Türkiye'yi Orta Koridor'un transit ülkesi değil, lojistik merkezi olarak konumlandırmak istiyoruz
22/10/2026 - 15:15:00
Pasifik Eurasia, demiryolunu merkeze alan entegre taşımacılık modeliyle Çin, Orta Asya, Türkiye ve Avrupa arasındaki lojistik bağlantılarını güçlendirmeyi hedefliyor. Arkas Lojistik ortaklığından İzmir Biçerova-Şanghay ihracat trenine, Bakü-Tiflis-Kars hattındaki kapasite artışından Avrupa operasyonlarına kadar uzanan büyüme planını değerlendiren Pasifik Eurasia Genel Müdürü Emre Sarıcan, “Bizim için mesele sadece bir noktadan diğerine yük taşımak değil. Biz koridor geliştiriyoruz; ülkeleri, üretim merkezlerini, limanları ve pazarları birbirine bağlıyoruz” dedi.
OPERASYONEL KAPASİTEYİ VE ULUSLARARASI BAĞLANTILARINI ARTIRDI
Pasifik Eurasia son dönemde hem operasyonel kapasitesini hem de uluslararası iş birliği ağını önemli ölçüde genişletti. 2026'nın ilk dokuz ayını şirket açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Taşınan yük miktarı, sefer sayısı, ciro ve yeni müşteri kazanımı açısından nasıl bir büyüme yakaladınız?
2026, Pasifik Eurasia'nın operasyonel kapasitesini ve uluslararası erişimini güçlendirdiği önemli bir yıl oldu. İlk dokuz ayda Orta Koridor başta olmak üzere Türkiye-Avrupa, Türkiye-Orta Asya ve Çin-Türkiye-Avrupa hatlarında operasyonlarımızı geliştirirken müşteri portföyümüzü ve hizmet verdiğimiz yük gruplarını genişlettik.
Büyümeyi taşınan konteyner, sefer ve ciro rakamlarının yanında, müşterilerimize uçtan uca lojistik çözümler sunma kabiliyetimizle de değerlendiriyoruz. Demiryolunu ana omurga olarak konumlandırıyor; denizyolu, karayolu, liman ve terminal operasyonlarını bu yapıyla bütünleştiriyoruz. Böylece yükü çıkış noktasından teslim noktasına kadar tek bir lojistik zincir içinde yönetebiliyoruz.
İlk dokuz ayı, büyümenin altyapısını güçlendirdiğimiz ve müşterilerimizin ihtiyaçlarına bütüncül çözümler sunma kapasitemizi geliştirdiğimiz bir dönem olarak görüyoruz.
Arkas Lojistik ile gerçekleştirilen ortaklık, Pasifik Eurasia'nın demiryolu tren işletmeciliği tarafında önemli bir adım oldu. Bu ortaklık operasyonlarınıza nasıl bir kapasite ve yetkinlik kazandırdı? Önümüzdeki dönemde bu iş birliği kapsamında devreye alınması planlanan yeni hatlar veya hizmetler var mı?
Arkas Lojistik ile ortaklığımızı büyüme stratejimizin önemli adımlarından biri olarak görüyoruz. Pasifik Eurasia'nın uluslararası demiryolu tecrübesi ve Orta Koridor'daki ağı, Arkas'ın Türkiye'deki lojistik altyapısı ve intermodal kabiliyetleriyle birleşiyor. Hedefimiz, demiryolunun Türkiye'nin lojistik sistemindeki payını artırmak ve üretim merkezlerini limanlara, terminallere, sınır geçişlerine ve uluslararası koridorlara bağlayan çözümler geliştirmek.
Önümüzdeki dönemde düzenli blok tren servislerini ve yeni bağlantıları geliştirmeyi, farklı taşıma modlarının entegre biçimde yönetildiği hizmetler sunmayı amaçlıyoruz. Bu ortaklığın Türkiye'de özel sektör demiryolu işletmeciliğinin gelişmesine de katkı sağlayacağına inanıyoruz.
BTK HATTINDAKİ ARTIŞ ORTA KORİDOR AÇISINDAN KRİTİK
Bakü-Tiflis-Kars hattının kapasitesinin yıllık 5 milyon tona çıkarılması, Orta Koridor açısından yeni bir dönem başlattı. Pasifik Eurasia olarak artan kapasiteyi hangi yeni yük akışları ve güzergâhlarla değerlendirmeyi planlıyorsunuz? Çin-Türkiye-Avrupa hattında nasıl bir hacim artışı hedefliyorsunuz?
Bakü-Tiflis-Kars hattındaki kapasite artışını Orta Koridor'un geleceği açısından önemli görüyoruz. Bir koridorun rekabet gücünü yalnızca coğrafi avantajı değil, kapasitesi, transit süreleri ve ülkeler arasındaki operasyonel koordinasyon belirliyor.
Çin'den Kazakistan, Hazar Denizi, Azerbaycan ve Gürcistan üzerinden Türkiye'ye ve Avrupa'ya uzanan hattın aktif oyuncularından biriyiz. Bu güzergâhta Çin-Avrupa trafiği kadar bölgesel ticaretin gelişmesini de önemsiyoruz. Kazakistan, Özbekistan ve diğer bölge ülkelerinin Türkiye ve Avrupa ile ticaretinin büyümesi yeni yük potansiyeli yaratıyor. BTK'daki kapasite artışını hem doğu-batı transit taşımaları hem de Türkiye merkezli ithalat ve ihracat yükleri açısından fırsat olarak değerlendiriyoruz. Hedefimiz, Türkiye'nin yalnızca yüklerin geçtiği değil, toplandığı, yönlendirildiği ve katma değer kazandığı güçlü bir lojistik merkez olması.
Nisan ayında İzmir Biçerova'dan Şanghay'a 50 adet 40'lık konteynerden oluşan ilk ihracat blok trenini gönderdiniz. Ege Bölgesi'ni doğrudan Asya'ya bağlayan bu servis nasıl bir talep gördü? İzmir-Çin hattının geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Biçerova'dan Şanghay'a gönderdiğimiz 50 adet 40'lık konteynerden oluşan ilk ihracat blok treni, Ege Bölgesi'nin üretim gücünün Orta Koridor üzerinden Çin ve diğer Asya pazarlarına uzanan entegre bir lojistik ağla buluşturulabileceğini gösterdi.
Ege; sanayisi, tarımsal üretimi, ihracat kapasitesi ve liman altyapısıyla önemli bir üretim havzası. Biçerova'yı bu potansiyeli demiryoluna aktarabilecek stratejik noktalardan biri olarak görüyoruz.
Hedefimiz, yeterli ve sürdürülebilir yük hacmi oluştuğunda bu operasyonları düzenli servislere dönüştürmek. Çin'in yanı sıra Kazakistan, Özbekistan ve diğer Orta Asya pazarlarında da Ege ihracatçısı için önemli fırsatlar bulunuyor. Rekabetçi maliyetler, öngörülebilir transit süreler ve düzenli seferlerle daha fazla yükü demiryoluna kazandırmak istiyoruz.
İNTERMODAL YAPISINI GÜÇLENDİRİYOR
Pasifik Eurasia'nın büyüme stratejisinde intermodal taşımacılık giderek daha fazla öne çıkıyor. Bugün hangi taşıma kombinasyonları öne çıkıyor? Yeni yatırımlar veya servis modelleri gündeminizde mi?
İş modelimizin merkezinde demiryolu bulunuyor. Her noktaya rekabetçi ve sürdürülebilir çözüm sunabilmek için demiryolunu diğer taşıma modlarıyla tamamlayan intermodal bir yapı kuruyoruz. Orta Koridor bunun en somut örneklerinden biri. Çin ve Orta Asya'dan demiryoluyla hareket eden yükler, Hazar Denizi geçişinin ardından yeniden demiryoluna bağlanarak Türkiye'ye ve Avrupa'ya ulaşıyor. Türkiye'de ise varış noktasına göre liman, terminal ve karayolu bağlantıları devreye giriyor.
Köseköy, Halkalı, Biçerova ve Yenice gibi terminallerini stratejik bağlantı noktaları olarak değerlendiriyoruz. Terminal kabiliyetlerimizi geliştirmeye, demiryolu-liman entegrasyonunu güçlendirmeye ve farklı yük gruplarına yönelik yeni servis modelleri oluşturmaya odaklanıyoruz. Önceliğimiz, müşterilerimize maliyet avantajı, öngörülebilir teslimat süreleri ve operasyonel güvenilirlik sağlayan entegre bir hizmet sunmak.
Orta Koridor boyunca güçlü bir iş ortaklığı ağınız bulunuyor. Bu ağı hangi yeni ülke ve hatlarla genişletmeyi planlıyorsunuz? Avrupa operasyonlarınızı hangi noktaya taşımayı hedefliyorsunuz?
Orta Koridor, farklı ülkeleri ve lojistik sistemleri aynı ticaret güzergâhında buluşturuyor. Bu nedenle büyüme stratejimizi yalnızca yeni hatlar açmak üzerine değil, faaliyet gösterdiğimiz pazarlarda kalıcı iş birlikleri geliştirmek üzerine kuruyoruz.
Bugün Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Azerbaycan ve Gürcistan'da güçlü iş birliklerimiz bulunuyor. Avrupa'da ise Almanya, Macaristan ve Slovakya gibi önemli pazarlara yönelik operasyonlarımızı geliştirmeyi hedefliyoruz. En önemli avantajlarımızdan biri, hattı bir bütün olarak değerlendirebilmemiz. Çin'deki çıkış noktasından Hazar geçişine, Kafkasya'dan Türkiye ve Avrupa'ya uzanan zincirin tamamında güçlü ilişkiler kurmaya çalışıyoruz.
Uzun vadeli hedefimiz, müşterilerimizin Çin'den Avrupa'ya uzanan geniş coğrafyadaki taşımalarını farklı ülkelerde ayrı çözüm ortakları aramadan, mümkün olduğunca tek bir organizasyon üzerinden yönetebilmelerini sağlamak.
AVRASYA’DA REFERANS NOKTASI HALİNE GELECEK
Önümüzdeki üç yıllık döneme baktığınızda Pasifik Eurasia'nın büyüme hedeflerinde hangi başlıklar öne çıkıyor? 2027-2028 döneminde nasıl bir yol haritası öngörüyorsunuz?
Önümüzdeki dönemde önceliğimiz, oluşturduğumuz uluslararası operasyon ağını daha yüksek kapasiteye, düzenli hizmet yapısına ve sürdürülebilir büyümeye dönüştürmek olacak. İlk hedefimiz, düzenli blok tren servislerimizin sayısını ve frekansını artırmak. Demiryolunda sürdürülebilir büyümenin temel koşullarından biri, müşterilerin çıkış ve varış zamanlarını öngörebildiği güvenilir bir hizmet yapısı oluşturmak.
Bunun yanında sanayi ve üretim merkezlerinin demiryoluna erişimini kolaylaştıracak terminal yapılanmasını güçlendirmeyi, farklı yük gruplarına yönelik çözümlerimizi çeşitlendirmeyi hedefliyoruz.
2027-2028 dönemini operasyonel kapasitemizi, hizmet kalitemizi ve uluslararası rekabet gücümüzü geliştireceğimiz bir büyüme dönemi olarak görüyoruz. Nihai hedefimiz, Pasifik Eurasia'yı Türkiye'nin güçlü demiryolu lojistik şirketlerinden biri olmanın ötesine taşıyarak, Avrasya'nın referans intermodal lojistik oyuncularından biri haline getirmek.
