Taşımacılık sektörünü global lige destekler çıkarır!

Uluslararası karayolu eşya taşımacılığı sektörünü mercek altına alan UND, sektör analiz sonuçlarının ilk sonuçlarını açıkladı. Araştırmaya göre sektördeki firmaların sadece %24’ünün yurtdışına açılmak gibi bir hedefinin olduğuna dikkat çeken UND Yönetim Kurulu Başkanı Ruhi Engin Özmen, 2023 yılına kadar en az 10 küresel lojistik markasının yaratılmasının bu alanda gerekli açılımları sağlayacak teşvik mekanizmalarının acilen devreye alınmasıyla mümkün olduğunu söyledi.





tasimacilik.jpg

“Sektörün geleceğinin, ancak sağlıklı verilere dayanılarak sağlıklı planlanabileceği” görüşüyle yola çıkan UND, temsil ettiği sektörün yapısal niteliklerini, kapasitesini ve eğilimlerini “Uluslararası Karayolu Eşya Taşımacılığı Sektörünün Analizi” ile tespit etti. 20 üniversitenin lojistik bölümlerinin ve öğrencilerinin destekleriyle 40 ilde 1357 sektör firmanın katıldığı araştırmada kapsamlı sektör ilişkin bulgulara ulaşıldı. Araştırmanın ilk sonuçları 24 Mayıs tarihinde düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı.

Araştırma sonuçlarının açıklandığı toplantıda konuşan UND Yönetim Kurulu Başkanı Ruhi Engin Özmen, lojistik sektörünün kriz sonrasında ayakta kalması ve gelişmesi için maddi destek ve teşvik beklediğini söyledi. Araştırma sonuçlarına göre karayoluyla uluslararası eşya taşımacılığı sektörünün %94’ünün KOBİ niteliğinde olduğunu vurgulayan Özmen, üretim alanında KOBİ’lere verilen teşviğin lojistik sektörüne gelince sınırlandırıldığını belirtti. Bu yılın Nisan ayında açıklanan Yeni Teşvik Sistemi’nin de sektörün finansman sıkıntılarını çözmekten uzak olduğuna  dikkat çeken Özmen şunları aktardı: “Yeni Teşvik Sistemi kapsamında, uluslararası eşya taşımacılığı sektörünün son derece sınırlı olarak ele alınmaktadır. ‘Faiz İndirimi, Sigorta Primi İndirimi, Vergi İndirimi’ gibi alanlarda özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki iller için ağırlıklı olarak sunulması öngörülen desteklerin ‘demiryolu ve denizyolu taşımacılığı’ sektörleri ile kısıtlı tutulduğu; ülke ekonomisine yılda 6 milyar dolar katkı sağlayan uluslararası karayolu eşya taşımacılığı sektörü açısından (motorlu taşıt sanayine destek dışında) bir teşvik unsurunun yer almadığı görülmektedir. Çoğunluğu KOBİ niteliğinde olan sektör firmalarının uluslararası rekabet gücünün artırılması açısından gerek altyapı, gerek üstyapı gerekse operasyonel gelişim desteği sağlanması bu sayede firmalarımızın ‘Uluslararası Eşya Taşımacılığı’ faaliyetinden ‘Uluslararası Lojistik Hizmet Sağlayıcısı’na dönüşmesi açısından sektör acil olarak teşvik beklemektedir.”  

 

Yabancı payı yüzde üç 

Özmen, sektördeki yabancı payının şu anda %3’ler seviyesinde olduğunu söyledi. Yeni gelişen ve kendine kurumsal bir kimlik arayan bir sektör için %3’ün az bir rakam olmadığına işaret eden Özmen, “Ortaklıklar, birleşmeler önemli. Büyük lojistik firmalarının kapılarına her gün onlarca yabancı firma, birleşme ve satın alma talepleriyle geliyor. Türkiye, ihracatının %85’ini kendi araçlarıyla taşıyor. Bu potansiyeli de iyi değerlendirmek lazım. Biz firmaları kurumsallaştırırsak, hizmet kalitelerini yükseltebilirsek, şirketlerin gelişmelerini izleyebilirsek, pazarı dış pazarlara açmaktan korkmazsak, sektördeki birleşmeler kaçınılmaz ama bu sonuçta Türkiye’nin menfaatine olacak” dedi.

Özmen sektörün teşvik kapsamına alınması ile Türkiye’de 2023 yılına kadar 10 küresel lojistik markası yaratılabileceğini dikkat çekerek şunları aktardı: “Araştırmaya katılan sektör firmalarının sadece %24’ünün yurtdışı pazarlara açılma planı var. 2023 yılına kadar en az 10 küresel lojistik markası yaratılması hedefleniyor. Ancak araştırmaya göre sektörün “uluslararasılaşma” oranı düşmüş. Firmaların küresel sisteme entegre olması için daha fazla yurtdışı bağlantısı ve networklerini geliştirmesi gerekiyor. Bu bağlamda sektör teşvik kapsamına alınırsa en az 10 küresel lojistik markası oluşturulabilir.” 

 

Teknolojinin nimetlerinden yararlanılmıyor

Araştırma sonuçlarına göre karayolu uluslararası eşya taşımacılığı sektörü Marmara, Akdeniz ve Güneydoğu olmak üzere 3 bölgede yoğunlaşıyor. Firmaların dağılımına göre yapılan yüzde analizinde Türkiye ihracatının %68’inin gerçekleştirildiği Marmara %34,7 pay ile bu kümelenmede ilk sırada yer alıyor. Onu %24,6 pay ile Akdeniz, ,8 pay ile Güneydoğu Anadolu takip ediyor. En fazla istihdam Marmara’da yapılıyor. 50 ve altında elemanı bulunan firmaların oranı %83,7 iken, 51-100 elemanı bulunan firmaların oranı %9,6’ya tekabül ediyor.

Araştırmaya göre, nakliye firmalarında istihdam edilen erkek eleman oranı %66, kadın eleman oranı %34. Buna mukabil mavi yakalı oranı %69, beyaz yakalı oranı %31. İstihdam edilenlerin büyük bölümünü orta öğretim mezunları oluşturuyor. İstihdam edilen elemanların %69,5’ini lise mezunları oluştururken, onu  ,5 ile önlisans, %20 ile lisans mezunları takip ediyor.

Araştırma sonuçları sektör firmalarının teknolojiden yararlanma oranının ile sınırlı olduğunu ortaya koyarken; teknoloji yatırımları Marmara ve Akdeniz bölgeleri dışında yetersiz düzeyde. Çekici filosunda Euro 3 ve konvansiyonel türün ağırlıklı olması (toplamda % 64), sektörün çevreci dönüşümünün düşük seviyede gerçekleştiğini ortaya koyarken; bu alanda da teşvik beklentisi yoğun. Araştırmaya katılan sektör firmalarının sadece %24’ünün yurtdışı pazarlara açılma planı söz konusuyken, firmaların sadece %8’inin yurtdışında ortak şirketi ve sadece %23’ünün ise yurtdışında şube veya temsilciliği bulunuyor.

 

Firmalar gabari dışı hizmetlerde uzmanlaşıyor

Araştırma sonuçlarına göre; firmalar taşımacılık hizmetleri alanında ağırlıklı olarak (%23,3) gabari dışı taşıma hizmetleri olan “Tehlikeli Madde Taşımacılığı” ve “Proje Taşımacılığı” alanında uzmanlaşıyor. Lojistik hizmetler alanında en fazla yoğunlaşılan alan ise “Gıda Lojistiği.” Bu konuda ATP kurallarının henüz yürürlükte olmaması sebebiyle yaşanan sorunlara dikkat çekiliyor. Türkiye’nin 2010 yılında imzaladığı ADR Sözleşmesi (Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Uluslararası Taşınmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi) ve Nisan 2012 tarihinde taraf olunması uygun bulunan ATP Sözleşmesi (Bozulabilir Gıda Maddelerinin Uluslararası Taşınmasına ve Bu Tür Taşımalarda Kullanılacak Özel Ekipmana ilişkin Sözleşme) ile ilgili olarak test ve belgelendirme, vb. sistemlerin acilen kurulması öneriliyor.

Araştırmadan satır başları

  • Lojistik sektörü ağırlıklı olarak Marmara Bölgesi’nde yoğunlaşıyor.
  • Sektör firmalarının sadece %4’ünün geçmişi 1980 ve öncesine dayanıyor. Firmaların ’ü 1981- 1994 yılları arasında kurulurken, %65’lik kısım ise 1995- 2004 yılları arasında kurulmuş.
  • Araştırmaya katılan firmaların sürücü dahil personel sayısı bakımından ’ünün kadın, %86’inin ise erkek olduğu gözlemleniyor.
  • Sektörde 31 bine yakın sürücü istihdam ediliyor. Bu sayı sektörün toplam çalışan sayısının %60’ına denk geliyor.
  • Sektördeki eğitim düzeyi her geçen yükseliyor.  Lise mezunu çalışan sayısı %69.5 ile birinci sırayı alırken, sektördeki üniversite mezunu personel oranı da %30’u geçmiş durumda. Diğer taraftan lojistik okullarından mezun olanların sektördeki oranı da ’e ulaşmış vaziyette.
  • Sektörün kullandığı araç sayısı da her geçen gün artıyor. Sektör faaliyeti içinde 53 binden fazla çekici kullanırken, bu araçların sadece yüzde 20’si Euro 5 normuna sahip.
  • Sektör firmalarının sahip olduğu yarı-römork cins araçların ağırlıklı bölümü %72 ile “Tenteli” araçlar olurken ikinci sırada “frigorifik”, üçüncü sırada ise platform tipi yarı-römorklar geliyor.



SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz