Acar: TTK’ya uyum süreci riks yönetimini zorunlu kılıyor!

Lojistik şirketlerinin yeniden düzenlenerek yürürlüğe giren Türk Ticaret Kanunu’na uyum sürecini zorluklarla dolu bir aşama olarak nitelendiren Risk Yönetimi Derneği Başkanı Uğurhan Acar, bu süreçte lojistik firmalarının müşteri beklentilerini karşılamak için risk yönetimi kurallarını uygulamalarının kaçınılmaz olduğunu söyledi.





ugurhan_acar.jpg

Lojistik sektörüne yönelik risk değerlendirmesi yapan Risk Yönetimi Derneği Başkanı Uğurhan Acar yeni Türk Ticaret Kanunu’na (TTK) uyum sürecinin firmalar açısından önemli bir sorun olduğuna dikkat çekti. Kanunda yapılan düzenlemelerin değişimi zorunlu kıldığını belirten Acar, “Lojistik firmalarının değişime ayak uydurması ciddi riskler doğuracaktır. Firmaların alışılagelmiş uygulamalarını ve süreçlerini yeniden tasnif edip adaptasyonu sağlamaları gerekiyor. Çalışanların da bu süreci hazmetmeleri zaman alacağı için bu aşama da firmalar için önemli sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Yani hata/kusur oranları ve mali etkilerdeki artışlar çalışanlardan kaynaklı risklerinin artacağı anlamında değerlendirilebilir” dedi.

Hemen her otorite tarafından kaçınılmaz hale gelen bir kriz dalgasının ülkemizi vuracağının dile getirildiği belirten Acar, lojistik şirketlerinin daha şimdiden yurt dışı bağlantılarından daha az gelir, operasyon, kar revizyonları olduğunu söyledi.

Operasyonel risklerin yoğun olduğu bir faaliyet alanı olan lojistik sektöründe risk yönetimi ne kadar etkin ve yaygın kullanılıyor?

Lojistik sektöründe birkaç büyük şirketin dışında risk yönetimi uygulaması yapan firma yok. Bu sadece lojistij firmalarına bir has özellik değil. Ticaret hayatımızın genelinde belirsizlik kavramın risk gibi algılanıyor. Bu nedenle risk yönetiminin sürekli, sistematik ve bilinçli bir uygulama alanı olarak algılandığını ne kadar söyleyebiliriz bilemiyorum.

Gerçekçi, doğru bir risk yönetimini genel hatlarıyla, kişi veya kurumun geleceğindeki belirsizlikleri görünebilir kılmanın yöntemi olarak tanımlayabiliriz. Risk yönetimi geleceğe yöneliktir. İnsanın yarınının sorumluluğunu alma ve etkileme isteğine hizmet eder. Bu çerçevede risk yönetimi bütünsel bir yaklaşımla, belirsizliğe odaklanmış, sistematik ve sürekli bir uygulama alanıdır. Bu yöntemde risklerin oluşmadan önlenmesine yönelik önleyici bir yaklaşım kurgulamak önemlidir ve kurumun bütün bileşenleri tarafından uygulanıyor olmalıdır. Risk yönetimi herhangi bir olumsuzluğun gerçekleşme olasılığı ve etkisinin öngörülmesine ve bunlara uygun olarak pozisyon alınmasına dayanır. Ancak esas itibariyle sadece zarar önleme amaçlı değil strateji belirlemek, fırsatların belirlenmesi için de yararlanılmalıdır. Bu alanlara yönelik eğitimler güncellenmeli ve sürekli kılınmalıdır. Kimi risklerin zaman içinde önemini yitirmesi yenilerinin ortaya çıkması nedeniyle belirsizlik ve risk alanlarının sürekli izlenmesi ve risk yönetim süreçlerinin iyileştirmelere tabi tutulması gereklidir.

Riks yönetimin firmalar için olumlu yönleri nelerdir?

Kurum içindeki bütün diğer disiplinlerle ilişkili olarak uygulandığında risk yönetiminin kurumun sürekliliği ve performansı yönünde olumlu etkiler yarataması doğaldır. Risk yönetiminin belirsizliğe ve bunun yaratacağı olumsuzlukları gidermeye odaklı bir yönetim alanı olduğu dikkate alındığında performansa ve sonuçlara doğrudan olumlu katkısı olacağı açıktır. Bu disiplinin belirlenen stratejiler çerçevesinde hedeflere ulaşmada isabet oranının artıracağını söylemek olasıdır.

Diğer taraftan operasyonel hata ve kusur oranlarının düşürülmesi daha olumlu sonuçlar demektir. Ancak risk yönetiminin bir sihir alanı olmadığını da eklemek gerek. Beklentiler gerçekçi düzeylerde tutulmalı, sonuçların kısa süreler içinde değil orta vadede alınacağı gerçeği gözden uzak tutulmamalıdır.    

 

Türkiye’de risk yönetimi kavramı çok yeni

Yurtdışındaki uygulamaları göz önüne aldığımızda ülkemizde risk yönetimi uygulamaları konusunda Türkiye nasıl bir görünüm sergiliyor?

Risk kavramı ve yönetim disiplini gelişmiş ülkelerin uzun yıllardır. gündemine olan bir konu. Türkiye’de ise daha yolun başındayız. Bu durum hem ekonomi dünyası toplumun diğer kesimleri için de geçerlidir. Gelişmiş ülkeler “risk toplumu” gerçeğini konuşurken biz henüz bu konuda algı ve farkındalık yaratma peşindeyiz. Şunu söyleyebiliriz; Türkiye gelişen ekonomisi, fırsatları çerçevesinde bu disiplini hızlı bir şekilde gündemine alabilecek ve uygulamaları arasına dahil edebilecek potansiyele sahiptir. Önemli olan bu potansiyelin harekete geçirilmesi. Bu süreçte STK’lara ve kişilere, kurumlara ciddi sorumluluklar düşüyor. Bütün bu taraflar sektörün genelini hedefleyecek bir program dahilinde belirsizlik, risk, risk yönetimi konularına yönelik uygulamalar içinde olmalılar. Bu aşamada tarafsız kalmak ve doğrudan toplumsal, sektörel sorumlulularla hareket etmek önemli.

Özellikle lojistik sektöründe riks yönetiminde ne tür sorunlar yaşanıyor ve bu sorunlara çözüm önerileriniz nelerdir?

Ülke olarak risk yönetimi sürecine geçiş aşamasında olduğumuz önermesinden hareket edersek; lojistik sektörü özelinde risk kavramına ve bağlantılı disiplinlerde yeni algı, yaklaşım ve uygulamalara gereksinim var. Demek istediğim köklü bir değişim süreci yaşanması kaçınılmaz. İlk yapılması gerekenler belirsizlik, risk gibi kavramların içlerini doldurmak ve bu alanları gerçek ve doğru yönleriyle algılamak olacaktır. Nasıl ki sektör her önüne gelenin “lojistik” kelimesini unvanının arkasına yapıştırmasından rahatsızsa ve bu kavram gerçekten hak ettiği anlamından uzak ve ilgisiz bir şekilde tasarruf ediliyorsa, risk yönetimini ile yapılacakları doğru kurgulamak için temel kavramların doğru konumlandırılması gerekiyor. Ancak bu kavramlar anlaşıldıktan sonra doğru bir şekilde çözümler üretilmeye başlanabilir.

 

“Lojirisk” projesi sektörde farkındalık yaratacak!

Dernek olarak risk yönetimi algısının doğru anlaşılması adına ne gibi çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

Lojistik sektörü maalesef risk, risk yönetimi konularını sadece sigorta ile ilişkilendiriyor. Bu kısıt kesinlikle aşılmalı. Bu yönde bir tanıtım atağına, sektörü bilgilendirmek için de seminer ve panellere başlayacağız. Sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içinde yürütülecek projeler de geliştiriyoruz. Üyelerimizin lojistik sektörüne yönelik risk yönetimi esaslarında geliştirdiği “lojirisk” gibi projeler var. Bu projeler algı ve farkındalık yaratmaya yönelik olduğu kadar çözüm üretmek için de değerlendirilebilecek projeler. Uluslararası düzeyde hizmet ve ürün sağlayan taraflarla bu projeler kapsamında bir araya gelmek olası. Dernek olarak biz esaslarımızı genel düzeyde oluşturuyoruz. Lojistik sektörü bunları izlemeli diye düşünüyorum. Örneğin “Bağımsız Danışmanlık” gibi bir kurumun yoğun olarak kullanılmasını gerekçeli bir şekilde açıklıyoruz. Sigorta çözümlerinin gerçekte risk transfer tekniklerinden sadece biri olduğunu başka tekniklerinde tanınması ve uygulanması gereği konusunda özet bilgilendirmeler yapıyoruz. Sigortalı olsun veya olmasın kişi ve kurumların risklerini ancak kendilerinin yönetebileceğini, sigortacıların bu sürece ancak destek olabileceğini, kendi menfaatlerini kendilerinin korumaları gerektiğini vurguluyoruz.

 

Acar: Daima sigortalının yanında olmak için yola çıktık

Risk Yönetimi Derneği olarak doğrudan ve sadece sigortalının yanında yer alan, sigortalılarca kurulmuş, yönetilen ve onların lehine taraf olan bir sivil toplum kuruluşunun olması gereğini benimseyerek yola çıktıklarını aktaran Risk Yönetimi Derneği Başkanı Uğurhan Acar, potansiyel sigortalının bakış açısından belirsizlik, risk, risk yönetimi ve sigorta konularını, alternatifleri değerlendirmeleri gereğini kaçınılmaz gördüklerini söyledi. Kişinin önce kendisini tanıması, bilmesi alanında yetkileşmesi ve etkin olması gerektiğini dile getiren Acar, “Sigorta bir güvence gibi görünmekle birlikte her poliçe bir o kadar da istisna ve teminat dışı durum içerir. Bir lira veya milyonlarca lira prim ödeyen bir kişinin, kurumun kendi bakış açısıyla risklerini ve çözümlerini tanıması, oluşturması kadar doğal ne olabilir? Sigorta sektörünün söylemlerini oluşturan bilinçli sigortalıların oluşturulması için sigortalının kendi gerçeklerini tanıması, inisiyatifi ele alması zorunludur. Bu süreçte Sigortalılar Risk Yönetim Derneği (SİRİYOD) gerekli bir sivil toplum inisiyatifi olarak etkinliğini sürdürmektedir” dedi.

 




SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz