Toyota çevreci taşıma modlarına yöneldi
Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, çevreci taşıma modlarına yöneliyor. Toplam taşıma ve hareketi azaltmak için sürekli iyileştirmeler yaptıklarını, uzun mesafeli taşımalarda karayolu yerine deniz ve demiryolunu tercih ettiklerini belirten TMMT Üretim Kontrol Müdür Yardımcısı Hasan Aydemir, sağlanan yakıt tasarrufu ve azalan karbondioksit salınımının maliyet açısından da avantaj yarattığını söylüyor. 




hasan_aydemir_toyota2015 yılında üretim ve ihracatta nasıl bir performans yakaladınız?
Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye olarak 2015 yılı toplam üretim adedimiz 116 bin, ihracat adedimiz 80 bin olarak gerçekleşti. İhracat düşüşümüzü yurtiçi satışlardaki artışla kısmen dengelemiş olsak bile, bu yıl geçen yıla göre daha az sayıda araç ihraç etmiş durumdayız. Aslında, mevcut üretim/ihracat faaliyetlerimizin dışında, 2015 yılı bizim için çok zorlu bir yıl oldu. Çalışanlarımızın ve yan sanayimizin yoğun çabaları ile bizim için çok önemli olan 3.modelimizi Toyota C-HR ile birlikte gelecek olan üretim artışı için hazırlık sürecimizi tamamladık. Hem şirketimiz Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye hem de Türkiye otomotiv sanayi için, yeni bir dönüm noktası, yeni bir kilometre taşı olacak projemizi hayata geçirme yönünde ilk adımlarımızı attık. 
 
İHRACAT ORANINI  %90’A ÇIKARACAK 
2016 yılına ilişkin hedefleriniz neler? 
2016 yılında 150 binden 280 bin adede yükselmiş olan kapasitemize uygun üretim planına geçiş dönemimizi sorunsuz bir şekilde sağlamayı ve yılın sonlarına doğru Türkiye’de üretilmiş olacak ilk crossover ve ilk hibrit araç olan C-HR’ı üretim hatlarımızdan başarıyla çıkarmayı hedefliyoruz. Bu proje için yaptığımız 350 milyon euro yatırım ile toplam yatırım tutarımız 1.7 milyar euroyu geçmiş olacaktır. Yine bu proje ile artan üretim hacmimizi karşılayabilmek için ilave bin kişinin üstünde istihdam sağlayacağız. Ortalama olarak, üretimimizin %80’ini ihraç etmekte iken, bu proje ile birlikte ihracat oranımız %90 seviyelerine gelecektir. Yeni istihdam fırsatları ile birlikte Sakarya yerel ve Türkiye ulusal ekonomisine katkımız da artmış olacaktır. Bir sonraki hedefimiz ise ihracat yaptığımız pazarların sayısını artırarak, global bir ihracatçı durumuna gelmektir.
 
Lojistik süreçlerinizi nasıl yönetiyorsunuz? Bu alanı iyileştirmeye dönük gerçekleştirdiğiniz yatırımlar neler?
Lojistik faaliyetlerini de en az üretim-ihracat kadar önemli ve kilit bir faaliyet olarak görüyoruz. Üretim-ihracat stratejilerimizle uyumlu, üretimdeki dalgalanmalara ve olası model değişikliklerine en kısa sürede tepki verebilmek amacıyla küçük miktarlarda daha sık sipariş vererek, düzenli ve periyodik lojistik ile parça akışı sağlıyoruz. Lojistik süreçlerimizi içeriden dışarıya doğru planlayarak, iç ve dış lojistiği uyumlu yürütmek de bu konudaki başarımızın bir açıklaması olabilir. Bu alanda hem fiziki şartları iyileştirici hem de bilgi sistemleri ile verimliliği artırıcı çalışmalar ve yatırımlar yapmaktayız.
 
Hasan_Aydemir2015’TE YURTDIŞINA 80.000 ARAÇ SEVK EDİLDİ 
İhracatta hangi taşıma modlarını kullanıyorsunuz? Yılda bitmiş ve yedek parça olarak ne kadarlık bir sevkiyat gerçekleştiriyorsunuz?
Bugün Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye olarak, Sakarya’daki üretim tesislerimizde en yüksek kalite standartlarında Corolla ve Verso modellerini üretmekte ve 50’den fazla ülkeye ihraç etmekteyiz. İhracatımız ağırlıklı olarak Avrupa ülkelerine olmakla birlikte, araçlarımızın Pazar alanı Kuzey Afrika, Ortadoğu, Balkanlar, Türki Cumhuriyetleri kapsayan merkez Asya ülkeleri gibi geniş bir coğrafyayı kapsamaktadır. Aslında, ihracat ülkeleri, ürettiğimiz modele göre farklılık gösteriyor. Örneğin Verso için başta Almanya, Fransa, İspanya ve İtalya olmak üzere Avrupa ülkeleri en büyük ihracat noktaları iken Corolla için Rusya, İsrail, İrlanda, Mısır gibi Doğu Avrupa, Ortadoğu, Kuzey Afrika ülkeleri ön plana çıkıyor. Yılsonunda üretim hatlarımızdan seri üretimi başlayacak olan C-HR ile birlikte ihracat yaptığımız bölgeleri genişleterek, artık global bir ihracatçı durumuna geleceğiz. 
Araç ihracatımız temelde denizyolu ile gerçekleşiyor. Yoğunluklu olarak, İzmit Körfezi’ndeki iki farklı limandan araçlarımızı ihraç limanlarımıza gönderiyoruz. Karşı limanlarda indirilen araçlarımız tabii ki, karayolu ve demiryolu ile ilgili ülkelere gönderiliyor. Otomobil ihracında tonaj yerine bitmiş araç sayısını birim olarak düşünmekteyiz. Bu anlamda yıllık ihracatımız 2015 için yaklaşık 80.000 araç seviyelerine ulaşmış durumdadır. Gelecek yıllarda bu sayı daha da artacaktır.
 
Lojistik şirketlerinden ne tür hizmetler alıyorsunuz? 
Türkiye’de ve Avrupa’da genellikle sektöründe en deneyimli ve lider konumundaki, çözüm ortağımız olarak gördüğümüz şirketlerle çalışıyoruz. Deniz, kara, demir ve havayolu için ayrı ayrı lojistik partnerlerimiz var. Değişen ve gelişen sektörde yeni taşıma metodlarını, rotalarını takip etmekteyiz. Kısaca “esneklik” diyebileceğimiz kavram Toyota için anahtar kelimedir. Seçtiğimiz lojistik partnerlerimizin açık, esnek ve her konuda çözüm ortağı olmaları, kendilerini sürekli geliştiren bir yapıda olmaları en az maliyetleri kadar önemlidir. Ancak Toyota’nın tam zamanında üretim anlayışını, lojistik süreçlerimize adapte etmek için planlama ve kaynak yönetimi gibi konularda yetiştirdiğimiz yetkin çalışan kadromuz aracılığıyla sürecin kritik noktalarına sürekli dahil olmayı da göz ardı etmiyoruz. 
 
ALTERNATİF TAŞIMA MODLARINA YÖNELİYOR 
Tedarikçilerinizden en temel beklentileriniz neler? 
Lojistik, Toyota'nın kendine özgü fonksiyonlarından ve Toyota Üretim Sistemi’nin (TPS) ana konularından biridir. Temel ilkemiz; yalın, beklenen kalite ve miktarda, tam zamanında (just in time) lojistik akışı sağlamaktır. Üretimimiz için gereken yedek parçalar yan sanayimizden teslim alınır ve fabrikamıza getirilir. Yan sanayi firmalarımızdan beklentimiz istenilen zamanda, beklenen kalite ve miktarda parçaları hazır etmeleri; lojistik partnerimizden beklentimiz ise planlanan zamanda bu parçaları teslim alıp, istenilen zamanda fabrikamıza getirmeleridir. Lojistik akışlarımızı düşünürken mevsim şartları, yol durumu, yan sanayimizin çalışma saatleri gibi kriterleri göz önüne alırız. Temel TPS felsefesi olarak stok tutmamaktayız. Yani tedarik zincirindeki en ufak bir eksiklik veya aksama hattımızın durmasına neden olabilir. Bu da telafisi zor zaman ve maliyet kaybına yol açar. 
 
Dolayısıyla şirketimiz, yalnızca lojistikte değil, her alanda sürdürülebilirliği amaçlayan politikalarla bu gibi riskleri minimize etmeyi hedeflemektedir. Aslında tüm işletmeler için öncelik bu olmalıdır. Çünkü aslında çevre açısından önemli olan yakıt tasarrufu, karbondioksit salınımlarında düşüşle sonuçlanan faaliyetler, maliyet avantajı da getirmektedir. Bu anlamda biz de karbon ayak izimizi küçültmek için sürekli ve sistemli olarak çalışıyoruz. Hem iç lojistik hem de dış lojistikteki toplam taşıma ve hareketi azaltmak için sürekli iyileştirmeler yapıyoruz. Uzun mesafeli taşımalarımız için kamyon veya tır yerine gemi ve demiryolunu tercih ediyoruz. Atık oluşturmamak için karton kutu veya tahta palet yerine yıllar boyunca tekrar tekrar kullanılabilecek tipte geri dönüşümü olan paketlemeler kullanıyoruz. 
Gelişen ve değişen piyasa ve ekonomik koşullar ışığında yeni oluşan alternatif taşıma metodları, verimliliğin artırılması lojistik partnerlerimizden beklentimizdir. Biz de taşınan parçaların daha verimli ve yoğun olması, tır içi yükleme/yerleştirme, paketleme verimliliğinin artırılması ve taşıma sürelerinin maliyet dengesini bozmayacak şekilde asgariye indirilmesi için yan sanayilerimizle beraber çalışmaktayız. Tüm bu çalışmalar yakıt tasarrufları sağladığı gibi, aynı zamanda daha az karbondioksit salınımı anlamına da gelmektedir. 
 
KARAYOLU HALA ALTERNATİFSİZ! 
Otomotiv lojistiğinin planlı, hızlı, esnek ve en önemlisi de dakik olması gereken bir saha olduğunu belirten Hasan Aydemir sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu da, hem operasyonlarda hem de toplam lojistik süreç yönetiminde uzmanlık gerektirmektedir. Ülkemizde spesifik sektörlere yönelik uzmanlık geliştiren lojistik firmalarının sayısı giderek artmaktadır. Son yıllarda Türk lojistik firmaları kendilerini çok geliştirdiler. Sadece nakliye değil, tüm tedarik zincirini yönetebilen, her türlü hizmeti sunan ve iyileştirebilen firmalar haline gelmeye başladılar. Elbette hala iyileştirme yapılacak konular var, bunlar da zaman içinde gerçekleşecektir. Toyota olarak lojistikte tüm gelişmeleri gerek yurtiçi, gerek yurtdışı yakından takip etmekteyiz. Lojistik konusunda otomotiv sektörünün geneline katkısı olacak önerilerimizi Otomotiv Sanayicileri Derneği (OSD) aracılığıyla ilgili mercilere iletmekteyiz. Türkiye’nin 2023 hedeflerinde yer alan otomotiv sektörüne baktığımızda; 4 milyon adet toplam araç üretimi,  3 milyon adetlik ihracat; önümüzdeki süreçte yurtiçindeki lojistiğin önemini vurgulamaktadır. Bizce en önemli gündem altyapı iyileştirmeleri ve yurtiçinde henüz karayolunun alternatifsiz olmasıdır. Kısa ve uzun vadede yurtiçinde karayoluna alternatif demiryollarının genişletilip teşvik edilmesi, denizyollarının daha etkin kullanılması gerekmektedir. Ayrıca ihtisas limanlarının sayıca az olması ve kapasitelerini artırmaya yönelik, ileriye dönük hedeflerle uyumlu iyileştirmelerde ilerleme sağlanması önem arz etmektedir.”  
 




SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz