DGM Türkiye, tehlikeli madde taşımacılığına profesyonellik kazandırıyor
Eğitim, paketleme ve danışmanlık faaliyetleri ile tehlikeli maddelerin lojistik süreçlerinde oluşan her türlü hizmet ihtiyacını karşılayan DGM Türkiye, ADR sürecinde ciddi bir misyon üstlenmeyi hedefliyor. DGM Türkiye Eğitim ve Operasyon Direktörü Göksu Aktuğ Kaya, tehlikeli madde yönetim hizmeti sunmakla kalmayıp, bu alanda bir profesyonelleşme yaratmayı hedeflediklerini söylüyor. 




dgm_turkiyeYaklaşık 30 ülkede 50 ofisi ile faaliyet gösteren Hollanda merkezli Tehlikeli Maddeler Yönetimi (DGM - Dangerous Goods Management) Uzmanlar Ağı DGM, Türkiye’deki faaliyetlerine Nisan 2011’de başladı. Tehlikeli maddelerde eğitim, paketleme ve danışmanlık olmak üzere, üç stratejik alanda sunduğu hizmetleri her geçen gün genişleterek sürdüren şirket, başta hava ve karayolunda faaliyet gösteren lojistik firmaları ve kargo acenteleri olmak üzere, boyadan kozmetiğe, teknolojik ürünlerden petrokimyaya kadar çok geniş bir müşteri portföyüne hizmet sunuyor. 
 
DOĞRU VE ETKİN ÇÖZÜMLER ÜRETİYORUZ 
 
DGM Türkiye Eğitim ve Operasyon Direktörü Göksu Aktuğ Kaya, tehlikeli madde taşıma emniyeti konusunda uzman, denetçi ve eğitmenleriyle gerek özel, gerekse de kamu sektörünün güvenilebilir bir çözüm ortağı haline geldiklerini söylüyor. Tehlikeli madde taşımacılığında karşılaşılan sorunlara, tüm modlar için oluşturdukları ve sürekli güncel tuttukları kaynaklar ile doğru ve etkin çözümler oluşturduklarını belirten Kaya, “Müşterilerimiz bize geldiğinde öncelikle kimyasal maddenin depolanması, elleçlenmesi, paketlenmesi, acil durumlarda müdahale yöntemleri gibi birçok bilgiyi içeren SDS/MSSDS-Güvenlik Bilgi Formu’nu oluşturuyoruz. SDS/MSSDS-Güvenlik Bilgi Formu’nun 14. maddesinde yer alan değerlere göre, yine hava, kara, deniz ve demiryolu için var olan uluslararası kaynaklar ışığında ürünün nasıl paketleneceğini belirliyoruz. Her ürünün Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen bir UN kodu vardır. Bu kodlar bizim için temeldir. Tehlikeli maddelerin taşınmasına yönelik yönetimimizi bu kodlara göre şekillendiriyoruz. Sunduğumuz hizmet müşterimizden gelen taleplere göre değişse de biz kodlara göre paketleme yapıyor, eğitim veriyor ve danışmanlık hizmeti sunuyoruz” diyor. 
Sundukları hizmetleri örneklerle açıklayan Kaya, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Örneğin bir kozmetik firması yurtdışında bir ülkeye numune gönderecek. Karayolundaki firmalara gittiğinde ‘biz tehlikeli maddeleri bu şekilde taşıyamayız’ diyor. Havayolunda ise ürünün ancak hava kargo olarak çıkabileceği söyleniyor. Oysa ürün numune olduğu için ortada ticari bir değer yok. Bizim hizmetlerimiz bu noktada başlıyor. Biz numune ile daha sonra gönderecek yük için ayrı ayrı yapılması gerekenleri belirliyor, SDS/MSSDS-Güvenlik Bilgi Formu’nu oluşturuyor ve ürünleri gönderiyoruz. Yani her ihtiyaca göre özel çözümler üretiyoruz. Ancak burada şunu belirtmek istiyorum, taşımaları biz yapmıyoruz. Taşımayı yapacak firmayı gönderici firmalar belirliyor.”  Lojistik hizmet sağlayıcıları ve kimyasal madde dağıtıcıları için kalite, emniyet, güvenlik ve çevre performansını değerlendiren bir sistem olan SQAS (Safety & Quality Assessment System) konusunda danışmanlık hizmetleri de sunduklarını söyleyen Kaya, bu değerlendirme sayesinde firmalarının kimyasal madde lojistiğinde bir adım öne geçtiğini belirtiyor. 
 
ACENTELERE ÜCRETSİZ EĞİTİM VERİYORUZ 
 
IATA (Hava Taşımacıları Birliği) ve Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Genel Müdürlüğü’nün onaylı okulları olduklarını belirten Kaya, tehlikeli maddeler, kargo, havayolu, güvenlik, kalite gibi birçok konuda eğitim verdiklerini aktarıyor. Kaya, “Genel eğitimlerimizi Sefaköy’de bulunan merkezimizde, operasyon ve danışmanlık hizmetlerimizi ise Güneşli’deki ofisimizde veriyoruz. Bu güne kadar binin üzerinde kişiye tehlikeli maddeler, genel farkındalık, kargo ve güvenlik konusunda eğitimler verdik. Ayrıca kargo acentelerine tehlikeli maddenin müşterisine nasıl satılacağını, operasyonlarla ilgili fiyat tekliflerinin nasıl hazırlanacağı ve sunulacağı, malzemelerin nasıl tedarik edileceği gibi konularda ücretsiz eğitimler düzenliyoruz. Bu eğitimlerle tehlikeli maddelerin taşınmasıyla ilgili kendilerine gelebilecek sorulara karşı onlarda farkındalık yaratıyoruz” diye konuşuyor.  
DGM Türkiye olarak hedeflerinin tehlikeli madde içeren bir ürünün nasıl taşınmasından öte bu alanda bir profesyonelleşme yaratmak olduğunu vurgulayan Kaya, “Yani her seferinde sorun yaşamak yerine biz firmalara şunu söylüyoruz: Gelin bunu uzun vadeli olarak çözelim. Size onaylı ambalajlar tedarik edelim, personelinizi eğitelim, hatta operasyon alanınıza gelip danışmanlık hizmeti vererek sizleri geliştirelim. Bu işi kendiniz yapabilir hale gelin. Tehlikeli madde taşımacılığında günü kurtaran yaklaşımları aşıp, sektöre profesyonellik kazandırmak istiyoruz” diyor. 
24 Ekim 2013 tarihli Resmi Gazete yayınlanan Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmelik ile firmalardan gelen eğitim talebinin artmaya başladığını belirten Kaya, 2014, 2015 ve 2016’da sektördeki hareketliliğin devam edeceğini, DGM Türkiye olarak kapsamlı ve uzun vadeli hizmetler sunmaya devam edeceklerini aktarıyor. 
 
TSE’NİN YETKİLENDİRİLMESİ SEKTÖRÜN ÖNÜNÜ AÇACAK 
 
Göksu Aktuğ Kaya, Türkiye’deki ADR sürecine ilişkin de önemli değerlendirmelerde bulundu. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile TSE arasında imzalanan protokol anlaşmasıyla TSE’nin, uluslararası anlaşmalar çerçevesinde zorunlu olan tehlikeli maddelerin taşınmasında kullanılan ambalaj, tank ve kapların test sertifikalandırma ve muayene işlemlerinde Türkiye’de yetkili kurum olarak yetkilendirilmesinin çok önemli bir gelişme olduğunu vurgulayan Kaya, “Bugüne kadar bu hizmetler Belçika, Almanya ve Fransa gibi ülkelerdeki yetkili kuruluşlardan alınıyordu. İhracat yapmak için yurtdışında bu kurumlara ciddi paralar ödeniyordu. Bu ihracatımız açısından deyim yerindeyse ‘taşıma su ile değirmen dönmez’ anlamına geliyordu. Yine teknolojilerimiz ve sırlarımız, hizmet alınan firmalar çok güvenilir olsa da yurtdışı ile paylaşılmak zorunda kalınıyordu. TSE’nin yetkilendirilmesiyle birlikte artık ambalaj, tank ve araçların testi Türkiye’de yapılabilecek. Bu sayede hem sırlarımızı artık yurtdışıyla paylaşmak zorunda kalmayacağız hem de 6-7 ay süren onay süreçleri 2-3 aya düşecek. Süreçler hızlandığı için üretici firmalar daha hızlı ürün geliştirme imkanına kavuşacak. Tüm bunlar da hem ticaretimize hem de ihracatımıza büyük bir katkı sunacak” diye konuşuyor. 
Tehlikeli maddelerin taşınması konusunda SRC5 eğitim kuruluşlarının oluşturulmasını da önemli bir adım olarak gören Kaya, bu eğitimlerin patlayıcı ve radyo aktifleri kapsamadığını anacak Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Genel Müdürlüğü’nde başlatılan çalışmalar kapsamında bu eksiliğin de en kısa zamanda giderileceğini söylüyor. 
 
ADR’NİN KALBİ SONRADAN ATACAK! 
 
ADR’ye geçiş sürecinde en önemli başlıklardan birinin tehlikeli madde güvenlik danışmanı bulundurma zorunluluğu olduğuna dikkat çeken Kaya, bu konuda önemli bir eksikliğe dikkat çekerek şunları aktarıyor: “ADR’nin merkezinde güvenlik danışmanı bulunuyor. Çünkü firmalar güvenlik danışmanı aracılığıyla ADR’ye nasıl uyum sağlayacaklarını belirleyecek, eksikliklerini görecek, yapmaları gereken ev ödevlerini oluşturacaklar. Ancak Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmelik’e göre güvenlik danışmanı bulundurma zorunluluğu 2014’ün son çeyreğinde zorunlu hale gelecek. Bu durum aslında, oluşturulan bir vücudun kalbinin sonradan atmasına ya da başsız bir vücuda benzetilebilir. Diğer yandan ADR’nin farkında olan birçok firma şimdiden tehlikeli madde güvenlik danışmanı istihdam etmek için uzaman arıyor, ancak bulamıyor. Çünkü güvenlik danışmanlığı eğitimleri henüz başlamadı. Hatta ondan önce güvenlik danışmanına eğitim verecek eğitmenlerin eğitilmesi gerekiyor. Bu anlamda bu çalışmanın 2014’ün son çeyreğine yetişip yetişmeyeceği de tartışma konusu. Tehlikeli maddeler yaşayan bir organizma gibidir ve bir felsefesi vardır. Eğer bu felsefe oluşturulmadan katı kurallarla sektörü yönetmeliklere boğarsak bu, kendi ayağını bağlayıp yürümeye benzer. Sektörün bu anlamda bir kriz yaşamaması, ADR’ye geçiş sürecinin sağlıklı yürütülmesi ve firmaların bu sürece hızla uyum sağlaması açısından güvenlik danışmanı konusunda adımların hızlandırılması gerekiyor. Güvenlik danışmanın yanı sıra denetimler konusu da çok önemli. Bu anlamda ADR’nin çok geniş bir konvansiyon olduğu görülüp, belli bir geçiş sürecine ihtiyaç olduğu bilinciyle yapıcı denetimlerin başlatılması gerekiyor.”  
 
GÜVENLİK DEĞİL EMNİYET DANIŞMANI OLMALI 
 
DGM Türkiye Eğitim ve Operasyon Direktörü Göksu Aktuğ Kaya, diğer bir yanlışın da tehlikeli madde güvenlik danışmanı isminin yanlış konulması olduğunu söylüyor. Kaya, “Biz ismin aslında ‘Güvenlik Danışmanı’ değil, ‘Emniyet Danışmanı’ olması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü Safety ve Security vardır. Safety emniyet, Security ise güvenliği ifade etmektedir. 
 




SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz