Tehlikeli madde taşımacılığına sıkı denetimler geliyor
Türkiye’nin 2010 yılında taraf olduğu ADR Yönetmeliği 1 Ocak 2014 itibariyle yürürlüğe giriyor. 1 Ocak'tan sonra tehlikeli madde taşımacılığında her şeyin değişeceğini belirten Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Düzenleme Genel Müdürü Mehdi Gönülalçak, “Uygulama yürürlüğe girer girmez sıkı bir denetim süreci başlatacağız. Sektör buna hazırlıklı olmalı” dedi. 




tehlikeli_maddeTehlikeli madde taşımacılık sektörünün ve treyler üreticilerinin uzun zamandır beklediği Tehlikeli Maddelerin Karayolu ile Uluslararası Taşımacılığına İlişkin Avrupa Anlaşması (ADR), 1 Ocak 2014 itibariyle yürürlüğe giriyor. Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmelik 24 Ekim’de Resmi Gazete’de yayınlandı. Yönetmeliğe göre, 1 Ocak 2014 tarihinden itibaren trafiğe çıkacak her tanker, ADR sertifikası almak zorunda olacak. 1 Ocak 2014’den itibaren öncelikle karayolu taşımalarında, takip eden yıllarda ise depolamada standartlar hayata geçecek. ADR Yönetmeliği Treyler Sanayicileri Derneği (TREDER) tarafından düzenlenen Treyler Zirvesi’nde masaya yatırıldı. Zirvede, eğitim, güvenlik danışmanı, kademeli geçiş, mevcut araçların durumu, güvenli taşımacılık mevzuatı konunun uzmanları tarafından değerlendirildi. 
 
ARAÇLAR İÇİN YOL HARİTASI MEVZUAT İLE BELİRLENECEK 
 
Zirvede bir konuşma yapan Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Düzenleme Genel Müdürü Mehdi Gönülalçak, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nda yeniden yapılanma sonrasında kurulan yeni genel müdürlük ile tehlikeli madde taşımacılığında yaşanan kopuklukların ortadan kaldırıldığını söyledi. Göreve geldikten sonra tehlikeli madde taşımacılığı alanında en önemli sorunlardan birinin eğitim olduğunu tespit ederek bu alanda önemli bir atılım başlattıklarını belirten Gönülalçak, bu ihtiyacı gidermek için 9 olan yetkili eğitim kuruluşu sayısını 33’e çıkardıklarını, bu sayıyı önümüzdeki süreçte daha da artıracaklarını belirtti. 
1 Ocak'tan sonra tehlikeli madde taşımacılığında her şeyin değişeceğini belirten Gönülalçak, “Eğitim çok önemli. Tehlikeli madde taşımacılığı yapan şoförlerin taşıdıkları yüklerde olası kazalarda neler yapacağını bilmesi çok önemli. SCR yönetmeliği revize edilerek yeniden yayınlandı. 1 Ocak 2014 tarihinden sonra sıkı bir denetim süreci başlatacağız. Denetleme olmayınca maalesef ipin ucu da kaçıyor. Sektör buna hazırlıklı olmalı ve bunu içselleştirmeli. Belgelerin eksikliğinden ötürü yazılacak cezalara katlanmalı. Ceza yememek için belgelerine dikkat etmeli” dedi. 
Belgelendirmenin önemine de değinen Gönülalçak şunları belirtti: “Şu ana kadar uluslararası taşımacılık yapan firmalar belgeleri yurtdışından alıyorlardı. Mart tarihi ile TSE ile bir protokol imzalandı. Hem ambalaj hem de ADR araçları için belgeler veriyoruz. Yol kenar denetimleri istasyonlarında tehlikeli madde denetimleri olacak.” Şu anda piyasada 23 bin tanker bulunduğunu bunun dışında da araçların olması sebebiyle bu rakamın 50 bini bulduğunu kaydeden Gönülalçak “Konuya ilişkin bir çalışma grubu oluşturduk. Mevcut araçlarla ilgili nasıl bir yol izleyeceğimizi çıkaracağımız Güvenli Taşımacılık Mevzuatı’nda ortaya koyacağız. Bundan sonra bütün araçların belgelendirerek sistem içerisine alınmasını sağlayacağız” dedi.  
 
DERSİMİZE İYİ ÇALIŞTIK
 
TREDER Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Saltık ise, insan sağlığına ve çevreye doğrudan etkisi bakımından ele alındığında, bu taşımaların düzene girecek olmasının sadece sektör için değil, Türkiye için de çok büyük anlam taşıdığını belirtti. “ADR sertifikasına sahip olmayan tankerler ‘tekerlekli bomba gibidir. Her an her yerde çok büyük risk oluşturur” diyen Saltık, bundan böyle tehlikeli maddelerin taşınmasında sıfır ölümlü kaza ve sıfır çevre kirliliğinin hedeflendiğini vurguladı. 
Treyler sektörünün ADR konusunda dersine iyi çalıştığını belirten Saltık şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin yakın zamanda doğabilecek tüm ihtiyaçlarının Türk treyler üreticisi tarafından karşılanması için önemli yatırımlar yapıldı ve kapasite artırımına gidildi. Bugün 16 dernek üyemizin 8 tanesi ADR uyumlu tanker üretimi yapıyor. Sadece bu üreticilerin tek vardiyada 3 bin adet yıllık tanker üretim kapasitesi mevcut. Çok sayıda sektör ADR mevzuatı ile ilgili hazırlık sürecinde ilerliyor. ADR standartlarına uygun taşıma yapmak isteyen ancak bugüne kadar altyapısını oluşturmayan firmalar da elini çabuk tutmalı. Çünkü ADR, bugünden yarına yapabileceğiniz bir süreç değil.” TREDER olarak 1 Ocak 2014’ü milat olarak gördüklerini ifade eden Saltık, henüz yolun başında olduklarını, ancak bu sürecin başarıyla tamamlanacağına inancının tam olduğunu dile getirdi.
 
2014 YILINA HAZIRIZ 
 
Yaptığı konuşmada sivil toplum örgütleri ile kamu işbirliğinin önemine değinen TOBB Türkiye Ulaştırma ve Lojistik Meclisi ve UND Başkanı Çetin Nuhoğlu, “ADR konusunda yapılan çalışmalarla 2014 yılına hazır gireceğimize inanıyorum” dedi. Tehlikeli madde taşımacılığının Türkiye’nin bir sorunu olduğunu aktaran Nuhoğlu şöyle konuştu: “ADR esasında üreticiler, dağıtıcılar, taşıyıcılar, kullanıcılarla ilgilidir ama esasen ülke ile ilgilidir, çevreyle ilgilidir, yaşam kalitemizle ilgilidir. ADR tüm dünyada 1957 yılında neden ihtiyaç haline gelmiş? 1968 yılında ADR Yönetmeliği neden yayınlanmıştır? Ulaştırma sektörünün bir ihtiyacı olduğu için mi yayınlanmış yoksa toplumun çevrenin bir zorunluluğu olduğu için mi yayınlanmıştır? Bu nedenle bu konu tüm ülkeyi ilgilendiriyor.” 
 
BEKÇİLİK YAPMIYORUZ YOL AÇIYORUZ
 
TSE Başkanı Hulusi Şentürk ise, sektörde 2018 yılına kadar dönüşümün sağlanacağını söyledi. Sorunları ötelemenin maliyetleri artırdığının altını çizen Şentürk, “Sorunları öteleyerek bir yere varamıyoruz. Bu sanayicilerin, lojistikçilerin maliyetlerini artırıyor. ADR’yi devreye sokmayarak aslında bugüne kadar sanayicilerin maliyetlerini düşürmedik, hatta artırdık. Çünkü belgeler yurtdışından alınıyordu. Aynı durum soğuk taşımacılıkta da var” dedi. Geçmişten kaynaklanan ezberlerin bozulması gerektiğinin altını çizen Şentürk, “Bu maliyetlerin altından kalkamayız gibi hesaplar doğru hesaplar değildir. Buna benzer çalışmalar sanayicilerin yapısal dönüşümü için önemlidir, devlet eliyle destek programını devreye sokmak demektir. TSE olarak bu değişimi sağlayabilmek için kendi içimizde gayret gösteriyoruz. Devlet adına bekçilik yapan bir kurum olmak yerine, sanayici için yol açan bir kurum olmak yoluna gidiyoruz. TSE’nin ne kadar istekli olduğun göreceksiniz” diye konuştu. 
TSE’nin önümüzdeki dönemde 300 milyon dolardan fazla yatırım yapacağının bilgisini veren Şentürk konuşmasını şöyle sürdürdü: “Kırkın üzerinde akreditasyon yapıyoruz. Sanayicilerimizi dışa bağımlılıktan kurtarmak zorundayız. Biz TSE olarak bütün uygunluk belgelerini vermeye talip değiliz. Bunu özel kuruşların yapmasını istiyoruz. Biz özel kuruluşların giremeyeceği alanlara gireceğiz. Her alana girmeyeceğiz ama girecek gibi altyapımızı sağlayacağız. Çünkü bizim fiyatları dengede tutma görevimiz var. Akustik testleri için laboratuvar kuruyoruz fiyatlar aşağı inecektir. Yangın testlerinde bunu yaptık ve fiyatlar 3’te bire düştü. Sanayicilerimiz için test ve belgelendirme maliyetlerini aşağı çekmek ve bu süreleri indirmemiz gerekiyor. Uygunluk değerlendirme hizmetleri üzerinde rekabet yapılıyor. Birçok ülke uygunluk değerlendirme belgelerini teknik engel olarak karşımıza çıkarıyor.”
 
 
 




SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz