Hareket dünya liginde ilk 3’e yükselme hedefinde
25/05/2026 - 10:36:00
IC T50 listesinde dünya genelinde 15’inci sırada yer alan Hareket, 341 bin tonu aşan kaldırma kapasitesi ve 3 kıtada yürüttüğü rüzgâr enerjisi projeleriyle küresel ölçekte konumunu güçlendiriyor. Türkiye’de rüzgâr enerjisi projelerinin yaklaşık %45’inde yer alan şirket, 2030’da alanında dünyanın ilk üç firması arasına girmeyi amaçlıyor. Hareket CEO’su Abdullah Altunkum, bu büyüme stratejisini MEA bölgesinde güçlenme, Afrika ve Orta Asya enerji projelerinde kapasite artışı ve offshore projelerde daha etkin rol üstlenme hedefleriyle desteklediklerini söyledi.
Rüzgar türbinleri, enerji santrali ekipmanları ve petrokimya tesis bileşenleri gibi gabari dışı yüklerin taşınmasında ne tür mühendislik çözümleri geliştiriyorsunuz? Bu operasyonlarda kullanılan özel ekipman ve teknolojiler hakkında bilgi verebilir misiniz?
Rüzgar türbinleri, enerji santrali ekipmanları ve petrokimya tesis bileşenleri gibi yüksek tonajlı ve büyük hacimli yüklerin taşınmasında, öncelikle şirket bünyemizde geliştirilen ve dünyada benzeri bulunmayan HAPP yazılımı ile detaylı güzergâh analizleri gerçekleştiriyoruz. Bu sistem sayesinde proje özelinde en uygun rota belirlenirken, köprü geçişleri, dönüş yarıçapları, eğim analizleri ve altyapı kısıtları detaylı şekilde değerlendiriliyor. Mühendislik ekiplerimiz, kritik noktalarda özel simülasyon programları kullanarak yol modifikasyonları, geçici altyapı düzenlemeleri ve engel kaldırma çalışmalarını planlıyor. Böylece operasyon süreleri optimize edilirken maliyet avantajı ve maksimum operasyon güvenliği sağlanıyor. Operasyonun ihtiyaçlarına göre; hidrolik modüler treylerler (SPMT), kendinden tahrikli taşıma sistemleri, yüksek kapasiteli girder bridge sistemleri, 69 metreye kadar uzayabilen özel kanat taşıma ekipmanları, konvoy yüksekliğini azaltmaya yönelik havuz tipi taşıma aparatları ve blade lifter teknolojileri kullanıyoruz. Özellikle blade lifter ekipmanları sayesinde rüzgar türbini kanatları eğimli ve dar yollarda kontrollü şekilde taşınabiliyor. Kaldırma ve montaj operasyonlarında ise yüksek kapasiteli mobil ve paletli vinçlerin yanı sıra, dar ve kapalı alanlarda kullanılabilen 1.100 tona kadar kaldırma kapasitesine sahip gantry sistemlerinden faydalanıyoruz. Tüm bu ekipman ve mühendislik çözümleri, her operasyonun saha koşullarına göre özel olarak planlanarak en güvenli ve verimli yöntemin uygulanmasını sağlıyor.
MEGA PROJELERİ BAŞARIYLA YÖNETTİ, ÖDÜLLERLE TESCİLLEDİ
Şirketinizin uluslararası arenada ödül alan proje operasyonları bulunuyor. Bugüne kadar gerçekleştirdiğiniz en önemli proje lojistiği operasyonlarından birini paylaşabilir misiniz? Özellikle ağır kaldırma, modüler taşıma ve saha mühendisliği süreçleri nasıl yönetildi?
Hareket olarak bugüne kadar farklı coğrafyalarda, teknik açıdan yüksek hassasiyet gerektiren pek çok projede yer aldık. Uluslararası arenada ödülle tescillenen proje lojistiği, ağır yük kaldırma ve inovasyon alanında çok sayıda projemiz oldu.
Proje lojistiğine örnek olarak, 2022 yılında Heavy Lift Awards’ta “Yılın Karayolu Taşımacılığı Sağlayıcısı” ödülünü kazandığımız operasyon kapsamında, 316 ton ağırlığındaki gaz türbini ile 285 ton ağırlığındaki jeneratörün İskenderun Limanı’ndan Irak’ın Bazyan bölgesindeki enerji santraline taşınmasını başarıyla gerçekleştirdik. Projeye özel geliştirilen mühendislik çalışmaları doğrultusunda, taşıma operasyonu için özel bir taşıma konfigürasyonu oluşturuldu. Yükler, 44 dingilli hidrolik treyler ve kiriş köprü sistemi kullanılarak toplam 1.215 kilometrelik güzergâhta güvenli şekilde taşındı.
Bunun yanında kaldırma ve yerine yerleştirme projelerinde özellikle İstanbul Füniküler Hattı projesi bizim için önemli bir örnek. Bu proje ile 2023 yılında, sektörümüzün Oscar’ı olarak gösterilen ESTA Mükemmellik Ödülleri’nde Telescopic Cranes Lifting Capacity ≤ 120 Ton kategorisinde ödül kazandık.
Proje kapsamında, Boğaziçi Üniversitesi/Hisarüstü-Aşiyan Füniküler Hattı’na ait her biri 23 ton ağırlığında ve 22 metre uzunluğundaki iki vagonun, oldukça dar bir şafttan yer altına indirilmesi gerekiyordu. Operasyonun en kritik noktası, yüksek tonajlı ve büyük boyutlu bu ekipmanların sınırlı bir çalışma alanında, çevresel koşullara ve saha kısıtlarına uyumlu şekilde güvenle konumlandırılmasıydı.
Bu nedenle proje öncesinde detaylı bir mühendislik çalışması yürüttük. Öncelikle sahanın fiziksel koşulları, yüklerin ağırlık merkezi, kaldırma noktaları, vinç konumlandırması ve operasyon sırasında oluşabilecek riskler analiz edildi. Ardından kaldırma planları, ekipman seçimi, saha yerleşimi ve indirme senaryoları adım adım hazırlandı. Operasyon sırasında ise mühendislik, saha, iş güvenliği ve ekipman ekiplerimiz tam koordinasyon içinde çalıştı.
Bu projede başarıyı getiren en önemli unsur, standart bir kaldırma operasyonunun ötesine geçerek sahaya özel bir çözüm geliştirmemiz oldu. Dar alanda çalışma, yüksek hassasiyet gerektiren indirme süreci ve sınırlı manevra imkânı, operasyonu teknik açıdan oldukça özel hale getiriyordu. Hareket’in terzi usulü proje yönetimi yaklaşımı da tam olarak bu noktada devreye girdi. Her aşama önceden planlandı, riskler minimize edildi ve vagonlar güvenli şekilde nihai konumlarına indirildi.
İstanbul Füniküler Hattı projesi, Hareket’in yük mühendisliği alanındaki yetkinliğini çok net ortaya koyan projelerden biri oldu. Bizim için bu ödül, Türk mühendisliğinin uluslararası ölçekte rekabet edebilen gücünün de önemli bir göstergesi. Bugün farklı coğrafyalarda üstlendiğimiz mega projelerde aynı mühendislik disiplini, güvenlik yaklaşımı ve sahaya özel çözüm üretme kabiliyetiyle hareket ediyoruz.
Hareket son yıllarda özellikle hangi alanlara yatırım yapıyor? Filo, vinç kapasitesi, SPMT, dijitalleşme ve insan kaynağı tarafında nasıl bir büyüme stratejisi izliyorsunuz?
Yatırımlarımızı operasyonel kapasite, dijital mühendislik ve insan kaynağı olmak üzere üç ana eksende şekillendiriyoruz. Çünkü global ölçekte daha büyük ve karmaşık projelerde yer almak için yalnızca ekipman parkını büyütmek yeterli değil. Bu ekipmanı yönetecek dijital altyapıyı, uzman kadroyu ve güvenlik kültürünü de aynı hızla geliştirmek gerekiyor.
2025 yılı bu anlamda önemli bir yatırım yılı oldu. Vinç, barge, SPMT, treyler ve çekici yatırımlarımızla operasyonel kapasitemizi yaklaşık yüzde 50 artıracak bir yatırım programı yürüttük. SANY ile imzaladığımız 100 milyon dolarlık anlaşma kapsamında 88 adet yüksek teknolojili vinç alımı gerçekleştirdik. Bu yatırımın içinde dünyanın en büyük kaldırma kapasiteli vinçlerinden biri olan 4.000 tonluk paletli vinç de yer alıyor. Ayrıca kara taşımacılığı, rüzgâr enerjisi ve vagon taşımacılığı projeleri için treyler, mobil vinç ve çekici filomuzu güçlendirmeye devam ediyoruz. Bunun yanında, global büyüme stratejimizde önemli yer tutan Marine Hizmetleri’ni devreye alarak offshore projelere yönelik altyapımızı da güçlendirdik. Bu kapsamda iki adet 10.000 ton kapasiteli özel barge yatırımı gerçekleştirdik. Bu yatırım, özellikle offshore petrol, gaz ve yenilenebilir enerji projelerinde daha etkin, esnek ve entegre çözümler sunmamızı sağlayacak. Böylece Hareket olarak kara ve saha operasyonlarındaki güçlü deneyimimizi deniz üstü projelere de taşıyarak, Marine hizmetlerinde de bölgesel ve global ölçekte güçlü bir oyuncu olmayı hedefliyoruz. SPMT ve özel taşıma tarafında da kapasitemizi artırıyoruz. Özellikle çok lokasyonlu, yüksek tonajlı ve modüler taşıma gerektiren projelerde SPMT sistemleri kritik rol oynuyor. MEA bölgesinde 300 aks SPMT ve çok dingilli treyler filosuyla faaliyet gösteriyoruz. Dijitalleşmede ise yapay zekâ, dijital ikiz, rota ve kaldırma simülasyonları, operasyonel risk analizleri ve veri odaklı karar alma süreçlerini yaygınlaştırıyoruz. HAPP ve H-CORE gibi sistemlerle hem operasyonel güvenliği hem de verimliliği artırıyoruz. İnsan kaynağı tarafında ise 2025 yılında istihdamımızı yüzde 25 artırdık. Hareket Akademi ile vinç, SPMT ve hidrolik operatörleri başta olmak üzere sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli profesyonelleri yetiştiriyoruz.
6.632 MW’LIK KURULU GÜÇTE HAREKET İMZASI VAR
Enerji dönüşümüyle birlikte rüzgar enerjisi, offshore projeler ve büyük altyapı yatırımları hız kazanıyor. Bu gelişmeler proje lojistiği sektörünü nasıl etkiliyor? Türkiye’nin bu alandaki potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Enerji dönüşümü, proje taşımacılığı sektörünü ölçek ve teknik gereklilikler açısından dönüştürüyor. Rüzgâr türbinleri büyüyor, offshore projeler yaygınlaşıyor, LNG, enerji depolama, elektrik iletim altyapısı ve büyük endüstriyel yatırımlar hız kazanıyor. Bu da proje taşımacılığı şirketlerinden limandan sahaya, kaldırmadan montaja, mühendislik planlamasından risk yönetimine kadar entegre çözümler beklenmesine neden oluyor.
Rüzgâr enerjisi bu dönüşümün en güçlü alanlarından biri. Hareket olarak 2007’den bu yana 3 kıtada rüzgâr enerjisi projelerinde yenilenebilir enerjiye güç verdik. Bugüne kadar 1.160 rüzgâr türbini kurulumu, 1.051 montaj hizmeti ve 1.498 taşıma operasyonu gerçekleştirdik. Verdiğimiz hizmetlerle 6.632,71 MW enerji üretimine katkıda bulunarak enerjiyi geleceğe dönüştürerek bugün 6 milyondan fazla haneye yenilenebilir enerji projeleriyle elektrik sağlanmasına katkıda bulunuyoruz. Bir başka deyişle Türkiye’deki rüzgâr enerjisi projelerinin yaklaşık yüzde 45’inde Hareket imzası bulunuyor. Bu, yalnızca şirketimiz için değil, Türkiye’nin enerji dönüşümü açısından da önemli bir katkı.
Offshore projeler ise önümüzdeki dönemin en stratejik büyüme alanlarından biri. Bu alanda aktif rol almak üzere Marine Hizmetleri’mizi devreye aldık. Barge yatırımlarımızla petrol, doğalgaz ve yenilenebilir enerji projelerinde daha entegre ve yüksek kapasiteli çözümler sunacak bir altyapı oluşturuyoruz.
Türkiye’nin bu alandaki potansiyelini güçlü görüyoruz. Coğrafi konumu, liman altyapısı, sanayi üretim gücü ve enerji koridorlarındaki stratejik rolü, Türkiye’yi proje lojistiğinde önemli bir merkez haline getiriyor. Doğru altyapı ve insan kaynağı yatırımlarıyla Türkiye, bölgedeki mega projelere mühendislik ve lojistik kabiliyeti ihraç eden bir ülke olabilir.
OFFSHORE PROJELERİNDE ROLÜNÜ BÜYÜTECEK
Enerji ve ağır yük lojistiğinin geleceğine ilişkin öngörüleriniz nelerdir? Hareket önümüzdeki dönemde kendisini nasıl konumlandırmayı hedefliyor?
Enerji ve ağır yük taşımacılığının geleceğinde; enerji dönüşümü, dijital mühendislik ve entegre global hizmet kapasitesinin belirleyici olacağını düşünüyorum. Rüzgâr enerjisi, offshore projeler, LNG, nükleer enerji, büyük altyapı yatırımları gibi yeni nesil endüstriyel projeler, sektörümüzün stratejik önemini artırıyor. Bu projelerin ölçeği büyüdükçe müşterilerin beklentileri de değişiyor. Artık yalnızca güçlü vinçlere veya geniş bir treyler parkına sahip olmak yeterli değil. Müşteriler; mühendislik tasarımından rota analizine, ağır kaldırmadan saha montajına, multimodal taşımadan dijital risk yönetimine kadar entegre çözüm sunabilen iş ortakları arıyor. Hareket olarak kendimizi tam bu noktada konumlandırıyoruz. 2030 vizyonumuz doğrultusunda hedefimiz, Hareket’i proje taşımacılığı ve yük mühendisliği alanında dünyada tercih edilen ilk üç global markadan biri haline getirmek. Bu kapsamda MEA bölgesindeki varlığımızı güçlendirirken, Afrika enerji projelerinde kapasitemizi artırmayı ve offshore projelerde daha fazla rol üstlenmeyi hedefliyoruz.
AĞIR YÜK OPERASYONLARINI MÜHENDİSLİK VE KOORDİNASYONLA YÖNETİYOR
Hareket CEO’su Abdullah Altunkum, enerji, proje ve ağır yük lojistiğinin standart lojistik operasyonlardan çok daha farklı bir uzmanlık alanı olduğuna dikkat çekerek, bu operasyonları diğer lojistik hizmetlerinden ayıran en temel unsurun sürecin yalnızca bir taşıma operasyonu olmaktan çıkıp tamamen mühendislik odaklı bir proje yönetimine dönüşmesi olduğunu söyledi. Özellikle enerji ekipmanları, petrokimya tesis bileşenleri ve gabari dışı yüklerde operasyonun her aşamasının detaylı teknik analizler ve ileri seviye planlama gerektirdiğini belirten Altunkum, Hareket’in yürüttüğü projelerde detaylı mühendislik çalışmaları, risk analizleri, saha keşifleri, operasyon senaryoları ve çok paydaşlı kurum koordinasyonlarının operasyonun temel yapı taşlarını oluşturduğunu ifade etti. Ağır ve gabari dışı yük operasyonlarında birkaç santimetrelik toleransın ya da sahadaki küçük bir altyapı detayının bile operasyonun tamamını doğrudan etkileyebildiğini vurgulayan Altunkum, bu nedenle operasyon başlamadan önce güzergâh üzerindeki köprüler, dönüş alanları, yol eğimleri ve taşıma altyapılarının mühendislik ekipleri tarafından detaylı şekilde analiz edildiğini kaydetti. Gerektiğinde köprü güçlendirme çalışmaları, geçici yol düzenlemeleri veya by-pass köprü projelerinin de yine şirketin mühendislik ekipleri tarafından planlanıp yönetildiğini belirten Altunkum, bu operasyonlarda başarının en kritik unsurlarından birinin güçlü koordinasyon yapısı olduğunu ifade etti. Müşteri ekipleri, kamu kurumları, liman otoriteleri, saha ekipleri ve mühendislik birimleri arasında kesintisiz iletişimin büyük önem taşıdığını söyleyen Altunkum, proje lojistiğinde başarının yalnızca yükü taşımaktan ibaret olmadığını; operasyonun güvenli, sürdürülebilir, zamanında ve kontrollü şekilde yönetilmesi gerektiğini vurguladı. Altunkum, ağır yük ve proje lojistiğinde gerçek başarının ise teknik uzmanlık ile operasyonel disiplinin aynı anda ve kusursuz şekilde yönetilmesiyle mümkün olduğunu belirtti.
ULUSLARARASI PROJE TAŞIMACILIĞINDA EN BÜYÜK ENGEL: İZİN VE ALTYAPI FARKI
Uluslararası proje taşımacılığında en büyük zorlukların başında ülkeden ülkeye değişen yol izin prosedürleri, altyapı yeterlilikleri ve operasyonel regülasyonların geldiğini belirten Hareket CEO’su Abdullah Altunkum, özellikle gabari dışı yüklerde her ülkenin farklı mevzuat ve mühendislik kriterlerine sahip olmasının süreci oldukça kompleks hale getirdiğini ifade etti. Hareket CEO’su Abdullah Altunkum, 15 ülkedeki ofis yapılanması ve 32 ülkede yürütülen operasyon ağı sayesinde güçlü bir deneyim ve operasyonel refleks geliştirdiklerini, yerel ekiplerin bölgesel süreçlere hâkimiyetinin izin süreçlerinden saha koordinasyonuna kadar önemli hız ve esneklik sağladığını belirtti. Merkez mühendislik ekibinin rota analizleri, simülasyon çalışmaları ve teknik değerlendirmelerle operasyon öncesinde tüm riskleri öngörmeye odaklandığını ifade eden Altunkum, liman altyapıları, saha erişimleri ve multimodal taşımacılık süreçlerinin bu operasyonların en kritik bileşenleri arasında yer aldığını söyledi. Ağır ve gabari dışı yüklerde kara, deniz ve zaman zaman demiryolu taşımacılığının entegre şekilde yönetilmesinin yüksek düzeyde koordinasyon ve mühendislik gerektirdiğini belirten Altunkum, Hareket’in yalnızca taşıma hizmeti sunmadığını, aynı zamanda uçtan uca mühendislik odaklı proje lojistiği çözümleri geliştirdiğini vurguladı. Altunkum, sahadaki tecrübeyi mühendislik gücüyle birleştirerek en zorlu coğrafyalarda dahi güvenli ve sürdürülebilir operasyonlar gerçekleştirdiklerini de sözlerine ekledi.
