Toyota için lojistikte anahtar kelime esneklik

2011 yılında Türkiye’nin 7. büyük ihracatçısı olan Toyota Türkiye, tedarik zincirinde esnek olduğu kadar kazanmayı garanti eden stratejiler uyguluyor.





orhan_ozer_toyota._mudur_.jpg

Toyota için lojistikte esnekliğin anahtar kelime olduğunu belirten Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye A.Ş. CEO’su ve Genel Müdürü Orhan Özer,  “Lojistik partnerlerimizden açık, esnek ve her konuda çözüm ortağı olmalarını beklerken, toplam maliyet avantajını ise ‘kazan kazan’ politikasıyla işletiyoruz” diyor. 

Dünyanın en büyük otomobil üreticilerinden Toyota, bugün bütün kıtalara yayılan araç ve parça üretim tesisleri, dizayn, satış ve lojistik merkezleriyle 170’ten fazla ülkede satış gerçekleştiriyor. Toyota global olarak 2011 yılında 7.95 milyon adet satış adetine ulaştıklarını belirten Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye A.Ş. CEO’su ve Genel Müdürü Orhan Özer,  diğer tüm iş süreçlerinde olduğu gibi lojistikte de altın kurallarının gelişim olduğunu söylüyor. Lojistikteki tüm taşıma modlarını ve rotalarını yakından takip ettiklerini belirten Özer, “Kısaca esneklik Toyota için anahtar kelimedir. Seçtiğimiz lojistik partnerlerimizden açık, esnek ve her konuda çözüm ortağı olmalarını bekliyoruz. Gerek maliyet azalımı gerekse toplam maliyet avantajını hep ‘kazan kazan’ politikasıyla işletiyoruz. Ortaya çıkan kazançları ise paylaşıyoruz” diyor. Türkiye’de 4-5 yıl öncesine kadar ‘nakliyeci’ olarak bilinen lojistik sektörün bugün tedarik zincirinin tüm süreçlerini yönetebilen, her türlü hizmeti sunabilen bir yapıya kavuştuğuna dikkat çeken Özer, sektör açısından bu hızlı ilerlemenin sürdürülmesi gerektiğinin altını çiziyor.

 

Corolla ile ihracatta ülke sayısını 50’ye çıkaracak

Lexus ve Toyota markalarıyla 170’ten fazla ülkede satışı gerçekleştiren Toyota’nın Türkiye otomotiv sektörü içindeki yerinden ve gündemindeki yatırım planlarından söz eder misiniz?

Türkiye’de yıllık 170 bin adet üretim kapasitesine sahibiz. Kurulduğumuz günden bu yana gerçekleştirdiğimiz 1,2 milyar Euro’luk yatırım tutarıyla Türkiye’nin en büyük üretim tesislerinden birisine sahibiz. Türkiye olarak Avrupa’daki toplam Toyota üretiminin yaklaşık %20’sini sağlıyoruz. Geçtiğimiz yıl, 92 bin adet otomobil üretip, bunun da %90’ını ihraç ettik.  Avrupa’daki durgunluktan tüm şirketler gibi biz de etkilendik. 2012 yılını da üretim ve ihracat adetleri olarak oldukça düşük seviyede kapatacağız. İlk 8 ayda 55 bin 715 adet otomobil ürettik, yılsonunda da ulaşacağımız üretim 70 bin adetler civarında olacak.

Yeni pazarlara ve üretim artışına ise 2013 yılında seri üretimine başlayacağımız yeni Corolla modelimizden sonra ulaşacağız. Corolla projesi ile ilgili olarak toplam 150 milyon Euro’luk bir model yatırımı planladık. Yılsonundan itibaren 800 kişi işe alacağız. Bu adımla ihracat yapacağımız ülke sayısı 30’lardan 50’lere çıkacak. Avrupa’nın dışında, Rusya, Orta Doğu ve bazı Kuzey Afrika ülkeleri yeni ihracat pazarlarımız olacaklar. Yeni üreteceğimiz Corolla modelinin de katkısı ile 2013’ten başlayarak orta vadede üretimimizi önemli ölçüde artıracağız. 2013 sonrasında ise daha fazla model üretebilen, üretimini arttırmış, daha geniş pazarlara ihracat yapabilen bir şirket olacağız.

 

Toyota Türkiye olarak tedarik zinciri yönetiminde nasıl bir strateji izliyorsunuz?

Toyota’nın tüm dünyada uyguladığı stratejilere paralel olarak, üretimdeki dalgalanmaları ve olası model değişikliklerine en kısa sürede tepki verebilmek amacıyla küçük sipariş miktarlarının daha sık olarak verilmesine özen gösteriyoruz. Gerek Türkiye içi gerek yurtdışı parçalarının toplanarak fabrikaya ulaştırılması, faaliyetlerinin planlaması ve kontrolü Toyota’nın lojistik birimi tarafından yapılmakta, sadece operasyonel işler taşeron kullanıyoruz. Avrupa’daki tüm Toyota fabrikalarının (İngiltere, Fransa, Çek Cumhuriyeti, Polonya) lojistik hacimleri birleştirilerek, daha büyük bir hacimle, daha verimli ve optimum maliyetli lojistik planları yapıyoruz. Tedarikçilerimize siparişlerin toplama saatlerinden 12 - 36 saat öncesinde kesin sipariş miktarları verilmekte, tedarikçilerimizin ve lojistik partnerlerimizden buna uygun işlemler yapmalarını bekliyoruz. Yurtdışı tedarikçilerimize olan siparişlerimiz de benzer şekilde olduğundan, yurtdışı denizyolu ve demiryolu taşımalarımızda, lojistik partnerlerimizden taahhüt etmiş oldukları seyir süreleri çok önemli olsa da, kalkış ve varış performansları bizim için çok daha önemli. Türkiye’de ve Avrupa’da genellikle sektöründe en deneyimli ve lider konumundaki çözüm ortaklarıyla çalışıyoruz.

 

Maliyet kalemleri kontrol altında  

Taşımalarınızı nasıl gerçekleştiriyorsunuz? Maliyetleriniz içinde lojistiğin payını azalmak için partnerlerinizden beklentileriniz neler?

Avrupa ve Japonya’dan parça ithalatında ve bitmiş araç ihracatında ilk tercihimiz demiryolu ve denizyoludur. İkincil olarak acil durumlar için karayolu ve hava kargo nakliyesini tercih ediyoruz. Lojistik maliyetlerinin azaltılması için aylık olarak tüm maliyet kalemlerini tek tek incelenip gerekli iyileştirmeleri yapıyoruz. Gelişen ve değişen piyasa ve ekonomik koşullar ışığında yeni oluşan alternatif taşıma modları, verimliliğin arttırılması lojistik partnerlerimizden en önemli beklentimiz. Biz de taşınan parçaların daha verimli ve yoğun olması, TIR içi yükleme/yerleştirme, paketleme verimliliğinin arttırılması ve taşıma sürelerinin maliyet dengesini bozmayacak şekilde asgariye indirilmesi için yan sanayicilerimizle birlikte çalışıyoruz.

 

Türkiye otomotiv sektörünün lojistik operasyonlarda karşılaştığı sorunlar ve çözüm önerileriniz neler?

Ülkemizde hala lojistik operasyonların %90’a yakını karayolları ile yapılıyor. Oysa her tür taşıma modunun optimum maliyetli olduğu belirli bir km sınırı var. Bu noktada demiryolu taşımacılığının geliştirilmesi gerekiyor. Kıyı şehirlerimizden Anadolu’nun iç kesimlerine kara nakliyesi kullanılıyor. Oysa demiryolu etkili olarak kullanılsa hem ülke ekonomisi ve hem de tüm özel sektör firmaları bunun getirisinden faydalanacaktır. Ayrıca günümüzde gün geçtikçe artan çevre faktörü bu lojistik sektörünü de etkiliyor. Dolayısıyla, orta ve uzun vadede demiryolu ve denizyolu taşımalarının artırılması kaçınılmaz hale gelecektir.

Diğer bir geliştirmemiz gereken alan ise limanlarımızdır. Türkiye’nin coğrafi konumunu bu anlamda rekabet avantajına dönüştüremiyoruz. Örneğin, Rusya ve Türki Cumhuriyetler gibi sürekli ve hızlı büyüyen bir pazarın hemen güneyinde olmamıza rağmen Karadeniz’i lojistik açısından yeterince kullanamıyoruz.

 

Türkiye yatırımda cazibesini koruyor

Türkiye bugün dünyada pek çok açıdan rekabetçiliği yükselen bir ülke konumunda olduğunu belirten Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye A.Ş. CEO’su ve Genel Müdürü Orhan Özer,  pek çok şirketin temsilcilik veya direkt faaliyet göstermek yoluyla içinde bulunmayı istediği bir ülke olduğunu söylüyor. Türk otomotiv endüstrisinin tedarikçileri ve lojistik ağı ile birlikte kalite ve teslimat alanlarında çok rekabetçi bir konuma yükseldiğinin altını çizen Özer şunları aktarıyor: “2011 yılını otomotiv sektörü başarılı bir performansla kapattı. 2012 yılının ise zor bir yıl olacağını daha yılın başında öngördük. Sonuçta iç pazardaki daralmanın yanı sıra, Avrupa’daki durumun belirsizliğinin bir sonucu olarak azalan ihracat nedeniyle 2012 yılının ilk 8 ayında otomotiv sektörünün ana faaliyet alanları da etkilendi. Üretimde %7, ihracatta %6 düşüş ile yılın ilk 8 ayı tamamlandı. Özellikle bizim gibi yoğun olarak Avrupa pazarına ihracat yapan tüm firmalar bu dönemde ciddi etkilendiler.”

Türkiye’de 4-5 yıl öncesine kadar, sadece nakliyecilik kavramı vardı. Son yıllarda Türk lojistik firmaları kendilerini çok geliştirdiler. Tüm tedarik zincirini yönetebilen, her türlü hizmeti sunan ve iyileştirebilen firmalar haline gelmeye başladılar. Yine de geldiğimiz noktada hala iyileştirmeler yapılacak konular var, bu da zaman içinde gerçekleşecektir.

 




SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat