Demiryolu ile geçmişten geleceğe
Demiryolu Taşımacılığı Derneği Başkanı




ibrahim_ozMayıs ayı başında Türkiye ulaştırma sektörü dolayısıyla Türkiye için çok önemli bir gelişme yaşandı. 1 Mayıs 2013 tarihinde yürürlüğe giren “Türkiye Ulaştırma Sektörünün Serbestleştirilmesi Hakkında Kanun” ile yaklaşık 150 yıllık “tekel” durumunda olan demiryolu ulaştırması serbestleştirildi. Peki biz demiryolu ulaştırması ile dünden bugüne nasıl geldik ve bugünden itibaren ileriye dönük neler yapmalıyız? 
Demiryolu gibi ekonomiye, siyasete, sanayiye, ticarete, savaşa ve barışa, kültüre, sanata, edebiyata, mimariye, mühendisliğe, küreselleşmeye kısacası insan hayatını, canlı ve cansız doğayı ilgilendiren hemen her şeye ve her konuya etki eden, değiştiren, dönüştüren bir icat Türkiye’de neden 1950-2003 arasında dikkate alınmadığı da ayrıca düşünülmelidir. Ayrıca demiryolunun ilk gelişi olan 1850’li yıllardan itibaren Osmanlı topraklarında ekonomik, siyasal ve kültürel olarak ortaya çıkan gelişmelerde, Osmanlı’nın bölünmesinde/paylaştırılmasında ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda en önemli bir etken olan demiryolunun kamuoyunun ve araştırmacıların ilgi alanının dışında kalması da anlaşılır bir husus değildir. Osmanlı döneminde yabancı şirketlerin imtiyazlı işletmeciliğinde ve tekelinde olan demiryolları, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren de altyapı işletmeciliği ve tren işletmeciliği devletin tekelinde olan bir işletme olarak bugüne kadar gelmiştir. Osmanlı döneminden Türkiye Cumhuriyeti’ne intikal eden yaklaşık dört bin kilometre demiryoluna, Cumhuriyetin ilk yılları olan 1930’lu yılların sonuna kadar yaklaşık dört bin kilometre yeni demiryolu inşa edilerek ilave edilmiştir. Böylece yaklaşık sekiz bin kilometre demiryolu ile hızlı bir kalkınma ve Türkiye’nin her yerine ulaşma imkanı yaratılmasının önü açılmıştır. 
Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında en önemli yeri olan demiryolu, yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin de kalkınma savaşını kazanmasının yolunu açmıştır. Pek çok ülke, petrol fiyatlarındaki büyük orandaki yükselişler nedeniyle,  1970’li yılların sonundan itibaren kendi ulaştırma sistemlerini yeniden gözden geçirme durumunda kalmışlardır. Bu durumda daha az enerji ile daha çok taşıma yapılabilecek, çevresel koşulları, trafik yoğunluğunu ve emisyon artışını dikkate alan taşıma sistemine yönelme ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda, “Yeni Demiryolu Çağı” başlamıştır. “Yeni Demiryolu Çağı” için dünya demiryolları önemli bir yapısal değişim sürecinden geçmektedir. Bu süreç içinde demiryollarının hem kendi yapıları hem de ulaştırma politikaları içindeki konumu ve devletle ilişkileri sorgulanmakta ve yeniden düzenlenmektedir. Söz konusu düzenlemelerin temel amacı, demiryollarını amaca yönelik hizmet sunmaktan alıkoyan gereksiz devlet müdahalesinden kurtarmak ve yeni ulaştırma politikaları ve kurumsal yapılanmanın yeniden oluşturulması sayesinde etkinliğini artırmak suretiyle sübvansiyonları azaltmaktır.
Türkiye, 1 Mayıs 2013 gününden itibaren demiryolu ulaştırmasının yeniden yapılandırılması sürecine girmiştir. Bu süreç tüm kamu kurumları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının katkısıyla istenilen amaca ulaşacaktır. İşimiz zor ama AB/27’de yaşanan demiryolu süreci bize yol gösterecektir. Ancak bu süreçte ülkemiz koşullarının da dikkate alınması gereklidir diye düşünüyoruz.
Son on yıl içinde ulaştırma sektörü ve özellikle demiryolu ulaştırması yapısal ve işlevsel bir değişim süreci içine girmiş bulunuyor. Bu değişimin altyapısını oluşturan ve yönlendiren mevzuata baktığımızda bunların;
Dokuzuncu Kalkınma Planı (2007-2013)
Onuncu Kalkınma Planı (2014-2018)
Karayolu Taşıma Kanunu
Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı  
Ulaştırma Bakanlığı Stratejik Plan (2009-2013)
Türkiye Ulaşım ve İletişim Stratejisi Hedef 2023
10. Ulaştırma Şurası 2009
11. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Şurası 2013
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında 655 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname
Türkiye Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleştirilmesi Hakkında 6461 Sayılı Kanun oldukları görüyoruz.
Hepsinin ortak hedefi, Türkiye’de taşıma türleri arasındaki dengesiz dağılımın giderilmesi, ulaştırma sektörünün yeşil ve temiz bir çevrenin yaratılmasına katkısının sağlanması, ulaştırma sektöründe petrol kullanımın azaltılması, dünya ile rekabet edebilirliğin önünü açacak bir kombine taşımacılık sistemini oluşturulmasının zeminin oluşturulması, kentiçi ve kentlerarası ulaştırmada ana aks olarak raylı sistemlerin kullanılması olmuştur. Bu hedefe ulaşmak için de demiryolu altyapısının çok hızlı bir şekilde standartlara uygun hale getirilmesi çalışmalarına başlanılmıştır. Bu altyapı çalışmalarından amaç, bütünleşik bir türkiye ulaştırma sistemi oluşturmak, taşıma türleri arasında işbirliği imkanlarını arttırmak ve kara taşımalarında uzun mesafede demiryolunu kullanmaktır. Bu bütünleşik yaklaşımla, öncelikle demiryolu altyapısının standartlarını yükseltecek çalışmalar başlatılmıştır. Biliyoruz ki, taşımacılıkta malın kısa sürede, ekonomik ve güvenli olarak hedefine ulaşmasında ulaştırma türlerinin seçimi önem kazanmaktadır. Bu bağlamda yükün çıkış noktasından varış yerine kadar ulaşımında birden fazla ulaştırma türünün kullanılması kaçınılmaz olmuştur. Bu ulaştırma sistemi de “kombine taşımacılık” olacaktır. Kombine taşımacılık sisteminin ana ekseni de demiryolu olacaktır. Onun için de “demiryolu geleceğimizdir…” diyoruz.
 




SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz