Kimyasalların depolanması için Alman modeli önerisi
ADR’ye uyum sürecinde en büyük sıkıntının tehlikeli maddelerin depolanmasında yaşandığına dikkat çeken UND İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Alper Özel, “Ülkemiz tehlikeli kimyasalların depolanması konusunda yolun çok başında. Bu konuda Almanya örnek alınabilir” diyor.  




alper_ozel.jpgTürkiye’de tehlikeli ve kimyevi madde taşımacılığı toplam yük taşımacılığı içinde nasıl bir pay alıyor?

Ülke içerisinde 22 milyon ton LPG, LNG, CNG, akaryakıt, artı 10 milyon ton ambalaj olmak üzere, toplam 32 milyon ton tehlikeli maddenin karayolunda taşındığı tahmin edilmektedir. Kimya sektörü ihracatımızın lokomotif sektöründen bir tanesidir. Sektörün ihracat miktarı yıllar itibariyle artacaktır. Bu nedenle tehlikeli madde taşımacılığına ilişkin mevzuatların ve uluslararası teamüllerin bir an önce uygulamaya geçmesi önemlidir.

SORUN YURTİÇİ TAŞIMALARDA  

Taşımacılık ve lojistik sektöründe ADR’ye uyum süreci nasıl ilerliyor? Bu anlamda firmalara düşen görev ve sorumluluklar neler?

Uluslararası taşımacıların ADR uyum konusunda büyük bir sorunu yok. Uluslararası taşıma yapan firmalar yıllardır Avrupa’dan ve Avrupa’ya tehlikeli madde taşıyorlar. Asıl sorunu iç taşımada yaşıyoruz. Bunu da normal görmek gerekiyor. Her ne kadar bazı yönetmelikler olsa bile tehlikeli madde taşımacılığına ilişkin uluslararası teamüller ülkemizde oluşmamış bugüne kadar doğru dürüst denetlenmemiş, isteyen istediği gibi taşıyordu. Şimdi ise kurallar konuluyor. Doğal olarak bu kuralların oturması, anlaşılması zaman alacak bazı direnişler de gelişecektir. Önemli olan devletin bu sürecin arkasında durmasıdır ki, Bakanlığımızın gayretlerini bu yönde görüyoruz. Şimdi ise yavaş yavaş denetim unsuruna geçilmesi gerekmektedir. Ancak denetimin birinci amacı hemen ceza kesmek olmamalıdır. Bu denetimler belirli bir süre için öğretici ve uyarıcı olmalıdır.

Şu ana kadar 15 binden fazla “Tehlikeli Madde Faaliyet Belgesi” verildi, sürücü ve danışmanlık eğitimleri tüm hızıyla devam etmektedir. Eğitici eğitimleri yapılmış sektöre eğitici kazandırıldı. Tankların, araçların ve ambalajların onaylanması için kurumlar yetkilendirildi. Bakanlık ile özel sektör temsilcileri arasında önemli bir işbirliği diyaloğuna girildi. Firmalara düşen görev şimdiden imkânları elverdiği şekliyle mevzuatın şartlarını yerine getirmelerini çalışmak ve kesinlikle ötelememektir.

ADR kapsamında sektörde eğitimler ve sertifikalandırma süreci nasıl ilerliyor? UND bu konuda sektöre nasıl bir destek sunuyor?

Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Düzenleme Genel Müdürlüğü tarafından birinci öncelik eğitimler ve eğitmen yetiştirilmesine verilmiştir. Bu konu artık kendi mecrasına girdi ve iyi ilerliyor. Paralelinde AB ile önemli bir eşleşme projesi de devam etmektedir. Yakın zamanda olumlu neticeleri ortaya çıkacaktır. Dernek olarak da bu sürecin başından beri varız ve Bakanlığımıza fikir yönünde her türlü desteği veriyoruz. Ayrıca konunun bilinçlendirme ve yaygınlaştırma safhasında meslek odaları ile yakın temas içerisindeyiz.  Dernek bünyemizde ADR Çalışma Grubumuz mevcut. Çalışma grubumuza daha fazla etkinlik kazandırmak için başka kurumların çalışma grubu ile bir araya gelmeyi düşünüyoruz. Çalışma grubumuzun amacı sorunları tespit edip çözüm önerileri ile birlikte resmi makamlara iletmek fikir yönünden destek olmaktır.         

TMGD KONUSUNDA ENDİŞELERİMİZ VAR

Türkiye’de tehlikeli ve kimyevi madde taşımacılığında ön plana çıkan konular neler? Mevzuata ve uluslararası standartlara uygun olmayan taşımalar ya da araçlar ne tür kayıplara yol açıyor?

Türkiye’de son zamanlarda ADR konusunda ön plana çıkan konuların başında Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı (TMGD) gelmektedir. Genel olarak güvenlik danışmanının görev ve sorumlulukları değerlendirildiğinde, tehlikeli maddeler ile iştigal olan her işletme bir güvenlik danışmanı istihdam etmek zorundadır. Güvenlik danışmanın görevi bir işletmede tehlikeli maddelerin taşımaya ilişkin faaliyetlerin uluslararası ve ulusal mevzuata uygun yapılmasını sağlamak olarak tanımlanabilir. Önemli bir görev üstlenen güvenlik danışmanı; ancak yetkili kurum tarafından onaylı bir eğitim merkezinden eğitim almış ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından (UDHB) yapılan sınav sonucunda başarılı olmuş ve geçerli bir sertifikası sahip olanlar bu görevi üstlenebilmektedir. Bakanlığımız bu konuda önemli eğitim çalışmaları başlattı ve tehlikeli güvenlik danışmanı sayısı da ülkemizde gittikçe artmaya devam etmektedir. Bakanlığımızın bu konudaki gayreti çok önemli ve başarılıdır.

Ancak bu gelişimin yanlış bir yola girmesi konusunda endişelerimiz var. Şöyle ki, bazı yetkili eğitim kurumların Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığını kendilerinin pazarlama stratejileri için “parlayan bir meslek” gibi gösteriyorlar. İşsiz üniversite mezunları için yeni bir iş kapısı göstererek “49 saat eğitimden sonra güvenlik danışmanı ol” şeklinde pazarlamaları daha sonra sınava girip kazananların ben “Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanı Oldum!” şu kadar ücret isterim söylemleri ve “kendilerini bir şey zannetmeleri” doğru değil. Güvenlik danışmanı böyle algılanacak bir meslek değildir. Bu kişiler konunun özünü anlamamışlar, üzerlerinde ne kadar önemli sorumlulukları olduklarını kavrayamamıştır. Asıl tehlike burada yatmaktadır. Şu da bir gerçek; ADR Konvansiyonu’nun ülke sathında uygulamaya dönüşmesi, ülkemiz şartlarını da göz önünde bulundurarak zaman alacağı ve kolay olmayacağı bilinmesi gerekir. Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Düzenleme Genel Müdürlüğümüzün bu konudaki tavrı net ve doğrudur. Gereken süreçler zamana yayılarak emin adımlarla ve kararlılıkla uygulanmaktadır. Sektör olarak da biz bu süreci destekliyoruz.

Tehlikeli madde taşımacılığında gümrükleme, taşıma, depolama vb. alanlarda yaşanan sorunlar, çözüm önerilerinizi aktarır mısınız?

En büyük sorun uygulamaların yaygınlaşmasında yatmaktadır. Ama bunun için de zaman gerektiği ortada. Bu süreçte temel doğru atıldığından konu artık bir zaman meselesidir. Bakanlığımızın bu konudaki iradesini görüyoruz. Tabi asıl sıkıntı tehlikeli maddelerin depolanmasında yaşanmaktadır. ADR Konvansiyonu’ndan tehlikeli maddelerin depolanması için faklı direktifler ve standartlar bulunmaktadır. Bu konuda Almanya’dan bir örnek verecek olursak; yüksek seviyede yanma meydana getirecek bir madde olarak tanımlanan 2000 litre ethanol depolayacaksanız, deponun yüksek yanma riskine karşı onaylanmış olması gerekmekte. Yapı onay sertifikasında bu ibare olmak zorundadır. Eğer yok ise Alman yasalarına göre 250.000 euro ceza kesilmektedir. Bazı firmalarımızın uluslararası standartlara göre depo tesisleri mevcut, ancak ülkemizin tehlikeli kimyasalların depolanması konusunda yolun çok başında olduğunu söyleyebiliriz. Bu konuda Almanya örnek alınabilir.             

ARAÇLAR İÇİN TEŞVİK VERİLEBİLİR

Mevcut araçların ADR’ye geçmesi için son tarih 2018. Yenilemeleri yetiştirebilmek için kamu sektör iş birliği ne durumda? Bunun için bir teşvik var mı?

ADR’ye geçecek araçlar için öncelikle araçların, tank gövdeleri ve ilgili aksamlarının uyumlu olması gerekir. Eğer uyumlu değilse bu aracın ADR belgesi alması pek mümkün değil. ADR’ye uygun üretilmiş ise ilgili uygunluk belgeleri TSE’den zaten alınmaktadır. Ayrıca 1 Ocak 2014 itibariyle piyasa girecek tankerler ADR’ye uygun olmak zorundadır. Bu dönüşümde öncelik zaten ADR’ye uygun üretilmiş araçların ve tankların bir an önce TSE’den uygunluk belgesi almasıdır. Şu anda bir teşvik mekanizması yok. Belki ilerleyen yıllarda ADR’ye hiç uymayan araçların pazardan çekilmesi konusunda devlet tarafından bir teşvik mekanizması geliştirilebilir. 





SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz