T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat: Lojistik sektörümüzün küresel kabiliyetini güçlendiriyoruz
19/08/2026 - 12:52:00
“Küresel ticaretin ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği yeni dönemde, lojistik sektörümüzün daha hızlı, etkin ve rekabetçi bir yapıya kavuşması için kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz. Gümrük süreçlerinin dijitalleştirilmesinden yerinde gümrükleme uygulamalarına, alternatif ticaret koridorlarından hizmet ihracatı ve yurt dışı lojistik ağlarına yönelik desteklere kadar hayata geçirdiğimiz uygulamalarla sektörümüzün küresel pazarlardaki hareket kabiliyetini ve rekabet gücünü artırmayı hedefliyoruz.”
En düşük maliyetli üretimin arandığı geleneksel dönemin yerini; tedarik zinciri güvenliğinin ve veri temelli karar alma kapasitesinin belirleyici olduğu, reshoring, near-shoring ve friend-shoring gibi yeni üretim kaydırma stratejilerinin öne çıktığı yeni bir küresel düzene bırakmakta olduğu görülmektedir. Lojistiği yalnızca ürünlerin bir noktadan diğerine taşınmasını sağlayan operasyonel bir faaliyet olmaktan çıkaran bu süreç; üretimi, ihracatı, enerji güvenliğini ve ekonomik dayanıklılığı doğrudan etkileyen stratejik bir ekosisteme dönüştürmüştür.
Avrupa, Asya, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Kafkasya ve Orta Asya pazarlarının tam kesişim noktasında bulunan Türkiye; gelişmiş üretim altyapısı, esnek kapasitesi, nitelikli insan kaynağı ve lojistik imkânlarıyla küresel tedarik zincirlerinin yeniden yapılanma sürecinde güçlü bir avantaja sahiptir. Ticaret Bakanlığı olarak temel hedefimiz, ülkemizi yalnızca uluslararası ticaret yolları üzerinde bir geçiş ülkesi yapmak değil; üretim, depolama, dağıtım, gümrükleme, dijital ticaret ve katma değerli lojistik hizmetlerin bir arada sunulduğu küresel bir üretim ve tedarik merkezi konumuna yükseltmektir.
GÜÇLÜ İHRACAT PERFORMANSI VE
LOJİSTİĞİN HİZMET GÜCÜ
Küresel ekonomideki tüm belirsizliklere ve korumacılık eğilimlerine rağmen, ülkemiz yapısal avantajlarını etkin biçimde değerlendirerek ihracat performansını sürdürmeyi başarmıştır. 2025 yılında mal ihracatımız 273,2 milyar dolarla Cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesine ulaşırken, hizmet ihracatımız 122,6 milyar dolar olarak gerçekleşmiş; toplam dış ticaret hacmimiz içindeki mal ve hizmet ihracatı büyüklüğümüz 396 milyar dolara yükselmiştir. Bu dönemde elde edilen 63,5 milyar dolarlık hizmet ticareti fazlası, cari dengemize kritik bir katkı sunmuştur.
2026 yılı Temmuz ayı itibari ile yıllıklandırılmış mal ihracatımız 278,6 milyar dolar seviyesine yükselmiştir. Böylece hizmet ihracatımızdaki artışın da katkısıyla toplam mal ve hizmet ihracatımızın 401 milyar doları aşması beklenmektedir.
Bu tarihi başarıda lokomotif rolü üstlenen lojistik ve taşımacılık hizmetleri, 42,4 milyar dolarlık ihracat hacmi ve toplam hizmet ihracatımız içindeki %35’lik payı ile en büyük ikinci döviz kazandırıcı kalemimiz olmuştur. Türkiye, bu performansıyla taşımacılık ihracatında dünyada 9. sırada, Avrupa’da ise 5. sırada yer alarak küresel ligdeki yerini tescillemiştir. Nitekim Dünya Bankası Lojistik Performans Endeksinde (LPI) 2018 yılında 47. sırada yer alan ülkemizin, başarılı politikalarımızın neticesinde 2023 yılında 38. sıraya yükselmesi bu başarının tesadüf olmadığının en net göstergesidir. Türkiye, 2025 yılı itibarıyla dünya toplam hizmet ihracatından aldığı %1,28 pay ile en fazla hizmet ihracatı gerçekleştiren 22. ülke olurken, en yüksek hizmet ticareti fazlası sağlayan 6. ülke konumuna yerleşmiştir.
TÜRKİYE’NİN STRATEJİK KONUMU
GÜÇLENEN ULAŞTIRMA VE LOJİSTİK ALTYAPISI
Türkiye, sadece üç kıtanın kesişim noktasında bulunan coğrafi bir köprü değil aynı zamanda küresel pazarlara doğrudan açılan bir kapıdır. Ülkemiz, merkezinde yer aldığı coğrafyada sadece 4 saatlik uçuş mesafesi ile:
• 1,5 milyar insana,
• 35 trilyon dolarlık devasa bir toplam Gayrisafi Yurtiçi Hasılaya (GSYH),
• Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya’yı (MENA) kapsayan 12,1 trilyon dolarlık dev bir ithalat pazarına; doğrudan ve hızlı erişim imkânı sunmaktadır.
Bu jeostratejik avantaj, Türkiye üzerinden geniş bir hinterlanttaki pazarlara zaman ve maliyet etkin bir şekilde doğrudan erişim imkanları sunmaktadır.
Türkiye, güçlü iç pazarının yanında kurduğu uluslararası ticaret köprüleriyle de küresel yatırımcılar ve lojistik aktörleri için benzersiz bir pazar erişim imkanı sunmaktadır. Ülkemiz; 86,1 milyonluk dinamik nüfusunun yanı sıra Gümrük Birliği kapsamında entegre olduğumuz 450 milyonluk nüfusa sahip Avrupa Birliği pazarına ve tesis ettiğimiz Serbest Ticaret Anlaşmaları (STA) ağı kapsamındaki yaklaşık 488 milyonluk nüfusa sahip genişletilmiş bir pazar alanına sahiptir. Türkiye bu bağlamda, dünya nüfusunun neredeyse 8’de 1’ine denk gelen 1 milyardan fazla tüketiciye doğrudan avantajlı tarife oranları üzerinden erişim fırsatları sunmaktadır.
Öte yandan, bu jeostratejik ve jeoekonomik avantajların yanında Türkiye, son 23 yılda hayata geçirdiği mega altyapı hamleleriyle lojistik ve ulaştırma alanında küresel bir aktöre dönüşmüştür. 2002 yılından bu yana ulaştırma modlarımızın tamamında gerçekleştirilen niteliksel ve niceliksel sıçrama, ülkemizin ulaşım koridorlarındaki stratejik konumunu daha da pekiştirmiştir.
Demiryollarında 2002’de 11.000 kilometre olan toplam hat uzunluğumuza, 2.251 kilometresi yüksek hızlı ve hızlı tren hattı olmak üzere yaklaşık 3.000 kilometre yeni hat ekleyerek demiryolu ağımızı 14.000 kilometreye yükselttik ve ülkemizi YHT teknolojisiyle tanıştırdık. Hat uzunluğundaki artışın yanında, aynı dönemde demiryolunda toplam yolcu sayısı yaklaşık 73 milyondan 353 milyona; yük miktarı ise yaklaşık 15 milyon tondan 32 milyon tona yükselmiştir.
Karayolu ağımızda ise 2002 yılında yaklaşık 6 bin kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 2025 yılı sonu itibari ile 28 bin çıkararak yaklaşık 5 katına ulaştırdık; bölünmüş yollarla birbirine bağlı il sayımızı 6’dan 77’ye yükselttik. Otoyol uzunluğumuzu 1.714 kilometreden 3 bin 796 kilometreye yükselttik. Tünellerimizin toplam uzunluğunu 50 kilometreden 833 kilometreye, köprü ve viyadük uzunluğumuzu ise 311 kilometreden 811 kilometreye ulaştırarak uluslararası lojistik süreçlerinde zaman ve yakıt tasarrufu sağlayan, kesintisiz ve yüksek emniyetli bir altyapıyı milletimizin ve küresel ticaretin hizmetine sunduk.
Demiryolu ve karayolu yatırımlarımızın yanında havayolu yatırımlarında da Türkiye’de büyük bir sıçrama yaşanmıştır. Havayolu ulaşımında 2002 yılında 26 olan aktif havalimanı sayımızı 58’e çıkardık. Ulaştırma ve lojistik altyapımıza yaptığımız devasa yatırımların bir simgesi olarak, dünyanın dört bir tarafındaki milli gururumuz olan Türk Hava Yolları, bugün 133 ülkede 358 destinasyona ulaşan uçuş ağıyla dünyada en çok noktaya uçan hava yolu konumundadır. Böylece, Havayolu ulaşımında 2002 yılında 34,5 milyon olan toplam yolcu sayımız 2025 itibari ile 247 milyona ulaştırarak Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdık.
TİCARİ DİPLOMASİSİ VE STRATEJİK
ALTERNATİF TİCARET KORİDORLARI
Küresel krizler çağında ihracatımızın sürdürülebilirliğini sağlamak adına coğrafi ve stratejik pazar çeşitlendirmesine büyük önem veriyoruz. Bu doğrultuda, kapsamlı Serbest Ticaret Anlaşmaları (STA) ve Tercihli Ticaret Anlaşmaları (TTA) ağımızı sürekli genişletiyoruz. Son olarak Katar ile imzaladığımız STA’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte yürürlükteki STA sayımız 24’e ulaşmış, böylece Türkiye dünyada en fazla Serbest Ticaret Anlaşmasına sahip ilk 10 ülke arasında yerini almıştır. 2025 yılı itibarıyla STA’larımızın bulunduğu ülkelerle ticaret hacmimiz 112 milyar doları aşarak toplam dış ticaretimizin yaklaşık yüzde 18’ini oluşturmuştur.
Lübnan, Sudan ve Ukrayna ile imzalanmış STA’larımızın ve Maldivler ile TTA’mızın yakın dönemde yürürlüğe girmesini öngörürken; Japonya ve Körfez İşbirliği Konseyi ile STA, Endonezya ile STA, Cezayir ile TTA müzakerelerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Birleşik Krallık ile mevcut anlaşmamızı modern ve yeni nesil bir STA'ya dönüştürme çalışmalarına devam ederken, Kanada ile de müzakere hazırlıklarımızı yürütüyoruz. Ayrıca Azerbaycan, İran, Özbekistan ve Pakistan ile ikili Tercihli Ticaret Anlaşmalarımız yürürlükte olup, D-8 ve TPS-OIC kapsamında çok taraflı tercihli ticaret mekanizmalarını etkin şekilde uyguluyoruz. Küresel risklere karşı geliştirdiğimiz Uzak Ülkeler Stratejisi kapsamında, coğrafi olarak uzak ancak yüksek potansiyelli 18 ülkeye yönelik ihracatımızı 2028 yılına kadar 50 milyar dolara çıkarmayı; İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyelerinin toplam ihracatımızdaki payını ise yüzde 30 seviyesine yükseltmeyi hedefliyoruz.
Pazarlara erişim kadar, bu pazarlara güvenli, hızlı ve düşük maliyetli lojistik koridorlarla bağlanmak da kritik bir önceliktir. Jeopolitik gelişmeler, ülkemizin omurgasını oluşturduğu Orta Koridor’un stratejik önemini artırmıştır. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) bünyesinde yürüttüğümüz çalışmalar kapsamında; Basitleştirilmiş Gümrük Koridoru Anlaşması, Kombine Taşımacılık Anlaşması, Ulaştırma Bağlantı Programı ve Kervansaray Projesi gibi tarihi adımlarla Hazar geçişli taşımacılığı daha rekabetçi hale getiriyoruz. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız öncülüğünde hayata geçirilen Marmaray, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve 1915 Çanakkale Köprüsü gibi dev yatırımlar Orta Koridor'un Avrupa bağlantısını perçinlemiştir. Önümüzdeki süreçte Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu'nun kapasitesinin artırılması ve Zengezur bağlantısının devreye alınmasıyla Avrasya taşımacılığındaki rolümüz daha da güçlenecektir.
Bunun yanı sıra, Körfez Bölgesi’ne erişimde çığır açacak Irak ile Kalkınma Yolu Projesi kara ve demiryolu entegrasyonuyla Basra Körfezi'ni Türkiye üzerinden Avrupa'ya bağlayacak en hızlı ve maliyet etkin hat olacaktır. Irak'ın TIR Sözleşmesi'ne taraf olmasıyla birlikte Irak-Suudi Arabistan güzergâhı alternatifler arasına eklenmiş, girişimlerimiz neticesinde Suudi Arabistan tarafından Türk TIR sürücülerine transit vize verilmesi uygulaması hayata geçirilmiştir. Suriye'de istikrarın yeniden sağlanmasına yönelik olumlu gelişmeler de Doğu Akdeniz'den Umman Denizi'ne uzanan kesintisiz karayolu ulaşımının yeniden tesisi ve bölgesel ticaretin canlanması adına yeni kapılar aralamaktadır.
YERLİ SANAYİNİN KORUNMASI VE
HAKSIZ REKABETLE MÜCADELE
Küresel korumacılık trendinin arttığı bu dönemde, yerli üreticilerimizi ithalattan kaynaklanan haksız rekabete karşı korumak adına ticaret politikası savunma araçlarını en etkin şekilde uyguluyoruz. Yatırım, üretim ve ihracat zincirini destekleme hedefimiz doğrultusunda, yerli üreticilerin rekabet gücünü artırmak amacıyla halihazırda 4.592 farklı Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonunda (GTİP) İlave Gümrük Vergisi (İGV) uygulamaktayız. 11 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan ara değişikliklerle tarım ve sanayi sektörlerimizin ihtiyaçları doğrultusunda İGV listelerini ve gözetim uygulamalarını güncelledik.
Türkiye, yürürlükte bulunan damping önlemleri sayısına göre dünya genelinde ABD ve Hindistan’ın ardından 3’üncü ülke; korunma önlemleri sayısına göre ise Endonezya ve Hindistan’ın ardından yine 3’üncü ülke konumundadır. 2026 yılı Ocak-Haziran dönemi itibarıyla; 69 ürün grubunda 26 ülkeye karşı 152 adet Damping ve Sübvansiyona Karşı Önlem, 58 adet Anti-Damping soruşturması, 12 adet Korunma Önlemi, 18 ürün grubunda 45 ülkeye karşı 118 adet Önlemlerin Etkisiz Kılınmasına Karşı Önlem (ÖEK), 13 adet ÖEK soruşturması ve 192 adet gözetim uygulaması yürütülmektedir. Ayrıca, uluslararası hukuk çerçevesinde, farklı ülkelerce ülkemiz menşeli ürünlere yönelik başlatılan soruşturmalara karşı ihracatçılarımızın hak ve menfaatleri küresel ölçekte savunulmaktadır.
DİJİTAL DÖNÜŞÜM, YAPAY ZEKÂ VE
YENİ NESİL GÜMRÜKLER
Küresel ticaretin yeni döneminde dijitalleşme ve yapay zekâ, rekabet gücünün en temel belirleyicileri arasındadır. Ticaret Bakanlığı olarak, ticaret erbabımızın gümrük hizmetlerine daha kolay ve hızlı erişebilmesi amacıyla 162 faal Gümrük Müdürlüğümüz ile kesintisiz hizmet veriyoruz. Gümrük idarelerimizde 2025 yılında 12,1 milyon aracın, 186 milyon yolcunun ve 8,5 milyon konteynerin; 2026 yılı Haziran ayı itibarıyla ise 5,3 milyon aracın, 80,1 milyon yolcunun ve 4,4 milyon konteynerin gümrük işlemleri tamamlanmıştır.
Gümrük süreçlerimizi sade ve şeffaf bir mevzuat temelinde dijitalleştirmek amacıyla; Tek Pencere Sistemi, Kağıtsız Gümrük Projesi, BİLGE Gümrük Platformu, Konteyner ve Liman Takip Sistemi, Havayolu İşlemlerinin Dijitalleştirilmesi ve Teminat Bilgi Sisteminde Elektronik Dönüşüm gibi vizyoner projeleri kesintisiz sürdürüyoruz. Güvenilir firmalara ayrıcalıklar tanıyan Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası (YYS) sahibi firma sayımızı 833’e çıkardık. Bu firmaların gümrük idaresine uğramadan işlemlerini kendi tesislerinde yapmalarına olanak sağlayan "İhracatta/İthalatta Yerinde Gümrükleme" ve "İzinli Alıcı/Gönderici" uygulamalarıyla dış ticaret lojistiğine büyük bir hız ve dinamizm kazandırdık. Fikri ve Sınai Mülkiyet Haklarının Gümrüklerde Korunması kapsamında sektör paydaşlarına yönelik farkındalık artırıcı eğitim faaliyetlerine 2026 yılında da devam edilmektedir.
Yasal ticareti kolaylaştırma vizyonu doğrultusunda Yetkilendirilmiş Yükümlü Sistemi'nin karşılıklı tanınması ve uluslararası veri değişimi süreçlerinde çok taraflı platformlarda öncü rol oynanmaktadır. Avrupa yönlü taşımalarda Ortak Transit Sözleşmesi kapsamında yılda 1 milyonu aşkın işlem, Yeni Bilgisayarlı Transit Sistemi (NCTS) üzerinden tamamen elektronik ortamda yönetilmektedir. Öte yandan, 1975 tarihli TIR Sözleşmesi kapsamında kâğıt ortamında yürütülen işlemlerin tamamen dijitalleşmesini sağlayan eTIR Sistemi için test ve entegrasyon çalışmalarımız da devam etmektedir.
Dijital dönüşüm vizyonumuzu gümrüklerin ötesine, iç ticaret ve şirketler hukuku alanına da taşıdık. Kamu hizmetlerinin dijitalleşmesinde kilit role sahip Merkezi Sicil Kayıt Sistemi’nin (MERSİS) kapsamını genişleterek, web uygulamasındaki tüm değişiklik ve yapı değişikliği işlemlerini 10 Ocak 2025 tarihinde "MERSİS Mobil" uygulaması üzerinden kullanıma sunduk. Şirket kuruluşundaki tüm ödemelerin elektronik ortama taşınmasıyla, vatandaşlarımızın evlerinden veya ofislerinden kurumlara gitmeksizin e-imza ile şirket kurabilmelerinin önünü açıyoruz.
Yapay zekâ teknolojilerini de gümrük ve ticaret süreçlerimizin merkezine yerleştiriyoruz. Gümrükler Genel Müdürlüğümüz bünyesinde; Tarife Tespitinde Yapay Zekâ Kullanımı, Belgelerin Dijital Veriye Dönüştürülmesi, Yapay Zekâ Destekli Danışma Asistanı ve Değerlendirme Sistemi projelerini yürütürken; MERSİS iş süreçlerine yapay zekâ bileşenleri ve akıllı chatbot entegrasyonu için analiz süreçlerini devam ettiriyoruz. Ayrıca, yapay zekâ destekli Kolay İhracat Platformu, E-Kolay İhracat Platformu ve firmaların yapısal risklerini önceden tespit eden İhracat360 Programı ile ihracatçılarımıza akıllı rehberlik sunuyoruz.
Lojistiği reaktif bir süreçten proaktif bir yapıya dönüştüren yapay zekâ, müşteri daha sipariş butonuna basmadan talebi öngörüp ürünlerin depolara sevk edilmesini sağlamaktadır. Tedarik zincirlerinin birebir sanal kopyaları olan Dijital İkizler sayesinde kriz anlarında saniyeler içinde rota senaryoları test edilebilmekte ve anında uygulanabilir B planları üretilmektedir. Kritik geçiş noktalarındaki gerilimlerin navlun ve teslim süreleri üzerindeki yıkıcı etkilerini minimize etmenin yolu bu dijital zekanın sunduğu öngörülebilirlikten geçmektedir. Lojistik tesislerde otonom robotların insanlarla yan yana çalıştığı "karanlık depolar" ve "karanlık fabrikalar" dönemine girilmiştir. Sürecin en maliyetli aşaması olan son kilometre teslimatlarında yapay zekâ; anlık trafik durumunu, hava koşullarını ve müşterinin evde bulunma ihtimalini dahi hesaba katarak dinamik rota optimizasyonu gerçekleştirmektedir.
Elektronik Ticaret Bilgi Sistemi (ETBİS) kapsamında 781 e-ticaret işletmesiyle gerçekleştirdiğimiz "Türkiye’de E-Ticaretin Görünümü Raporu" verilerine göre; e-ticaret işletmelerimizin %47,9’u temel, ,7’si orta, %7’si ileri düzeyde yapay zekâ kullanmaktadır. Sektörün %83,4’ü yapay zekâyı içerik üretimi, %24’ü chatbot ile müşteri desteği, ,9’u ise kişiselleştirilmiş ürün önerileri, ,8’i sesli asistanlarla ürün arama/sipariş oluşturma ve %3,6’sı akıllı ödeme çözümleri için kullanmakta olup, firmaların %54’ü önümüzdeki 6 ay içinde yapay zekâ yatırımlarını artıracağını beyan etmiştir.
Son 12 ayda e-ticaret işletmelerinin %48,4’ü yapay zekâ tabanlı ürün/yazılım satın almış, %20,4’ü çalışanlarına temel yapay zekâ eğitimi aldırmış, ,1’i ise bu alanda istihdam gerçekleştirmiştir. İşletmelerin yapay zekâ entegrasyonunu sınırlayan en temel bariyerlerin başında hukuki belirsizlik (%70,3) ile veri gizliliği ve güvenliği endişeleri (%70,2) gelmektedir. Bunları harici finansman yetersizliği (%62,8) ve yatırım geri dönüşünü tahmin etme zorluğu (%54,4) takip etmektedir. Gelecek projeksiyonunda ise işletmelerin %54’ü önümüzdeki 6 ay içinde yapay zekâ kullanımını artırma yönünde yüksek niyet beyan etmiştir.
Ticaret Bakanlığı olarak Dijital ekosistemin aktörlerini buluşturmak adına 3-5 Eylül 2026 tarihlerinde “Beyond Borders” temasıyla düzenleyeceğimiz İstanbul Küresel E-İhracat Zirvesi (IGEXX 2026) ile 30'u aşkın küresel pazaryerini firmalarımızla bir araya getirmeyi hedefliyoruz.
YEŞİL DÖNÜŞÜM VE
SÜRDÜRÜLEBİLİR LOJİSTİK
Günümüz pazar dinamiklerinde yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik, lojistik sektörünün uluslararası rekabet gücünün en temel gerekleri arasındadır. Karbon ayak izini şeffaf bir şekilde ölçemeyen ve emisyonlarını düşüremeyen lojistik firmalarının gelecekte uluslararası tedarik zincirlerinin dışında kalması kaçınılmazdır. Havayolunda alternatif yakıtların kullanımı, karayolunda elektrikli ve hibrit araç filolarının oluşturulması, intermodal taşımacılığın yaygınlaştırılması ve demir yolu ile deniz yolu gibi düşük karbon yoğunluğuna sahip taşıma modlarının otonom ulaşım teknolojileriyle desteklenmesi yeni nesil lojistik ağlarımızın omurgasını oluşturacaktır.
Ticaret Bakanlığı olarak, lojistik ve taşımacılık firmalarımızın, küresel pazarlardaki sürdürülebilirlik hedeflerine uygun organizasyon ve operasyon yapısı geliştirmelerine; uluslararası çevre ve karbon düzenlemelerine uyum sağlamalarına yönelik projelerini destekliyoruz.
Bu kapsamda, ihracatçılarımızın kaynak ve enerji verimliliği alanlarında yol haritası oluşturmalarını sağlayan Responsible® Programı kapsamında, danışmanlık giderlerini 5 yıl boyunca %50 oranında ve toplam 17.640.256 TL’ye kadar destekliyoruz. Lojistik ve taşımacılık yararlanıcılarının uluslararası iklim düzenlemelerine uyumunu kolaylaştırmak üzere Sürdürülebilirlik Destek Programını yürütüyoruz.
İHRACATÇILARIMIZA VE LOJİSTİK SEKTÖRÜMÜZE SAĞLANAN DESTEKLER
Bakanlık olarak, lojistik sektörümüzün küresel gücüne güç katmak adına finansal destek araçlarımızı tarihi seviyelere ulaştırdık. 2026 yılında mal ihracatına yönelik 32,8 milyar TL, hizmet ihracatına yönelik 12 milyar TL olmak üzere yaklaşık 45 milyar TL tutarında bir kaynağı lojistik sektörümüz de dahil tüm ihracatçılarımızın kullanımına sunduk. Hizmet ihracatçılarımızı desteklemeye başladığımız 2012 yılından bugüne kadar sağladığımız toplam destek tutarı 29,9 milyar TL’ye ulaşmıştır. 2025 yılında 7,4 milyar TL olan hizmet ihracatı destek bütçemizi 2026 yılında 12 milyar TL’ye çıkararak sektörümüzün arkasındaki devlet gücünü perçinledik.
Yürürlüğe koyduğumuz 10962 Sayılı Yeni Nesil Destek Kararı altındaki 4 ana programla her ölçekteki lojistik firmamıza can suyu oluyoruz. Hizmet Sektörleri Atılım Programı ile istihdam, rapor/veri tabanı ve uluslararası üyelik desteklerini devreye alırken; yurt dışı ofis ve aktarma merkezleri birim desteğinde sınırları kaldırarak yararlanıcı başına birim sayısını 5'ten 25'e, global destek süresini ise ülke başına 5 yıla çıkardık. Hedef ülkeler için ilave destek oranını +10 puandan +20 puana yükselttik. Markalaşma ve TURQUALITY® programlarımız kapsamında lojistik sektörümüzden 23 markayı küresel arenada desteklemeye devam ediyoruz. İhracatçılarımızın küresel dağıtım ağlarına rekabetçi fiyatlarla sızmasını sağlayan Yurt Dışı Lojistik Dağıtım Ağları (YLDA) Programı kapsamında ise bugüne kadar Avrupa’da üç, ABD’de iki olmak üzere toplam 5 projeye onay vermiş bulunmaktayız.
Küresel krizlerin, jeopolitik risklerin ve teknolojik korumacılığın ticaret rotalarını yeniden çizdiği bu yeni çağda Türkiye; geniş Serbest Ticaret Anlaşmaları ağı, kıtaları birleştiren stratejik ulaştırma altyapısı, alternatif koridor yatırımları, yapay zekâ destekli dijital gümrük uygulamaları ve çevre dostu sürdürülebilir lojistik vizyonuyla küresel değer zincirlerinin en güvenilir merkezi olmaya devam edecektir. Kamu ve özel sektörümüzün, akademimizin ve lojistik ekosistemimizin tüm paydaşlarının güçlü iş birliği ve eşgüdümüyle, Türk lojistik sektörünün uluslararası arenadaki öncü ve lider rolünü daha da yukarılara taşıyacak adımları kararlılıkla atmayı sürdüreceğiz.
