YOL BELLİ…





mete-tirman2017 yılının UTA sayılarından birisinde “Batıya mı bakmalıyız, Doğuya mı?” sorulu bir başlıkla yazım yayımlanmıştı. Bu yazıda başlıktaki soruya yanıt arıyordum. Bugün de, o soruya yanıt aramaya devam edeceğim. Önce yine aynı yazıdan bir bölümü buraya alıntılamak istiyorum.
“Bugün, tüm Avrupa ülkeleri, Kafkaslar ve İran Çin’e demiryolu ile nasıl ulaşacağını sorguluyor, araştırıyor, deniyor. Fransızlar şaraplarını hangi kalitede Çin’ e demiryolu ile gönderebileceklerini araştırıyorlar. Çekler, porselen ve kristal cam eşyalarını ne kadar sürede ve kırmadan, dökmeden demiryolu ile Çin’e taşıyabileceklerini sorguluyorlar. İran, Tahran ile doğu Çin’i birbirine çoktan bağladı. Avrupa’yı belirtmeye bile gerek yok. Taşıma miktarlarını sürekli artırıyorlar. Biz ise ne yazık ki, yukarıdaki soruları sormaya devam ediyoruz. Mali kaynaklarımızın olmadığını sanırım kimse öne sürmeyecektir. Öyle olsaydı eğer, İstanbul’a dünyanın en büyük 3. havaalanını yanı sıra 3 köprüyü ya da Gebze’den Yalova’ya yeni köprüyü inşa edemezdik. Çanakkale Köprüsü ve İstanbul Kanalı hiç aklımıza bile gelmezdi.
Belki, beni hep eleştirdiğim için, eleştirecek arkadaşlarım olacaktır. Ama, onlara söyleyeceğim tek bir şey var. Atalarımız boşuna söylememişler, ‘Doğru söyleyeni, dokuz köyden kovarlar.’ Ama ‘doğru’ hep karşımızda bizi izler. Biz ise, hangi yöne gideceğimizi konuşur dururuz. Oysa, yol belli…“
Evet, o gün yolun belli olduğunu söylemiştim. Yol, demiryolu taşımacılığı açısından “Batı”yı ihmal etmeden “Doğu”ya olan yolu doğru bir şekilde inşa etmek ve geliştirmektir.
Peki, bu doğruyu nasıl inşa edeceğiz? 
Öncelikle, sektörümüz içindeki temel hedefimiz rekabeti “fair play” esasları içinde yürütmek olmalıdır. Gerek bizler, yani Taşıma İşleri Organizatörleri (TİO), gerekse Türkiye’de var olan veya var olacak tüm tren işletmecileri bu rekabet anlayışını tereddütsüz ve aksatmadan sürdürmelidirler. TCDD, bu konudaki önder kurum olma rolüne tekrar sahip çıkmalıdır. 
“Birlikten güç doğar” özdeyişine tüm sektör oyuncuları olarak bir kere daha haklılık kazandırmalıyız. Bir araya gelmeyi tekrar öğrenmeliyiz. Bu doğrultuda, Türkiye’den başlayıp Çin’e kadar uzanan bu yolda, yaşanan zorlukları gözden kaçırmadan, ortak davranış biçimlerini geliştirmeliyiz. Sorunlara ortak çözümler üretebilmeliyiz. Birlikte çalışmayı en önemli hedef olarak önümüze koyup, bunun gereklerini yerine getirmeliyiz. Tarihten ders almakta yarar var.  Bunun için “Batı”ya bakıp, Avrupa’da 1970’lerde TİO’lar tarafından kurulmaya başlanılan Kombiverkehr, Hupac, Ökombi gibi ortak yapılardan dersler çıkartmak gerekli. 
En az bunun kadar önemli bir diğer alan ise TİO’lar ile Türkiye’nin de içinde bulunduğu ülkelerin devlet demiryolu kuruluşları ile doğru, verimli iletişimin kurulabilmesidir. Burada TCDD’nin oynayacağı rol son derece önemli olacaktır. Bir başka deyişle TCDD tüm TİO’lara eşit mesafede olmalı, birini diğerine tercih eder durumda olmamalıdır.
Gerek biz TİO’lar ve gerekse tren işletmecileri olarak bunları yapabildiğimizde, eminim ki amaçladığımız bu hedefe ulaşmada başarılı olacağız.
Yol belli…“Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” olabilmeyi becerdiğimiz gün sorunların en büyüğünü çözmüş olacağız.
 



SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz