Türkiye demiryollarıyla Avrasya bölgesini canlandıracak

Bu yıl ikincisi düzenlenen Eurasia Rail Demiryolu, Hafif Raylı Sistemler, Altyapı ve Lojistik Fuarı, 8-10 Mart tarihleri arasında İstanbul’da yapıldı. Almanya, İngiltere, Rusya ve Çin Halk Cumhuriyeti’nden milli katılımların da gerçekleşeceği fuara, 25’den fazla ülkeden temsilci katıldı





binali_yildirim_ifm.jpg

Siemens Mobility, Alstom, Hyundai Rotem, Vossloh, Plasser Theurer, Voith Turbo, Arcelor Mittal, Schnieder, ZF, Knorr Bremse gibi sektörün önde gelen devlerinin de katıldığı fuara, Türkiye demiryolu sektörü damgasını vurdu. Fuarda, kamu ve özel sektör temsilcilerinin katılımıyla düzenlenen toplantılarda demiryolu sektöründeki son gelişmeler masaya yatıldı. Demiryollarının artık Asya, Avrupa, Orta Asya, Uzak Doğu hatta  Amerika’da geleceğin taşıma sistemi haline geldiği vurgulayan temsilciler, Türkiye’nin önümüzdeki 10 yılda demiryolu sektörüne yapacağı yatırımlar ve düzenlemeler ile Avrasya bölgesi başta olmak üzere ticari ilişkide bulunduğu dünyanın tüm bölgelerini harekete geçireceğine dikkat çekti.

 

10 yılda 150 milyar dolar yatırım

Fuarın açılışında konuşan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Türkiye’nin 10 yıl sonra demiryollarında sadece yurtiçinde değil, Avrasya coğrafyası içinde önemli bir hareketlenme yarattığını, düzenlenen fuarın bunun en iyi ispatı olduğunu söyledi. Önümüzdeki 10 yıl içinde Avrasya bölgesinde demiryolu sektörüne yapılacak yatırım miktarının 150 milyar dolar olarak hesaplandığına belirten Bakan Yıldırım, bunun; altyapı, üstyapı, yeni teknolojiler, araçlar, hızlı tren setleri, makaslar ve demiryolu sanayisine yönelik daha fazla yatırım, daha fazla işbirliği, ülkeler için daha fazla refah ve kalkınma anlamına geldiğini ifade etti. Son 9 yılda demiryollarında başlattıkları projelerin toplam tutarının 40 milyar TL’yi aştığının altını çizen Bakan Yıldırım “Gelecek 10 yıl için hedefimiz, mevcut yatırımlara 30 milyar dolarlık yeni demiryolu yatırımı ilave etmek suretiyle 10 bin kilometre yüksek hızlı demiryolu ağı, 4 bin kilometre de konvansiyonel demiryolu hattı yaparak toplam ağı 26 bin kilometreye yükseltmek olacaktır” diye konuştu. Bakan Yıldırım, Marmaray Projesi’nin de devam ettiğini, 2013’ün sonunda tamamlamayı hedeflediklerini, şu anda ray döşeme işlemlerinin sürdüğünü kaydetti. Haydarpaşa’daki çalışmaların yolunda gittiğini, bir sıkıntı olmadığını kaydeden Bakan Yıldırım, “Bu yıl içinde oranın da yeniden düzenlenmesi için ihaleye çıkmış olacağız” dedi.

 

‘Türkiye yeni ulaşım alternatifleri oluşturacak’

“İstanbul içinde bulunduğumuz coğrafyanın en büyük demiryolu sektör buluşmalarından birini yaşıyor” diyen TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman ise bu yıl ikincisi düzenlenen fuarın yenilikçi bir vizyonla demiryollarının konuşulduğu bir platform özelliği taşıdığını açıkladı. 2003 yılından itibaren demiryolunun öncelikli sektör haline getirildiğini vurgulayan Karaman, “Demiryolu sektörünün güçlendiği bir Türkiye, sadece ulaşım sisteminde bir devrim gerçekleştirmemekte, bunun yanı sıra dünya ekonomisinin ve enerji kaynaklarının adeta kalbi olan Ortadoğu, Orta Asya ve Uzak Doğu’ya önemli bir ulaşım alternatifi sunmaya hazırlanmaktadır. Fuara da dünyanın her tarafından katılım olması, Türkiye’de demiryolu sektörünün geldiği noktayı göstermesi açısından bizleri daha da mutlu etmektedir” diye konuştu.

 

‘Dönüşümün en önemli halkası tamamlandı’

Fuarda düzenlenen “Demiryolu Sektörünün Serbestleşmesi/Yeniden Yapılanması” konulu toplantıda konuşan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Talat Aydın, 2011 yılında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname ile kurulan Demiryolu Düzenleme Genel Müdürlüğü ile sektörü denetleyecek ve düzenleyecek bir otorite oluşturulduğunu söyledi. Yapılan düzenlemenin sektör açısından dönüşümün en önemli halklarından birini oluşturduğunu vurgulayan Aydın, “Dünyadaki örnekleri de dikkate alarak demiryolunun altyapı kapasitesinin adil, verimli ve tam kapasitede kullanılmasına katkı sağlamak üzere bir demiryolu koordinasyon grubu oluşturduk. Yeni dönemde TCDD’de altyapı hizmet sunarak varlığını sürdürecek. Demiryolu taşımacılığı ise özel sektöre açılacak. Demiryolu taşımacıları işletmelerinin sahibi bu sayede diğer sektörlerde olduğu gibi hem devlet hem de özle sektör olacak” dedi. Yeniden yapılanma sürecine söylendiği kadar kolay gelinmediğini uzun ve kapsamlı bir çalışmanın ürünü olduğunu belirten Aydın, özel sektöründe etkin katılımıyla serbestleşme sürecinin daha da ileriye taşacağını sözlerine ekledi.

 

‘Serbestleşme yasası biran önce çıkarılmalı’

UTİKAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kosta Sandalcı, demiryolu sektöründe serbestleşmenin Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşmasındaki en önemli adımlardan birisi olduğunu söyledi. Bugüne kadar “üvey evlat” muamelesi gören demiryolu sektörünün taşıma kapasitesinin 2023 yılında 4 kat büyütülmesinin hedeflediğinin altını çizen Sandalcı, “Bu gelişme ülkemizin sadece kendi sınırları içerisinde değil içinde bulunduğu coğrafi bölge ve ticari ilişkide bulunduğu dünyanın tüm bölgelerini etkileyecek ve lojistik faaliyetlerinin doğru kurgulanmasını beraberinde getirecektir. Demiryolu sektörü yatırım gerektiren bir alandır. Kuzey-güney, batı-doğu aksı üzerinde yapılacak olan ilave yatırımlar ülkemizin bilhassa demiryolu ayağında köprü vazifesini yerine getirmesine fayda sağlayacaktır. Geleneksel ulaşım koridorlarımızdan olan Türkiye-Avrupa arasındaki demiryolu konteyner taşıma köprüsünün geliştirilmesi de en büyük ticari partnerimiz olan Avrupa ile yürüttüğümüz faaliyetler açısından son derece önemlidir” dedi. Sandalcı, demiryolunda serbestleşmenin ülke ekonomisine büyük katkı sunacağını ancak bu sürecin doğru yönetilmesi gerektiğine  dikkat çekerek şunları belirtti: “Öncelikle demiryolu altyapısı ile üstyapısının işletmelerinin ayrılması ve üstyapının özel sektörün rekabetine açılmasını sağlayacak serbestleşme yasasının bir an önce çıkartılması gerekir. Bu yasa özellikle geçiş sürecinde kamu ve özle sektörün eşit şartlarda rekabet etmesini sağlayacak şekilde düzenlenmelidir. Serbestleştirme yasasının mevzuatı öngörülebilirlik unsuru çerçevesinde düzenlenmelidir. Yasanın çok berrak ve şeffaf olması gerekmektedir. Serbestleştirme çalışmasındaki tüm sertifikasyon ve lisanslama işlemlerinin yetkin ve bağımsız kuruluşlarca yapılması sağlanmalıdır. Serbestleştirme mevzuatı ve uygulamaları ülkemizin sanayi gelişimi ve planları ile uyum içinde olmalıdır.” Türkiye lojistik sektörü açısından UTİKAD’ında içinde bulunduğu Türkiye İhracatçılar Meclisi Lojistik Konseyi tarafından çalışmalarını yürütülen Lojistik Master Planı’nın da çok önemli olduğunu vurgulayan Sandalcı, “Lojistik Master Planı tamamlandığında Türkiye 2023 hedefleri açısından çok büyük bir engeli aşacak” dedi.

 

Kaynaklar en iyi serbest piyasa koşullarında kullanılır

Demiryolu Taşımacılığı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Öz ise, 1950 yıllardan sonra hızla gelişen diğer taşımacılık sistemlerinin gölgesinde kalan demiryollarının, günümüzde ağırlaşan taşımacılık maliyetleri karşısında hem çevreci, hem daha az maliyetli hem de büyük hacimde yük taşıma özelliğiyle güvenilir bir taşıma şekli olarak gündeme getirdiğini söyledi. Hem ulaştırma sektörü içinde demiryollarının artan önemi hem de dünyadaki liberalizasyon politikaları nedeniyle Türkiye’de demiryolu sektörünün yeniden yapılandırılmasına ihtiyaç bulunduğunun altını çizen Öz, “AB’ne aday bir ülke olarak AB ulaştırma politikalarını yakından izlememiz gerektiği aşikardır. Serbestleştirme özelleştirme değildir. Serbestleştirme ihtiyaçların giderilmesi amacıyla kaynakların en iyi ve optimum kullanılmasını sağlamak için devletin tekelinde bulunan mal ve hizmetlerin üretiminde kısıtlamaların kaldırılmasıdır. Kaynakların en iyi ve optimum kullanılmasının serbest piyasa koşullarında sağlandığı da bir gerçektir” dedi.

 




SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz