Mercedes-Benz Türk sürdürülebilir çevre ilkesini lojistik süreçlerine de taşıyor
46. yıllık tarihine önemli rekorlar sığdıran Mercedes-Benz Türk A.Ş., lojistik operasyonlarında da sürdürülebilir çevre ilkesinden taviz vermiyor. 




rainer_genesÜretim süreçlerinin ve ürünlerinin çevreyle dost olmasına büyük önem veren bir şirket olarak aynı titizliği işbirliği içinde oldukları lojistik şirketlerinden de beklediklerinin altını çizen Mercedes-Benz Türk Direktörler Kurulu Başkanı Rainer Genes, taşıma süreçlerinde ise çevre dostu bir model olan intermodale geçerek önemli kazanımlar sağladıklarını vurguluyor. 
 
Sektörde 46. yılını dolduran Mercedes-Benz Türk A.Ş., son yıllarda kırdığı rekorlar, kamyon ve otobüs üretim rakamlarıyla elde ettiği başarıyla pazardaki liderliğini sürdürüyor. Kurulduğu günden bugüne 807 milyon Euro tutarında yatırım yapan Mercedes-Benz Türk, üretime başladığı 1968 yılından bu yana toplam 70 bin otobüs ve 190 bin kamyon üretimi gerçekleştirdi. Bugün 5 binin üzerinde personel istihdam eden Mercedes-Benz Türk’ün ülke çapındaki bayi ve satış sonrası hizmetler ağında da 4 bin kişi çalışıyor. Yetkin, uzman, deneyimli bayi ağı ve yetkili servisleri, Türkiye’nin dört bir yanındaki şubeleriyle müşterilerine en üst düzeyde hizmet veren Mercedes-Benz Türk A.Ş., yeni teknolojilere, yalın süreçlere, insan kaynağının gelişimine, Ar-Ge çalışmalarına, otobüs ve kamyon fabrikalarına yönelik yatırımlarına ve kurumsal sosyal sorumluluk projelerine devam ediyor.
Tüm faaliyet alanlarında özellikle ürünleri ve üretim süreçlerinde çevre kirliliğine yol açan etkileri azaltmayı, mümkünse bunun önünü geçecek yeni uygulamaları geliştirmeyi kendine prensip edinen Mercedes-Benz Türk A.Ş., lojistik süreçlerini de aynı hasiyetle yönetiyor. Bu kapsamda geliştirdikleri diğer çözümlerin yanında daha verimli ve çevre dostu bir model olan intermodal taşımacılığa yöneldiklerini belirten Mercedes-Benz Türk Direktörler Kurulu Başkanı Rainer Genes, bu modelle son iki yılda sadece Aksaray Fabrikası’nda 2.3 milyon dolarlık bir tasarruf yarattıklarını ve karbon salınımında ise 12 milyon kilogramlık bir azalım sağladıklarını söylüyor. 
 
Mercedes-Benz Türk açısından hem iç pazarda hem de ihracatta yılın ilk yarısı nasıl geçti? Yılsonuna ilişkin öngörüleriniz neler? 
Mercedes-Benz Türk, 2014 yılında da pazardaki konumunu güçlendirmeyi, tüm ürün gruplarındaki pazar payını artırmayı, , yatırımlarını sürdürmeyi, müşteri ve pazar beklentileri doğrultusunda ürün portföyünü geliştirip genişletmeyi ve bayi, çalışan, tedarikçi işbirliği ile başarılı bir yıl geçirmeyi hedefliyor. 2014 yılının mevcut durumda her ne kadar 2013’ün aynı dönemine göre hem yurtiçi hem de ihracat pazarlarında daha düşük sevilerde seyretse de iyi bir yıl olacağını düşünüyoruz.
 
ALTERNATİF TAŞIMA MODELLERİNE YÖNELDİ 
Nakliye lojistiği kapsamında hangi taşıma modlarına başvuruyorsunuz? Lojistik maliyetlerinizin tutarını düşürmede nasıl bir yol izliyorsunuz? 
Duruma göre farklı taşıma modlarını ve kombinasyonlarını kullanıyoruz. Maliyetlerimizi aşağıya çekilmek amacıyla TIR doluluğunun artırılması, uçak, süper expres gibi özel taşımaların azaltılması, intermodal gibi alternatif taşıma yöntemlerin kullanılması konuları üzerinde duruyoruz. 2012 ve 2013 yıllarında sadece Aksaray Fabrikamızda intermodal taşımacılık modeli ile lojistik maliyetlerimizde 2.3 milyon euroluk bir tasarruf sağladık. Bu tür çalışmalar bizim için oldukça önemli. Çünkü bu çalışma ile tasarrufun yanı sıra bu karbondioksit salınımında da toplam 12 milyon kilogramlık bir azalma sağladık. İntermodal taşımacılık ile yani yük üzerinde herhangi bir işlem yapmadan yükün karayolu, demiryolu ve denizyolu nakliye modları arasında geçişini sağlayarak tedarikçiden nihai kullanıcıya ulaşmasını sağlayarak taşımayı bir anlamda optimize ettik. 
Bunun gibi hem şirketimize hem de doğaya kazanımlar sağlayan çeşitli yöntemleri uygulamaya almayı asli görevimiz ve sorumluluğumuz olarak görüyor ve yol haritamızı da bu bakış açısıyla oluşturuyoruz.  
 
Mercedes-Benz Türk’ün gerek partner seçimi gerekse de geleceğe dönük hedefler kapsamında lojistik talep listesinde neler var? 
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm çalışmalarımızda maliyetleri, çevreyi ve insan faktörünü gözetmeye devam edeceğiz. TIR doluluğunu artırma, maliyet-fayda endeksi gözetilerek özel taşımaların azaltılması, optimum ve alternatif taşıma modellerinin sürekli geliştirilmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu anlayış bizimle birlikte bir parçamız olan lojistik partnerimiz için de geçerli. İş ortaklarımız olan lojistik şirketlerinden de yukarıda bahsettiğimiz gibi kendi iç süreçlerini iyileştirmelerini ve alternatif taşıma yöntemleri kullanarak maliyetlerini düşürmelerini bekliyoruz ve onları bu yönde teşvik ediyoruz. Zaten lojistik partner seçimi aşamasında firmaların açık ve güvenilir olmalarına, çıkan sorunlara karşı çözüm odaklı, disiplinli olmalarına, süreçlerine hakim olmaları ve bunları sürekli iyileştirmelerine, hızlı reaksiyon verebilecek esnekliğe sahip olmalarına, doğaya ve çevreye duyarlı olmalarına azami önem veriyoruz.  
 
Otomotiv lojistiğinde yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri neler? 
Türkiye otomotiv sektörünün lojistik operasyonlarda karşılaştığı sorunlar gümrük süreçlerinde yaşanan değişikliklere adaptasyon, evrak çokluğu ve bunların eksik olmasından, kaybolmasından dolayı yaşanan sıkıntılar, özel izne tabi malzemelerin prosesi, bunların çokluğu ve yarattığı gecikmeler, yetişmiş eleman sıkıntısı konuları olarak özetlenebilir. Bu sorunların, süreçlerin daha yalın hale getirilmesi ve yoğun eğitim programlarıyla çözülebileceğini düşünüyoruz.
 
GELECEĞİN TAŞIMACILIĞINI ŞEKİLLENDİRİYOR 
Mercedes-Benz Türk çevre alanında da örnek çalışmalar yürütüyor. Bunların ayrıntılarını öğrenebilir miyiz? Gündeminizde yeni projeler var mı? 
 
Mercedes-Benz Türk A.Ş., tüm faaliyet alanlarında özellikle ürünleri ve üretim süreçlerinde çevre kirliliğine yol açan etkileri azaltma, mümkünse bunun önünü kesecek yeni uygulamaları geliştirme konularında öncü olmayı kendine prensip edinmiştir. Şirketimiz, çevreye karşı yüksek duyarlılığının ve bu konuda üstüne düşen sorumluluğunun bir gereği olarak şirket ilkeleri kapsamında kurduğu çevre yönetim sistemini 2000 yılında ISO 14001'e göre sertifikalandırdı. Bu tarihten sonra “sürekli iyileştirme” taahhüdü kapsamında çevre koruma çalışmaları, atık su arıtma tesislerinin yenilenmesi ve boyahane başta olmak üzere çeşitli yatırımlarla sistemli olarak geliştirildi ve özellikle 2008 yılı sonunda başlayan “Atık Yönetimi Projesi” ile çok önemli bir noktaya taşındı. 
Mercedes-Benz Türk tarafından yapılan her yatırımda çevresel etkiler değerlendirilerek, çevrenin korunması, sağlıklı ve çevreye duyarlı süreçlerin takip edilmesi amaçlanırken, çevresel performansın ve standartların sürekli iyileştirilmesi için çalışmalar sürdürülüyor. 
Mercedes-Benz Türk, çevre ile ilgili uygulanan çalışmalar kapsamında, 2011 yılında İstanbul Sanayi Odası’nın “2010 Sürdürülebilir Çevre Dostu Uygulama Ödülü” nün ve 2012’de Daimler AG' nin “Truck Operating System &  Bus Operating System”  ödüllerinin finalisti oldu. 2013’te ise “Sağlıklı Kentler Birliği Çevreci Tesisi Ödülü”nü aldı. 2014 yılı başında 14.SENVER (Sanayide Enerji Verimliliği Proje Yarışmaları) kapsamında Mercedes-Benz Türk Hoşdere Otobüs Fabrikası “Enerji Verimli Endüstriyel Tesisi Kategorisi”nde özel jüri ödülüne layık görüldü. 
Mercedes-Benz Türk’ün ana şirketi Daimler AG, gelişen teknoloji ile taşıtlarda kullanılan yakıtlar ile motorları sürekli olarak iyileştiriyor. Dizel araçlarda, emisyon azaltımı konusunda yapılan çalışmalar ve özellikle Euro 6 emisyon değerine uygun motorlarla birlikte gelen yenilikler, sektörde Mercedes-Benz markalı araçların tercih edilmelerini sağlıyor. ‘Düşük maliyet, düşük emisyon’ sloganı ile BlueTec teknolojili araçlar, biodizel de dahil olmak üzere günümüzde kullanılmasına izin verilen tüm dizel yakıtlarla kullanılabiliyorlar. Mercedes-Benz ticari araçlarında kullanılan BlueTec teknolojisi, mevcut araçlarda dizel motorların iyileştirilmesi sonucu, dünya çapında geçerli olan Euro emisyon normlarını sağlamak için geliştirilen bir teknolojidir. 
Daimler ticari araçlar bölümü geleceğe yönelik teknolojik sloganını “Shaping Future Transportation”, yani “Geleceğin Taşımacılığını Şekillendirmek” olarak belirledi. Bu kapsamda Daimler, daha az yakıt tüketerek çevreyi koruyan araçları ile sektörde öncü olma rolünü üstleniyor. Bunun paralelinde Mercedes-Benz Türk de ülkemizde aynı rolü üstlenerek çevre bilincinin artması ve ticari araçlardaki zararlı gaz salınımının azalması için sektöre önemli bir katkıda bulunuyor. 
 
ÇEVRECİ ÇÖZÜMLER BEKLİYOR 
Gerek üretim süreçlerinin, gerekse ürünlerinin çevre ile dost olmasına büyük önem veren Mercedes-Benz Türk’ün aynı titizliği işbirliği içinde olduğu tedarikçilerinden ve lojistik şirketlerinden de talep ettiğini belirten Mercedes-Benz Türk Direktörler Kurulu Başkanı Rainer Genes, iş ortaklarından çevreye en az zarar veren çözümler sunmalarını beklediklerini söylüyor. Lojistik şirketlerinin çevre dostu olup olmadıklarının özellikle de düşük emisyon değerlerine sahip araç filolarına bağlı olduğunu vurgulayan Genes, şunları aktarıyor: “Ana şirketimiz Daimler’in ‘Yeşil Fabrika’ adı altında yürüttüğü ve Mercedes-Benz Türk’ün de, aldığı önlemlerle önemli katkılarda bulunduğu çevre projesi, taşımacılık konusunu da ele almakta. Genel olarak baktığımızda, tüm şirketlerin bu konuda net bir stratejilerinin olması ve uygulamada mükemmelliğe odaklanmaları, Türkiye’deki duyarlılığı daha da artıracaktır. Avrupa'da yıllardır yasalarla desteklenen ‘yeşil lojistik’ zaten artık Türkiye'nin de en fazla gündeme gelen konularından biri haline geldi.” 
 
 
 
 




SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz