Taşımalardaki yasal boşluk yılda 450 bin ton ürünü çöpe attırıyor

Türkiye’de gıda lojistiği alanında yasal düzenlememe bulunmaması nedeniyle yılda ortalama 450 bin ton ürünün raf ömürleri tükendiği için çöpe atıldığını bunun ise milli ekonomiyi milyarca dolar zarara uğrattığını belirten Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu (TGDF) Başkanı Şemsi Kopuz, Türkiye’nin ATP Konvansiyonu’na taraf olması gerektiğini söylüyor.

 




semsi_topuz.jpg

Küresel krizde yeni pazar bulma yeteneğini konuşturan gıda ve içecek sektörü büyümesini sürüyor. 2011 yılında 8 bin 884 bin milyon dolar ihracat gerçekleştiren sektörün öncelikli pazarı arasında Irak, Almanya, İngiltere, Hollanda, ABD, Libya, Fransa, İtalya, Suudi Arabistan ve Belçika geliyor. Son iki yılda sektörün ihracat yaptığı ülkeler incelendiğinde ilk on içinde yer alan 8 ülkenin değiştiğine dikkat çeken Türkiye TGDF Başkanı Şemsi Kopuz, bu ülkeleri Irak, Almanya, ABD, Fransa, Hollanda, İngiltere, İtalya ve Suudi Arabistan olarak sıralıyor. 2000’a kadar ilk on içinde yer almayan Irak’ın ihracat listesinin ilk sırasına yerleştiğini vurgulayan Kopuz, sektörün 2011’de gerçekleştirdiği ihracatın neredeyse dörtte birinin bu ülkeye yapıldığını belirtiyor. Yine Libya’nın 8,9 milyar dolarlık ihracatla 6. sırada yer aldığının altını çizen Kopuz, en fazla ihracat yapılan Almanya’nın ikinci sıraya yerleşirken, 2000 yılında listede 7, 8 ve 9’uncu sırada yer alan Azerbaycan, Rusya ve Gürcistan’ın ilk on sıralamasının dışında kaldığını aktarıyor. Kopuz, sektörün 2012 yılı ihracat hedefinin ise 10 milyar dolar olarak gerçekleşeceğinin tahmin edildiğini söylüyor. Lojistik avantajların ihraç pazarlarının çeşitlendirilmesinde ve hedef pazarlara ulaşmada önemli bir etkisi olduğunun altını çizen Kopuz, gıda sektörü açısından en büyük sorunun yasal boşluklar olduğuna dikkat çekiyor. Türkiye’de gıda lojistiği alanında yasal düzenlememe bulunmaması nedeniyle yılda ortalama 400-450 bin ton ürünün raf ömürleri tükendiği için çöpe atıldığını bunun ise milli ekonomiye milyarca dolar zarara yol açtığına dikkat çeken Kopuz, Türkiye’nin zaman kaybetmeden ATP Konvansiyonu’na taraf olması gerektiğini vurguluyor.

 

Şehir içi dağıtımdaki çarpıklık giderilmeli

Gıda sektörü lojistik süreçlerinde hangi taşıma modlarını kullanıyor? Taşımalarda karşılaşılan en temel  sorunlar neler?

Gıda sektörü taşımalarda daha çok karayolu ve denizyolunu kullanmaktadır. Sektörün daha verimli olması için ülkemiz içinde şehirlerarası ve şehir içi dağıtım ağlarındaki çarpıklığın giderilmesi gerekmektedir. Ne yazık ki ulusal bazda “gıda lojistiği” konusunda düzenleyici hiçbir yasal önlem alınmamıştır. Alınan önlemleri de denetleyecek bir kurum yoktur. Antalya’dan veya sebze meyve üretiminde yoğunlaşan bir bölgemizden 35-40 derecede toplanan bir mahsulün metropol veya nüfusu yoğun olan tüketici kitlesi geniş bölgelere ulaştırılması standart dışı üstü açık araçlarla gerçekleştirilmektedir. Her türlü dış etkilere açık olan bu taşıma yöntemi ile gerçekleştirilen sevkiyatları ulaşım ve dağıtım noktalarında da ayrıca bir tehlike daha beklemektedir. Dağıtım noktaları ve özellikle hallerde ürünlerin uygun depolanmadığı malumunuz. Aynı şekilde nihai tüketiciye ulaştığı satış noktaları da (pazarlar, manavlar vb. yerler) standardın ve olması gereken donanımın çok gerisindedir. Gıda ürünlerinin taşınmasında ve dağıtılmasında yaşanan bu sürecin ortadan kaldırılması için gerekli yasal önlemler biran önce alınmalı ve uygulanmalıdır. Malın üretim aşamasında seçilmesi, paketlenmesi ve mutlak şekilde ön soğutmaya tabi tutulması gerekmektedir. Taşımaların “gıda lojistiğine” uygun donanımda araçlarla yapılması, dağıtım noktalarında aynı sıcaklıkta korunması, nihai tüketiciye de donanımı yapılmış satış noktalarından ulaştırılması soğuk tedarik zincirinin kırılmaması önem arz etmektedir. Bu doğru yöntemle ürün tazeliğini koruyacağı gibi raf ömrü de uzayacaktır. Bu konuda alınacak önlemler ciddi manada tasarruf sağlayacak ve gıda lojistiğinin ulusal bazda ki ağırlığını ve verimliliğini artıracaktır.

 

Türkiye ATP Konvansiyonu’na hala üye değil. Konvansiyona üye olmak hem sektöre hem de Türkiye’ye neler kazandıracaktır?

Lojistik sektöründe uluslararası gıda lojistiği Türkiye açısından hedeflenen düzeye yaklaşmış durumdadır. Taşıtların ATP Sertifikalı (Gıda taşımaya uygun üretildiğine dair sertifika) ve teknik donanıma sahip olmaları gerekmektedir. Bilindiği üzere ülkemiz bozulabilir gıda taşımacılığına ilişkin belirli standartların yer aldığı ATP Konvansiyonu’na taraf değildir. Ancak, ATP Konvansiyonu’na üye olan Macaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti ve Romanya gibi birçok Avrupa ülkesinde frigorifik araçlarla taşınan bozulabilir gıda yüklerine ilişkin denetleme ve kontroller yapılmakta ve söz konusu kontrollerde özellikle, aracın soğutucu ünitesinin ATP Sertifikaları (FRC) incelenmektedir. Bu kapsamda, Türkiye'nin en kısa zamanda söz konusu Konvansiyona taraf olması taraf olunana kadar ise teknik standartların belirtildiği FRC sertifikalarının Türkiye’deki üretici firmalar tarafından da frigorifik araçlara verilebilmesi hususu önem taşımaktadır. Gerekli yasal düzenlemelerin yapılması ve denetlenmesi durumunda, sektör geleceği global krizin yaşandığı günümüzde ülkemize ciddi kazanımlar sunacak ve istihdama yönelik katkı sağlayacaktır.

 

En fazla dış kaynak kullanılan sektör

Gıda lojistiğinin temel kıstasları ve hizmet kalitesini yükseltmek için lojistik sektöründen beklentileriniz neler?

İçecekler, kuru gıdalar ve pastörize edilmiş gıdalar, konserveler gibi ürünler raf ömürleri uzun oldukları için kolay taşınmakta ve genel hijyen dışında başka bir özen gerektirmemektedirler. Bu nedenle bu tip ürünler lojistik şirketleri tarafından taşınmakta, depolanmakta ve bayiler kanalı ile dağıtılmaktadır. Piyasada en yaygın şekilde 3PL lojistik hizmeti verilen sektör bu sektördür. Gıda ürünlerinin depolanmaları da ayrı bir teknoloji gerektirmektedir. Genel yerleşim noktası olarak depoların üretime değil tüketime yakın noktalarda olması gerekmektedir. Bu sayede tüketime kadar giden mesafede taşınma süresi kısalmış olacaktır. Gıda depolama alanlarının orta büyüklükte, çift veya körüklü kapılı, yerden yüksek, kolay temizlenebilen, kontrollü ve filtre edilen bir atmosfere sahip olması şarttır. İçeride ahşap palet yerine plastik paletlerin kullanılması, elektrikli fork liftlerin çalışması ve çalışanların kolay temizlenebilen özel elbiseler giymesi gerekmektedir. Ülkemiz ihraç kalemlerinde ciddi yükselme grafiği çizen tarım, hayvancılık ve deniz ürünleri, bu ürünlerin işlenmiş mamulleri, donmuş her türlü gıda ve bahçe-sera çiçekleri, ilaç sektörü, hassas kimyasallar gibi mamuller, frigorifik araç portföyüne müşteri olmaktadırlar. Tarım ve hayvancılık ve bu sektörlere dayalı yatırımlar son 10 yılda Avrupa ve gelişmiş ülkeler düzeyine ulaşmıştır. Mükemmele ulaşıldığı söylenemez ancak yatırımların ve bu yatırımlardaki standartların kalitesinin yüksekliği tescillenmiştir. Ülkemiz ihracatına ve ithalatına hizmet sunan frigorifik araçların sadece teknolojik kalitelerinin yüksek olması yeterli değildir. Ulusal ve uluslararası taşımacılıkta ciddi bir sorun olan şoför faktörü frigorifik taşımalarda daha da önem kazanmaktadır. Taşınan emtianın özelliği ve taşıma ısısının kontrolleri konusunda bu hizmeti sunan şoförlerin ayrıca eğitilmesi gerekmektedir. Gıda lojistiği, sürecin takibi ve zamanla yarışılan taze ürünlerin sevkiyatında ayrıca bir önem arz etmektedir. Bu sebeple yeni araç yatırımı normal treyler yatırımlarından öncelikli, istihdam edilecek personelinde sürekli eğitimden geçme farklılığı mevcuttur.

 

Uluslararası gıda lojistiği diğer taşıma modlarından farklı ve arzu edilen düzeye yakın bir durumdadır. Lojistik köy projeleri ve ulaşım altyapılarında tam entegrasyonun sağlanması gıda lojistiği bakımından çok önemli bir gelişmelerdir. Önümüzdeki dönemde bu faaliyetlerin giderek artması ülkenin yararına olacaktır.

 

Gıda ve İçecek Sanayi İhracatında İlk 10 Ülke (2000, 2010 ve 2011)

 Kaynak: Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)

 

 

2000

 

2010

 

2011

Ülkeler

Tutar
(Dolar)

Pay
(%)

Ülkeler

Tutar
(Dolar)

Pay
(%)

Ülkeler

Tutar
(Dolar)

Pay
(%)

1

Almanya

246.271.392

13,4

1

Irak

1.159.091.054

17,3

1

Irak

2.098.776.534

23,6

2

İngiltere

135.732.780

7,4

2

Almanya

727.114.991

10,8

2

Almanya

840.796.230

9,5

3

A.B.D.

82.386.626

4,5

3

İngiltere

288.684.272

4,3

3

İngiltere

351.266.173

4,0

4

Hollanda

97.032.483

5,3

4

Hollanda

286.291.375

4,3

4

Hollanda

325.196.208

3,7

5

Fransa

80.668.411

4,4

5

A.B.D.

251.059.938

3,7

5

A.B.D.

281.028.560

3,2

6

Belirtilmemiş Ülkeler

80.642.879

4,4

6

Fransa

232.468.293

3,5

6

Libya

272.417.624

3,1

7

Azerbaycan

60.828.662

3,3

7

İtalya

182.147.680

2,7

7

Fransa

248.473.082

2,8

8

Rusya Fed.

57.235.858

3,1

8

Suudi Arabistan

164.791.549

2,5

8

İtalya

200.101.055

2,3

9

Gürcistan

55.351.843

3,0

9

Endonezya

133.867.002

2,0

9

Suudi Arabistan

192.135.861

2,2

10

İtalya

54.781.113

3,0

10

Suriye

126.740.815

1,9

10

Belçika

149.611.668

1,7

10 Ülke Toplamı

950.932.047

51,8

10 Ülke Toplamı

3.552.256.969

53,0

10 Ülke Toplamı

4.959.802.995

55,8

Toplam İhracat

1.835.503.875

100,0

Toplam İhracat

6.702.887.355

100,0

Toplam İhracat

8.883.755.703

100,0

 




SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat