belirten ABB Türkiye İmalat Otomasyonu ve Hareket Sistemleri, Alçak Gerilim Ürünleri Lojistik Müdürü Özgür Öden, gümrükleme, depolama, antrepo, dağıtım ve yurtdışı taşıma işlemlerinin önemli bir bölümünün lojistik firmaları tarafından yönetildiğini söylüyor. Hem yerli hem de yabancı iş ortaklarıyla çalıştıklarını belirten Öden, lojistik partnerini hangi kriterlere göre seçtiklerini ve sektörden beklentilerini UTA Lojistik’e anlattı. 
 
100’E AŞKIN ÜLKEDE FAALİYET GÖSTERİYOR 
ABB hakkında bilgi vererek ana faaliyet alanlarınızdan söz eder misiniz? 
150 binden fazla çalışanıyla 100 kadar ülkede faaliyet gösteren ABB, kamu ve sanayi alanındaki müşterilerinin çevre etkilerini azaltarak performanslarını iyileştirmelerine yardım eden güç ve otomasyon teknolojileri lideridir. Müşterilerimizin güç şebekesi güvenilirliğini ve endüstriyel üretkenliğini iyileştirmeye yardım eden geniş bir ürün, sistem çözüm ve servis portföyü sunuyoruz.  Müşterilerimizle birlikte ekonomik büyümeye, çevrenin iyileştirilmesine ve sosyal gelişmeye katkıda bulunmanın çabasını taşırız. Ana faaliyet alanlarımızı; “Güç Ürünleri”, “Güç Sistemleri”, “İmalat Otomasyonu ve Hareket Sistemleri”, “Alçak Gerilim Ürünleri” ve “Proses Otomasyonu” oluşturuyor. 
Portföyümüz, aydınlatma anahtarlarından otomobilleri boyayan veya yiyecek paketleyen robotlara; çok büyük elektrik transformatörlerinden tüm güç şebekeleri ve fabrikaları yöneten kontrol sistemlerine kadar uzanıyor. Müşterilerimizin minimum çevresel etkiyle amaçlarına ulaşmalarına yardım ediyoruz.  Bu nedenle ABB, “Daha iyi bir dünya için güç ve üretkenliği” ilke edinmiştir.
 
Lojistik partnerlerinizi seçerken hangi kriterleri göz önünde bulunduruyorsunuz? 
ABB’de hem üretim hem al-sat hem de proje bazlı satışlar olduğundan her bölümün ihtiyacı değişebiliyor. Bu nedenle tek bir anahtar çözüm üreten firma ile çalışamıyoruz. Ayrıca anahtar çözüm üreten lojistik firmaları da tedarik zinciri sürecinin bazı proseslerinde eksik kalabiliyorlar. Örneğin, bir ülkede karayolunda başarılı olan bir firma başka bir ülkede proje taşımacılığında yeterli hizmeti veremeyebiliyor. Bu nedenle ihtiyaçlar, fiyat ve hizmet kalitesi lojistik partner seçerken önceliğimiz olabiliyor. Daha standart ve sürekli al-sat işlemlerinde ise lojistik çözüm ortaklarımız azalıyor ve tek bir firma ile çalışabiliyoruz.
 
Lojistik maliyetlerinizi düşürmek için nasıl bir yol izliyorsunuz? Bu anlamda iş ortaklarınızdan en temel beklentileriniz neler? 
Her firmanın yaşadığı sıkıntıları zaman zaman biz de yaşayabiliyoruz. Örneğin stok tutarak kazanacağımız pazar gücünü, stok maliyetleri ile kaybedebilmek gibi. Bu nedenle optimum stok ve hızlı tedarik önem kazanıyor. Biz de hizmet aldığımız firmalardan süreçleri az maliyetli ve hızlı terminli yönetmesini bekliyoruz
 
Türk lojistik sektörünün enerji lojistiği konusundaki hizmet kalitesini nasıl değerlendiriyorsunuz? 
Her sektörün kendine has özellikleri kuralları bulunuyor. Bu özellikler ve kurallar sektörün lojistiğini de yaratıyor. Maalesef ülkemizde henüz enerji sektörüne yönelik lojistik hizmetler yeterli düzeyde değil. Bu anlamda özellikle taşıma, yükleme, depolama gibi belli başlı lojistik hizmetlerde enerji sektörüne yönelik özel çözümler geliştirebilen firmalar önümüzdeki süreçte öne geçecektir.
 
Lojistik süreçlerde yaşadığınız en temel sorunlar ve çözüm önerilerinizi paylaşır mısınız? 
Türkiye’de lojistik sektörü gelişen ihracat ve ithalatla son yıllarda önemli bir ivme kazandı. Yine son süreçte sektörde yaşanan satın alımlar ve birleşmeler, lojistik sektöründeki firmaları daha kurumsal hala getirdiği gibi uluslararası pazarda da söz sahibi yapacaktır. ABB olarak Türkiye şartlarını bilen lokal lojistik firmaları ve uluslararası firmalar ile dengeli bir dağılımla çalışıyoruz. Sektörün daha kurumsal hala gelmesi ve global pazarda tanınması önümüzdeki süreçte tercihimizi Türk lojistik firmaları lehine değiştirecektir. 
 
ABB VE VOLVO ARASINDA KÜRESEL İŞBİRLİĞİ 
ABB, dünyanın önde gelen otobüs üreticilerin biri olan Volvo Buses ile açık standartlarda, doğru akım (DC) hızlı şarj sistemleri temeline dayalı elektrikli ve hibrit elektrikli otobüsleri beraber geliştirmek ve ticarileştirmek üzere ortaklık kurduğunu açıkladı. Elektrikli ve hibrit elektrikli otobüsler için şehir genelinde standart hale getirilmiş şarj sistemi oluşturmayı amaçlayan bu ortak çalışma, otobüsler duraktayken otobüs tavanından otomatik bağlantı sistemi veya geceleri kablolu şarj sistemleri vasıtasıyla hızlı bir şekilde şarj olmasına olanak sağlayacak. Uluslararası kabul görmüş standartları temel alan bu yaklaşım, mevcut elektrikli ulaşım teknolojilerinin maksimum düzeyde tekrar kullanımına olanak sağlayacak, dolayısıyla kentsel elektrikli ulaşımın da hızlı bir şekilde yayılmasına olanak verecek. İlk ortak projenin 2015 yılında Lüksemburg toplu ulaşım sistemi için kurulması planlanıyor. Yakıt tüketimini geleneksel dizel otobüslere göre %75 azaltan Volvo'nun yeni elektrikli hibrit otobüsü, ilk kez Eylül ayında Almanya'nın Hannover şehrinde yapılacak IAA fuarında halka sunulacak.
ABB ve Volvo, güç şebekeleri ve elektrikli otobüsler alanlarındaki uzmanlıklarını, altyapı, güç şebekesi ve elektrikli otobüsler için iletişim protokolleri gibi, elektrikli otobüs hızlı şarj standartlarını daha fazla geliştirmek amacıyla kullanacak. Elektrikli otobüs şarj standartları büyük ölçüde, son dönemde benimsenmiş binek arabaları için küresel DC hızlı şarj standartları üzerine kurulacak, güvenliği garantiye alacak ve yatırımın, uzun vadeli taahhütlerin ve temiz ulaşımın benimsenmesini teşvik etmeye yardımcı olacak.
ABB İmalat Otomasyonu ve Hareket Sistemleri Bölümü başkanı Pekka Tiitinen konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları belirtti: "ABB'nin, daha iyi bir dünya için güç ve üretkenlik konularındaki taahhütleriyle aynı çizgide, elektrikli ulaşım konusunda bizimle aynı vizyonu paylaşan, ulaşım sektörünün küresel lideriyle ortalık kurmaktan memnunuz. Kentleşme tarihsel süreçte en üst seviyede, bu da dünya genelinde kentlerin ulaşım altyapılarını zorlamakta. Bu işbirliği banliyölerde yaşayanların artan ulaşım taleplerini karşılayacak, sürdürülebilir ve düşük maliyetli ulaşım çözümleri sağlamaya yardımcı olacaktır."
2010 yılından bu yana dünyanın her yanına, yolcu taşıtları için 1500 adet DC hızlı şarj sistemi teslim eden ABB, halen Hollanda, Estonya ve Danimarka'da ülke genelindeki sistemler dahil olmak üzere otomotiv, altyapı, kamu ve perakende sektörlerindeki müşterileri için şarj sistemler kuruyor. 
 
 
 
İÇ SPOT: Her firmanın yaşadığı sıkıntıları zaman zaman biz de yaşayabiliyoruz. Örneğin stok tutarak kazanacağımız pazar gücünü, stok maliyetleri ile kaybedebilmek gibi. Bu nedenle optimum stok ve hızlı tedarik önem kazanıyor. Biz de hizmet aldığımız firmalardan süreçleri az maliyetli ve hızlı terminli yönetmesini bekliyoruz
 
 




SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz