Türkiye’nin, ABD’deki gizli silahı ‘güçlü dağıtım ağı’

Hakan TAŞÇI Washington DC Temsilcisi Türkiye İş Adamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON)

 




tuskon_hakan_tasci.jpg

Amerika Birleşik Devletleri 15 trilyon dolarlık ekonomisi ve 311 milyonluk nüfusu ile dünya ekonomisinin yüzde 25’ine tekabül ediyor. Aynı zamanda 2011 yılında 48 bin doları aşan kişi başı geliri ile dünyanın en çok tüketen ve en fazla ticaret yapan ülkesi konumunda. 1.5 trilyon dolarlık ihracat ve 2.25 trilyon dolarlık ithalat yaparken, 30 milyon işletmeye, dünya milyonerlerinin yüzde 30’una ve milyarderlerinin yüzde 40’ına sahip. Britannica tarafından seçilen yüzyılın en önemli 321 buluşunun 161’i ABD’de bulundu. Bu yönüyle en yüksek teknoloji ve en girişimci ülkelerden biri olduğunu ifade edebiliriz. Ortalama kişi başı ücretin 48 bin dolar olduğunu da dikkate aldığımızda ne kadar önemli bir pazar olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

İlk 10’a giden yol ABD’den geçiyor

Dünyada küresel bir ekonomi olmaya azmeden ve ilk on hedefi olan bir ülkenin böyle bir pazarda aktif çalışmaktan başka çaresi yok. Hiç kuşkusuz burada anlamlı bir market payı almadan ilk ona girmek de oldukça zor olacaktır. Bu çerçevede TUSKON olarak 2007 yılından beri aktif pazar araştırmalarını ve ticari çalışmalarını devam ettiren bir organizasyonuz. Sadece son bir yılda 23 heyetimiz ABD’yi ziyaret etti ve 400’ün üzerinde iş adamımız ikili iş görüşmeleri yaparak marketteki potansiyeli daha iyi analiz etme şansı buldu. Pek çok fuara katılan bu heyetler aynı zamanda eyaletlere dağılarak 20’nin üzerinde eyaletin alt yapısını inceledi ve Türkiye adına potansiyelini analiz etmeye gayret etti. Bunun yanında belli bir ölçeğin üzerindeki firmalar da yatırımlarını hızlandırdılar. ABD özellikle kurlardaki geçen yıl gerçekleştirilen devalüasyondan sonra daha avantajlı marketlerden biri haline geldi.

Başarıda en önemli anahtar ‘yerel ortaklar’

TUSKON için sadece bir hafta ya da 3-5 gün değil, bütün yıl boyunca marketin içinde yer alan, yaşadığı yeri iyi bilen ve doğru yönlendirme yapabilecek yerel ortaklar başarının en kritik olmazsa olmazıdır. Bu nedenle 20’ye yakın eyalette aktif olarak çalışan Türk-Amerikan Ticaret Odalarının bu işlevi görebilecek potansiyele sahip olduğunu düşünüyoruz. Kendileri iyi desteklenebilir ve altyapı sorunlarının yanı sıra ticaretinin önündeki daha çok psikolojik bariyerler de kaldırılabilirse ticaretimiz kısa zaman içinde katlanma potansiyeline sahip olacaktır.

Ya yatırım yap, ya da dağıtım ağı kur!

Amerikan ihracat ve ithalat rakamlarını incelediğimizde başarılı olan firmaların ABD’ye yatırımla geldiklerini ya da doğal kaynak gönderdiklerini görüyoruz. Ya iç piyasaya yatırım yapmış ya da bu markette bizzat firmasının dağıtım kanallarını oluşturmuş firmalar başarıya ulaşabiliyor. Bu da oldukça büyük ve dağınık bir coğrafya da hayli büyük bir yatırım demek... Bu nedenle avantajınızın olduğunu düşündüğünüz marketlerden başlayarak ve mümkün olduğunca yerelde yayılarak kârlılığı sağladıktan sonra genişleyerek markete hitap etme en akıllı stratejilerden biri olacaktır. Türkiye’nin ihraç ürünlerinin daha çok iş gücü ve sermaye yoğunluklu sektörler olduğunu hesaba katarsak, potansiyeli de çok fazla abartmadan olabilecek seviyelerde tutmamızı sağlayacaktır.

Yatırım hangi taraftan gelirse gelsin işbirliğini artırıcı ve ticareti pozitif yönde etkileyen bir dayanışma oluşturur. Ancak Amerikalı şirketlerin Türkiye’yi pazar olarak gördüklerinin en ciddi kanıtı; son dönemde artmaya başlayan yatırım kararlarıdır. Bu çerçevede yatırımlar Türkiye’nin ithalatını azaltıcı etkiye de sahip olacaktır. Bu da Türkiye açısından bir avantaj oluşturacaktır. Aynı zamanda ihracatı da artırma potansiyeli her zaman mevcut. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, Türk sanayi kendi teknolojisini ve üretim çalışmalarını yerli sermayeye de yaymadığı sürece Türkiye, Meksika’nın Amerika için ifade ettiği anlamı bölge ülkelerinde üstlenebilir ve bu da uzun vadede katma değeri artırıcı bir etki oluşturmayacaktır.

Çinliler ‘tedarik zincirleriyle’ güçlendi

Lojistik faktörler de ticareti etkileyen önemli alanlarından birisi... Öyle ki Çinli firmalar Amerikan pazarında başarıyı güçlü ve kendilerine ait bir tedarik zinciri oluşturarak yakaladılar. Bu yöndeki çalışmaları da hızla devam ediyor. Bunun sonrasında Amerikan şirketleri Çin’i bir yatırım alanı olarak gördüler ve bu sayede bölgede yatırıma giderek üretim maliyetini azaltma yolunu tercih ettiler. Türkiye henüz bu alanda doğru adımları dillendirse de atabilmiş değil! Bu adımların atılması da ancak güçlü firmaların ya da belli firmaların riski paylaşarak ortak yatırımlara girmeleri ile mümkün olacaktır. Lojistik merkezlerinin yerleri iyi seçilmiş olsa da nasıl faaliyet göstereceği ve ne tür bir altyapıya sahip olacağı ve bu altyapının nasıl şekillendirileceği henüz netleşmemiştir.




SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz