Kombine taşımacılıkta taşlar yerine oturuyor
Kombine taşımacılığın geleceğe dönük planlamalarda stratejik bir çözüm olarak konumlandırılması gerektiğini vurgulayan Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürü Murat Baştor, üzerinde çalıştıkları iki yönetmelikle karayolundaki yükün demiryolu ve denizyoluna aktarılması için gerekli ortamın, altyapının ve yönetim modelinin oluşturulacağını söyledi. Baştor, ayrıca kombine taşımacılık faaliyetlerinin kayıt altına alınarak, bu faaliyetleri etkin ve verimli yapanlara idari ve mali yönden destekler sağlanacağını açıkladı. 




murat baştorBu yılın başında Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın yeniden yapılanma süreci ile birlikte, Karayolu Düzenleme, Demiryolu Düzenleme, Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Düzenleme Genel Müdürlükleri birleştirilerek “Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğü” kuruldu. Kombine taşımacılığa ilişkin çalışmalar da bu Genel Müdürlüğün yetki alanına alındı. Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürü Murat Baştor, kombine taşımacılığın Türkiye’deki durumu, gündemlerinde olan yeni düzenlemeler ve gelecek hedeflerini anlattı. 
 
Türkiye’de kombine taşımacılığın gelişimini Avrupa ülkeleriyle kıyaslarsak nasıl bir tablo ortaya çıkıyor? Mevcut intermodal hatları hakkında bilgi verir misiniz? 
 
Bölgesinin en güçlü ekonomileri arasında yer alan Türkiye, Avrupa, Asya ve Afrika’nın kalbinde önemli bir üretim üssüdür. Yıllardır ulaştırma alanında yapılan yatırımlar sonucunda oluşturulan güçlü lojistik altyapı, Türkiye’de ekonominin ve dış ticaretin itici gücü haline gelmiştir. Ülkemizin geleceğe yönelik hedefleri doğrultusunda dış ticaretteki taleplerinin karşılanması, bunun yanı sıra transit konumunun da sunduğu fırsatlar ile ülkemizin sadece ürettiğinden değil, toprakları üzerinde taşınan yüklerden de katma değer kazanması ve lojistik hizmet ihracatında sayılı ülkeler arasında yer alması stratejik önceliklerimiz arasında yer almaktadır.
Lojistiğin daha da geliştirilebilmesi, yükün farklı taşıma modlarında elleçlenmeden güvenli şekilde taşındığı kombine taşımacılık ile çok yakından ilgilidir. Bu bağlamda, kombine taşımacılığı, farklı taşıma modlarının birbirleri ile rekabet ettiği değil, taşımanın özellikle zaman ve maliyet yönünden en verimli şekilde gerçekleştiği taşıma modu olarak görüyor ve bu açıdan büyük önem atfediyoruz. Ülkemiz taşımacılık anlamında her ne kadar önemli işlere imza atmış olsa da, kombine taşımacılık alanında halen atılması gereken adımlar mevcuttur. 
Öte yandan Avrupa ülkeleri, ekonomik entegrasyonlarını uzun zaman önce tamamlamış, yıllardır süregelen, özellikle kombine taşımacılığı teşvik eden politikaları ve buna uygun altyapıları ile bu alanda önemli ilerlemeler kaydetmişlerdir. Bununla birlikte, üç tarafı denizler ile çevrili olan ülkemiz, Avrupa, Asya ve Afrika’daki ekonomilere ve doğal kaynaklara kolay erişebilir bir konumda olması nedeniyle, kombine taşımacılıkta önemli fırsatlar sunmaktadır. 
Özellikle Avrupa’ya yönelik taşımalarımızda karşılaşılan geçiş belgesi kotası ve sınır kapılarındaki yoğunluk gibi sorunlar nedeniyle en etkin çözüm olarak yine kombine taşımacılık öne çıkmaktadır. Halihazırda uluslararası karayolu taşımalarımızın önemli bir bölümü deniz sınır kapılarımızdan, Ro-Ro seferleri şeklinde gerçekleşmektedir. İtalya, Fransa, Ukrayna gibi ülkelere yönelik Ro-Ro hatları aktif bir şekilde kullanılmaktadır. Ro-Ro hatları dışında Ro-La hatlarını da kullanan taşımacılarımız, alternatif taşıma modları ile ticaretimizi kesintisiz bir şekilde sürdürülebilmektedir. Önümüzdeki dönemde de, yeni Ro-Ro hatları, blok tren/konteyner gibi kombine taşımacılık alternatifleri ile ülkemiz ihracatını destekleyerek, daha rekabetçi ve sürdürülebilir bir taşımacılık sistemi tesis etmeyi planlıyoruz. 
  
8 ÜLKEYLE KOMBİNE TAŞIMACILIK ANLAŞMASI İMZALANDI 
 
Kombine taşımacılığın geliştirilmesine yönelik yaptığınız çalışmalardan söz eder misiniz?
 
Bakanlığımızda yeniden yapılanma süreci ile birlikte, 17 Ocak 2020 tarihinde Karayolu Düzenleme, Demiryolu Düzenleme, Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Düzenleme Genel Müdürlükleri birleştirilerek “Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğü” kurulmuştur. Ülkemizde ulusal ve uluslararası düzeyde yük hareketliliğinin sağlıklı gelişimini sağlamak üzere, entegre bir kombine taşımacılık sisteminin oluşturulmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu bağlamda, kurulan bu yeni Genel Müdürlük, taşımacılık alanındaki düzenlemelere bütüncül bir bakış açısı getirmesi nedeniyle, ülkemizde kombine taşımacılığın daha da geliştirilmesi anlamında önemli bir fırsat sunmaktadır. 
Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğümüz, her ne kadar yatırım projelerinde yer almasa da planlama ve programlama kısmında aktif rol oynamaktadır. Örneğin; kombine taşımacılık alt yapısının en önemli unsurlarından biri olan lojistik merkezlerin nerelerde kurulacağına dair düzenlemeler, Genel Müdürlüğümüz uhdesinde yürütülmektedir. Kurulacak lojistik merkezlere ilişkin talepler, Türkiye Lojistik Master Planı (TLMP) da dikkate alınarak değerlendirilmektedir. 
Ayrıca, başta komşu ülkeler olmak üzere yakın coğrafyamızdaki ülkelerle gerçekleştirilen ticarette, kombine taşımacılık imkânlarından daha fazla yararlanılması amacıyla ikili kombine yük taşımacılığı anlaşmaları imzalanmaktadır. Azerbaycan, Türkmenistan, Gürcistan, Ukrayna, Özbekistan, Belarus, Kazakistan ve Moldova ile bu kapsamda kombine taşımacılık anlaşmaları imzalanmıştır. Ayrıca, ülkemiz ile Rusya, Romanya ve Bulgaristan arasında Ro-Ro hatlarının kurulmasına yönelik olarak, ilgili sektör kuruluşların da katılımı ile ayrı ayrı çalışma grupları kurulmuştur.
Karayolu, demiryolu, denizyolu ve havayolu gibi farklı taşıma türlerinde veya bu taşıma türlerinin entegre olarak kullanıldığı kombine taşımacılık alanında faaliyet gösterecek organizatörlerin sunacakları hizmetlerin, esasların ve pazara/mesleğe giriş koşullarının belirlenmesi amacıyla Genel Müdürlüğümüzce hazırlanan “Taşıma İşleri Organizatörlüğü (TİO) Yönetmeliği” 6 Temmuz 2018 tarihli ve 30470 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış ve 1 Temmuz 2019 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kombine taşımacılığın teşvik edilmesi amacı ile de bir yönetmelik çalışmamız bulunmaktadır. Söz konusu yönetmeliğin kısa süre içinde hayata geçirilmesi planlanmaktadır. Ayrıca, Genel Müdürlüğümüzce yürütülen U-EDTS sistemi kapsamında 2021 yılından itibaren kombine taşımacılık faaliyetlerinin izlenebilir hale getirilmesi planlanmaktadır.
 
limanYEŞİL TAŞIMACI/LOJİSTİK BELGESİ OLUŞTURULACAK 
 
Üzerinde çalışılan Kombine Yük Taşımacılığı Yönetmeliği ile Lojistik Merkezlerin Yer Seçimi, Kurulması, Yetkilendirilmesi ve İşletilmesi Hakkında Yönetmelik hakkında bilgi verir misiniz? Bu yönetmeliklerle neler amaçlanıyor? 
 
Lojistik merkezler, ülkemizde kombine taşımacılığın önünü açacak yapılardır. Bu bağlamda, her iki yönetmeliğin de genel amacı, karayolundaki yükün demiryolu ve denizyoluna aktarılması için gerekli ortamın, altyapının ve yönetim modelinin oluşturulmasıdır. Böylece, karayolları üzerindeki yükün azaltılarak çevre dostu, güvenli, ekonomik, sürdürülebilir, düzenli bir taşımacılık sisteminin tesis edilmesi hedeflenmektedir. 
Biraz daha detaylandıracak olursak, “Kombine Yük Taşımacılığı Yönetmeliği” ile kombine taşımacılık faaliyetlerinin kayıt altına alınarak, bu faaliyetleri etkin ve verimli yapanlara idari ve mali yönden desteklerin sağlanması, bu şekilde ülkemizde kombine taşımacılığın teşvik edilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca bu yönetmelik kapsamında yeşil lojistik kavramını ortaya koymayı planlıyoruz. Taşımacılığın daha çevreci yapılması ve özellikle Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı ile gelecek kurallar için sektörümüzün daha rekabetçi olabilmesini sağlamak istiyoruz. Firmalar için prestij değeri olacak bir Yeşil Taşımacı/Lojistik belgesi oluşturacağız. Alınması zorunlu olmayacak bu belgeyi daha çevreci taşımacılık yapan, yükünü kombine taşımacılığa kaydıran, çevreci Ar-Ge yatırımları yapan veya çevre koruma kampanyaları yürüten firmalara belirleyeceğimiz kriterler kapsamında vereceğiz. Bu belgesi olan firmaların teşviklerden yararlanmaları için avantajlar sağlayacağız.      
Öte yandan, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile lojistik merkezlere ilişkin görev ve sorumluluklar Bakanlığımızın yanı sıra, Ticaret Bakanlığı’na da tevdi edilmiştir. Bu çerçevede, “Lojistik Merkez Yer Seçimi Yönetmeliği” ile kurumlar arasındaki sorumluluk paylaşımını netleştirmeyi, lojistik merkezler için yer seçimi, projelendirme, yapım ve işletme modellerini düzenlemeyi amaçlıyoruz. Ticaret Bakanlığı ile ortaklaşa yürüttüğümüz bu çalışma ile ülkemizdeki lojistik merkez yatırımlarının Türkiye Lojistik Master Planı (TLMP) ile uyumlu olarak hayata geçirilmesi önceliğimizdir. 
 
Pandemi süreci taşımacılığı nasıl etkiledi? 
 
2020 yılının ilk iki aylık döneminde taşımalarımız artış eğiliminde iken, pandeminin etkisini arttırması, belirli taşıma güzergahlarının kapanması, sınır geçişlerine ve hareketliliğe getirilen kısıtlamalar sonucunda Mart ve Nisan aylarında taşımalarımızda önemli bir düşüş yaşanmıştır. Bununla birlikte, hayatın durma noktasına geldiği bu dönemde, tedarik zinciri önemini bir kez daha göstermiş ve uluslararası eşya taşımacılığının kesintisiz bir şekilde sürdürülebilmesi için ülkemiz de pek çok ülke gibi büyük çaba göstermiştir. Nitekim bu çabalar sonucunda, lojistik sektörü Mayıs ayından itibaren hızla toparlanma sürecine girmiş, özellikle Haziran ayından itibaren kısıtlamaların da kalkmasıyla birlikte önceki yılın taşıma sayılarına ulaşılmıştır. Özellikle limanlarımızda elleçlenen konteyner ve Ro-Ro sayıları bu dönemde, 2019 verilerinin üzerinde seyretmiştir. Temmuz ayı sonrasında ise, taşımaların artış eğiliminde olduğu gözlenmektedir.   
Bunula birlikte, pandemi süreci, tedarik zincirinde süregelen alışkanlıkların sorgulanmasına neden olmuş, tedarik zincirlerinin alternatifli hale gelmesi ve coğrafi yakınlık ön plana çıkmıştır. Bu bağlamda, ülkemizin sunduğu fırsatlar daha belirgin hale gelmiştir. Nitekim, 2020 Ekim ayında ihracatta elde edilen başarılar bunun bir yansımasıdır. Pandemi sürecinde, dijitalleşme ve temassız ticaret de ön plana çıkan diğer kavramlar olmuştur. Kısıtlamaların en yoğun olduğu dönemde, ticaretin özellikle yarı römork (dorse) taşımacılığı şeklinde temassız olarak devam edebilmesi, kombine taşımacılığı geleceğe dönük planlamalarda stratejik bir çözüm olarak konumlandırmaktadır. 
 
KUZEY AFRİKA’YA RO-RO HATLARI KURULACAK 
 
2023 yılı ve sonrası döneme ilişkin kombine taşımacılık hedefleriniz nelerdir? 
 
Ülkemizde gerek yük gerekse yolcu taşımacılığında karayolu taşımacılığı ilk sırayı almakta, özellikle uluslararası taşımacılıkta demiryolu sektörünün aldığı pay çok düşük kalmaktadır. 
Ülkemizin 2023 ulaşım hedefleri doğrultusunda, demiryolu ve denizyolu taşımacılığının paylarının dengeli bir şekilde arttırılması amaçlanmaktadır. Örneğin, yurt içi taşımalarda demiryolu taşımacılığının yükteki payının % 4,76’dan % 15’e, denizyolu taşımacılığının payının ise %2 ,66’dan % 10 seviyelerine çıkarılması hedeflenmektedir. Bu hedeflere ulaşılabilmesi için, kombine taşımacılığın teşvik edilerek geliştirilmesi elzemdir. 
Öte yandan, ülkemizin uluslararası ticaretteki hedeflerine ulaşılabilmesi ve pandemi sürecinde yakaladığı fırsatın kalıcı hale gelebilmesi için, rekabetçi bir kombine taşımacılık sisteminin tesis edilmesi gerekmektedir. Uluslararası platformlarda, sadece karayolu taşımacılığına bağlı olan bir taşımacılık sisteminin, orta vadede sürdürülebilir olmadığı varsayılmaktadır. Pandemi döneminde belirli taşıma güzergahlarının kapanması, alternatif güzergahlarda yaşanan geçiş belgesi kotası, geçiş ücretleri gibi sorunlar tedarik zincirinde olduğu gibi, taşıma modunda da çeşitliliğin önemini ortaya koymuştur. Bu sebeple; farklı taşımacılık türlerinin dengeli ve entegre bir şekilde kullanılmasını sağlayacak kombine taşımacılık düzenlemeleri ve faaliyetleri Bakanlığımızın geleceğe yönelik hedeflerinde öncelikli konular arasında yer almaktadır. 
Ayrıca, Avrupa Yeşil Mutabakatı, taşımacılık faaliyetlerini AB sınırları dahilinde önemli şekilde değiştirecek olup, sıfır emisyon hedefleri kapsamında ciddi kurallar getirilmesini zorunlu kılmaktadır. AB’nin önemli bir ticaret ortağı ve bu ülkelere yönelik çok sayıda taşıma yapan bir ülke olarak bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Taşımacılarımızı, geleceğe bu günden hazırlamak amacıyla, Yönetmelikte çevreci uygulamaların desteklenmesi yönünde hükümlere de yer vereceğiz.
Yeni bir ekonomik güç olarak yükselen Afrika ülkelerine, kombine taşımacılık ile daha hızlı ve kolay erişim mümkündür. Bu kapsamda, önümüzdeki dönemde ülkemiz ile Kuzey Afrika ülkeleri arasında doğrudan Ro-Ro hatlarının kurulması konusuna da ağırlık vereceğiz. 
 
 
RO-RO TAŞIMACILIĞINDA YENİ BAŞARI HİKAYELERİ BEKLİYORUZ
 
Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürü Murat Baştor, 1990’lı yıllarda Balkanlarda yaşanan siyasi sıkıntılar nedeniyle, bir zorunluluk olarak ortaya çıkan Ro-Ro taşımalarının, atılan doğru adımların sonucunda bugün Türkiye ile Avrupa arasındaki ticarette önemli görevler üstlenir hale geldiğini söyledi. “Özel sektör girişimcilerimizin bu başarıları Bakanlığımızca da takdir edilmektedir” diyen Baştor, şunları aktardı: “Sadece Türkiye-Avrupa güzergâhında değil, Karadeniz’de, Hazar Denizi’nde ve ülkemiz ile Kuzey Afrika ülkeleri arasında kurulacak Ro-Ro hatlarında da ülkemiz girişimcilerinin benzeri başarı öyküleri yazmalarını bekliyoruz. Bakanlık olarak da özel sektörümüz ile koordineli olarak bu çalışmalara öncülük edeceğiz.  Burada elde edilecek başarılar, ülkemize lojistiğin yanı sıra dış ticarette de önemli kazanımlar sağlayacaktır.”  
 



SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat