Mersin Doğu Akdeniz’in lojistik üssü olacak
Mersin’e kurulması planlanan Mersin Ana Konteyner Limanı projesinin tamamlanmasıyla yıllık 12 milyon TEU ilave kapasite yaratılmış olunacağını belirten Mersin Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Lokmanoğlu, Türkiye ve Doğu Akdeniz’de ana liman-lojistik üs olma hedefiyle ilerleyen Mersin’e yapılacak bu ve benzeri yatırımların yalnızca denizciliğe değil, denizcilikle bağlantılı lojistik vb tüm sektörlere ivme kazandıracağını söylüyor.




mersin_limaniMersin’in denizyolu yük taşımacılığında ulaştığı konumdan söz eder misiniz? Mersin Limanı bugün itibariyle Türk limanları içinde nasıl bir konuma ve yere sahip? 2013’te bu limandan ne kadarlık yük elleçlendi?
Türkiye’nin İstanbul’dan sonra en büyük dış ticaret merkezi Mersin’dir. Hinterlandında bulunan ve yük potansiyeli oldukça yüksek olan Adana, Osmaniye, Hatay, Konya, Aksaray, Kayseri, Gaziantep, Kahramanmaraş, Niğde ve GAP Bölgesindeki üretim merkezlerini dünya pazarlarına açan kentimiz, sahip olduğu limanı ile Orta Doğu ülkelerinin de transit merkezidir. Kentimiz bu yönüyle Türkiye dış ticaretine önemli katkılar sunmaktadır.
2007 yılında özelleştirilen ve “İşletme Hakkı Devri” yöntemi ile 36 yıl süreyle PSA Akfen Ortak Girişim Grubu’na devredilen Mersin Limanı, özelleştirmenin ardından yapılan yatırımlarla giderek transit ve aktarma limanı haline gelmiştir. Son yıllardaki konteyner hareketi ile dünyada ilk 100 liman arasında gösterilmektedir. Mersin Limanı Türkiye’nin İstanbul Ambarlı bölgesinden sonra ikinci konteyner limanıdır. Türkiye’de toplam konteyner taşımalarının ’i Mersin’den yapılırken Akdeniz’de seyreden konteyner gemilerinin 1/3’ü Mersin’e uğramaktadır. Mersin limanı Ro-Ro ve Ro-Ro elleçleme kapasitesi en büyük limandır. Bunun sebebi Mersin limanının esas kol olarak konteyner yüklerinin elleçlenmesinde uzmanlaşmış olması ve yan alan olarak kuru yük, sıvı yük ve Ro-Ro elleçlemesini seçmesidir. Bu özelliği ile Akdeniz’de ve hatta Avrupa’da tek örnektir.
2013 yılında limanımızda 11 milyon 845 bin 826 ton ihracat, 17 milyon 515 bin 11 ton ithalat olmak üzere toplam 29 milyon 360 bin 836 ton yük elleçlenmiştir. Limanımızda boşaltılan transit yük miktarı 1 milyon 573 bin 64 ton iken, limanımızda yüklenen transit yük miktarı 716 bin 205 tondur. 2013 yılında limanımızda 1 milyon 350 bin TEU konteyner hareketi mevcuttur. 
 
Bölge için önemli projelerden birisi de Mersin Konteyner Limanı projesi. Bu proje Mersin’in lojistik merkez hedefine nasıl bir katkı sunacağını düşünüyorsunuz?
Mersin ekonomisinin önemli bir bölümünü denizcilik faaliyetleri oluşturmaktadır. Mersin ekonomisini canlandıran tarım, lojistik gibi sektörlerin limanla güçlü bir ilişkisi bulunmaktadır. Bu nedenle büyük çaplı liman projeleri bölgenin ihtiyacı olarak ortaya çıkmaktadır. Mersin Ana Konteyner Limanı günümüzde giderek artan konteynerleşme eğilimi göz önünde bulundurularak planlanmış bir projedir. Birkaç yıl içinde mevcut limanın Akdeniz’de artan yük trafiğine cevap veremeyeceği öngörüsüyle gündeme alınmıştır. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının 3 ana liman projesinden biri ve en büyüğüdür. Mevcut limanın güneyindeki deniz alanına yapılması planlanan ‘Mersin Ana Konteryner Limanı’ tamamlandığında yıllık 12 Milyon TEU ilave kapasite yaratılacaktır.
 
394 hektarlık alana kurulacak ve bünyesinde konteyner depolama alanları, bakım onarım alanları, yükleme-boşaltma operasyonları için gerekli makine ve ekipmanlar, idari ve sosyal tesisler ve atık kabul tesisin yer alacağı yeni konteyner limanı gerek kentimize gerekse ülkemize Doğu Akdeniz’de uluslararası yük taşımacılığında önemli avantajlar sağlayacaktır. Türkiye ve Doğu Akdeniz’de ana liman-lojistik üs olma hedefiyle ilerleyen Mersin’e yapılacak bu ve benzeri yatırımlar yalnızca denizciliğimize değil, denizcilikle bağlantılı lojistik vb tüm sektörlere, bölgemize ve sonuç itibariyle ülkemizin ekonomik gelişimine ivme kazandıracaktır.
 
Suriye’de yaşanan iç karışıklık ve siyasi olay sonrasında hayata geçirilen Mersin-Port Said Ro-Ro hattı Türk nakliyecisinin can simidi oldu. Bugün itibariyle bu hatta nasıl bir taşıma kapasitesine ulaşıldı? Hatta yaşanan herhangi bir sıkıntı var mı? 
Bilindiği gibi, Suriye Türkiye’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerine geçiş kapısı durumunda idi ve Suriye üzerinden 11 ülkeye ihracat yapılıyordu. Türkiye-Suriye ticaret hacmi 2010 yılında 2.5 milyar dolar iken, yaşanan gerilimin ardından Suriye ile yapılan ticaret durma noktasına gelmiştir. Suriye ile ilişkilerin kesilmesi yalnızca ticareti değil,  Suriye üzerinden yapılan transiti de etkilemiştir.
Yaşanan krizin ardından, Bakanlıkça verilen teşviklerle Mısır'a Ro-Ro hatlarının kurulması gündeme gelmiştir. 2012 yılında açılan Mersin-Port Said Ro-Ro hattı ile Afrika pazarına ve Süveyş bağlantısı ile Arap Yarımadası’na ulaşmak mümkün olmuştur. Ancak sefer süresinin uzunluğu ve lojistik maliyetlerin de yükselmesi nedeniyle ihracat istenen düzeye ulaşamayıp, sınırlı kalmıştır. 2013 yılı Haziran ayı itibariyle bu hatta çalışan şirketlerin tamamı Ro-Ro seferlerini durdurmuştur.
 
TARİFE ÜCRETLERİ REKABETÇİ OLMALI
Mersin’in denizyolu ticaretinde payının artırılması adına hem kamu hem de özel liman işletmecilerine ne tür görevler düşüyor?
Coğrafi açıdan oldukça özel bir noktada bulunan kentimiz, denizcilik ve lojistik faaliyetleri açısından oldukça elverişli bir konumdadır. Bölgesinde lojistik merkez olmayı hedefleyen kentimizin en önemli kaynağı ise sahip olduğu limanlarıdır. Bu nedenle,  kaliteli, hızlı ve ucuz hizmet veren, teknolojisi yüksek limanlara sahip olmanın yanı sıra Mersin Ana Konteyner Limanı gibi büyük liman yatırımlarının hızlanması, mevcutların kapasitesinin arttırılması, limanlar ve iç bölgeler arası bağlantıların geliştirilmesi ve bürokrasinin azaltılması gibi önlemler sektörümüzün rekabet gücünü arttıracak adımlardır. Bölgede denizciliğin geliştirilebilmesi ve rakip limanlarla rekabet edebilmek için, ‘aktarma yükleri’ limanlarımıza kaydıracak tedbirlerin alınması önceliklerimiz arasında olmalıdır. Bu doğrultuda mevcut limanlarımızın verimliliğini artıracak yatırımlara, liman geri sahalarının hava ve demiryolları ile desteklenmesi yoluyla kombine taşımacılığı geliştirmeye yönelik önlemlerin alınmasına ve liman tarife ücretlerinin rekabetçi bir yapıya kavuşturulmasına ihtiyaç duyulmaktadır.
 
Diğer taraftan, limanlarımızın Marco Polo, Deniz Otoyolları (MOS), TRASECA, TEN-T, Yakın Yol Deniz Taşımacılığı (SSS) gibi Avrupa Birliği ulaştırma projelerine entegrasyonu sağlayacak çalışmalara yoğunlaşarak limanlarımıza ve liman kullanıcılarına yeni kapasiteler yaratmak gerekmektedir. Bunların dışında, kent gündeminde olan Silifke demiryolunun Taşucu/Seka limanına da irtibatlandırılması, otobanın Çeşmeli’den Taşucu’na kadar tesis edilmesi, Konya Karaman Mersin hızlı treni, Mersin Ana Konteyner Limanı, Mersin Lojistik Merkezi ve TCDD Tarsus/Yenice lojistik köy projeleri ve Çukurova Bölgesel Havaalanı gibi doğrudan ya da dolaylı olarak denizcilikle bağlantılı projelerin, bölge ekonomisine ivme kazandıracak yatırımların bir an önce hayata geçirilmesi/tamamlanması gerekmektedir.
 
Türkiye’nin denizyolu taşımacılığının geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Ülkemiz dünya deniz ulaştırma hatlarına uygun konumda olmasına rağmen, küresel ve politik nedenlerle, özellikle aktarma ve transit taşımalardan yeterli payı alamamaktadır. Az bir yatırımla mevcut teknolojiye hizmet edecek çok fazla limanımızın olması ülkemizin en büyük artısıdır. Bu kapsamda güçlü bir denizcilik idaresinin tesis edilmesi, denizcilikle ilgili kurumların (balıkçılıkla ilgili Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Marinacılık ve Yat İşletmeciliği ile ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü, Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü.vb) mutlaka eşgüdüm içinde çalışması önemlidir.  Müstakil bir denizcilik bakanlığı hedefi göz ardı edilmemelidir. Bunun yanında ülkemiz liman, gemi, tersane ve insan kaynağını (gemi adamlarını) geliştirmek üzere ulusal ve uluslararası ulaştırma projelerinde yer almalı ve özellikle TRASECA, Deniz Otoyolları, Yakın Yol Deniz Taşımacılığı, Marco-Polo gibi projelerden destek almalıyız.
 
Öte yandan bölgemizde, Akdeniz çanağındaki gemilere hizmet verecek bir tersanenin olmayışını önemli bir eksik olarak görmekteyiz. Bölgemizde limancılık faaliyetlerinin yanı sıra gemi/yat inşa, bakım onarım ve havuzlama gibi hizmetleri verecek bir tersanenin faaliyete geçmesi yan sanayinin ve ticaretin canlanmasını sağlayacağı gibi, yarattığı yüksek katma değer ve iş gücü ile ülke ekonomisine daha fazla katkı sunmayı da mümkün kılacaktır. Doğu Akdeniz Bölgesi için büyük bir ihtiyaç olduğunu düşündüğümüz bu konunun ilgili makamlarca takip edilmesi gerektiği düşüncesindeyiz.
 
Denizci insan kaynağının geliştirmesi hatta ülkemizde uluslararası gemicilik eğitim merkezlerinin kurulması, denizcilerin lisan ve mesleki eğitimlerine ağırlık verilmesi, gemi inşa ve gemi temininin teşvik edilmesi gibi projelere öncelik verilmesi sağlanmalıdır.
 




SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz