(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});



Limancılık sektörü bürokratik engellerin aşılmasını bekliyor
Türk limancılık sektörünün son 20 yılda kabuk değiştirdiğini ve dış ticaretteki artışa gerekli büyüme tepkisini verebildiğini belirten TÜRKLİM Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Kenan Selçuk, sektörün, kapasite artırımı ve liman genişletme çalışmaları sırasında 24 ayrı kanun, ayrıca onlarca yönetmelik ve tebliğ ile yapılan düzenlemelerle uğraştığını söylüyor. Selçuk, kurumlar arası koordinasyon sağlanır ve mevzuat sorunu çözülürse, sektörün önünün açılacağını vurguluyor. 




turklim_limanTürk limancılık sektörünün son 20 yılda kabuk değiştirdiğini ve dış ticaretteki artışa gerekli büyüme tepkisini verebildiğini belirten TÜRKLİM Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Kenan Selçuk, sektörün, kapasite artırımı ve liman genişletme çalışmaları sırasında 24 ayrı kanun, ayrıca onlarca yönetmelik ve tebliğ ile yapılan düzenlemelerle uğraştığını söylüyor. Selçuk, kurumlar arası koordinasyon sağlanır ve mevzuat sorunu çözülürse, sektörün önünün açılacağını vurguluyor. 
 
Türk limancılık sektöründe yatırımların seyri ve özelleştirme sürecinde gelinen noktayı aktarır mısınız? Özelleştirme süreci limancılık sektörünü nasıl etkiledi?
Türk limancılık sektörü son 20 yılda kabuk değiştirmiş ve özel liman işletmeciliği önem kazanmıştır. Bugün gelinen noktada limanlarımız dünyadaki gelişmelere ve teknolojilere paralel olarak çağdaş bir görünüm kazanmıştır. Türkiye’de faaliyet gösteren ve çoğunluğu üyemiz olan liman işletmeleri dünya standartlarında hizmet verecek düzeydedir. Özellikle küresel konteyner terminal operatörlerinin ülkemiz limanlarına yoğun ilgisi vardır. Bugün APM, DP World, TIL, PSA, COSCO gibi dünya çapında firmalar Türkiye’de limancılık faaliyetine girmiş, önemli yatırımlar yapmış ve yapmaya devam etmektedir. 
Liman özelleştirme sürecinde de artık sona geliyoruz. Şu anda Türkiye’de kamunun işlettiği 3 önemli liman kalmıştır. Bunlardan İzmir ve Tekirdağ limanlarının yeniden özelleştirilmesine ilişkin çalışmalar sürmektedir. Haydarpaşa Limanı da hiçbir zaman özelleştirme kapsamına alınmadı. Haydarpaşa’da farklı tasarruflar yapılacaktır. Özelleştirme sonrasında özellikle TCDD limanlarındaki (Mersin, İskenderun, Samsun, Bandırma, Derince limanları) yatırımlar dikkat çekicidir. Bu limanlar, imza attıkları sözleşmeler ve hizmet talebinden kaynaklanan nedenlerle önemli yatırımlara ya imza atmış ya da çalışmalar devam etmektedir. Bu anlamda özelleştirilen limanlar özel sektör dinamizmi ile bölgelerindeki yüke önemli bir cevap ve hizmet vermektedir. 
 
2016 DAHA İYİ BİR YIL OLACAK 
Türkiye limancılık sektörü 2015 yılında nasıl bir performans sergiledi? Yük trafiğinde öne çıkın ülkeler hangileri oldu? 2016 yılına ilişkin beklentileriniz neler? 
2015 dünya denizcilik sektörü için pek de iyi bir yıl olmadı. Artış devam etti, ancak artış oranları küçüldü. Elbette Türkiye’de de bu durgunluğa bağlı olarak gelişim oranları sekteye uğradı. 2015 yılında Türkiye'de faaliyet gösteren limanlarda toplam elleçlenen yük %8.6 oranında artış göstererek 416 milyon tona ulaştı. Yük tipleri bazında incelendiğinde sadece konteyner tonajında düşüş olduğu görüldü (%-1.3), TEU bazında da %2.5 oranında gerileme oldu. En önemli artış ise sıvı yüklerde gerçekleşti (%25). Sırasıyla İtalya, Rusya, Mısır ABD ve Ukrayna en fazla ticaret yaptığımız ülkeler oldu. 2016 yılının ilk çeyreğine baktığımızda, hem konteyner hem de toplam yükte 2015’e göre daha iyi bir yıl geçireceğimizi tahmin ediyoruz. 
 
Türkiye limancılık sektörünün gündemindeki en önemli konulardan biri de kapasite artırımı ve liman genişletme çalışmaları. Bu anlamda yaşanan sorunlar ve kamudan beklentilerinizi aktarır mısınız?
Türkiye’de özel sektörün özellikle 90’lardan sonra limancılık sektöründeki faaliyetleri ile bugün artık kapasite ile ilgili sorunlar azalmıştır. Yük olduğu sürece limanlarımız gerekli yatırımı yapacak ve ihtiyacı karşılayacaktır. Kamudan tek beklentimiz liman yatırım ve işletme mevzuatından kaynaklanan sorunların bir an önce giderilmesidir. 
Limanlarımız kapasite artırımı ve liman genişletme çalışmaları sırasında bürokrasi ile uğraşmakta, bu nedenle zaman kaybetmektedir. Limanlarımız 24 ayrı kanun, ayrıca onlarca yönetmelik ve tebliğ ile yapılan düzenlemelerle uğraşmaktadır. Birçok kamu kurumu ve kuruluşu, aynı konu için bilgi ve belge istemekte, çözüm için defalarca aynı evrakların sunulması gerekmektedir. 
Limanlar gerek yatırım gerekse işletmecilik aşamasında birçok resmi kurum ile sürekli bir etkileşim halindedir. Bu etkileşim sürecinin mutlaka kolaylaştırılması ve sadeleştirilmesi gerekmektedir. Kurumların bir araya gelip mevzuatları uyumlaştırmaları sağlanmalıdır. Her kurumun yetkisini devretmek istememesi nedeniyle yatırımcıyı bıktıran süreçler yaşanmaktadır. Kurumların ortak yetkilerinin yeniden belirlenmesi, kurumlar arası koordinasyonun sağlanması ve yetkilerin paylaşılması gerekmektedir. 
 
KONTEYNER TARTIMINDA
BELİRSİZLİK KALDIRILMALI 
1 Temmuz 2016’da uygulamaya girecek SOLAS Konvansiyonu hangi alanlarda değişiklik yaratacak? Türkiye bu konvansiyonun getireceği değişiklere uyum sağlayabilecek mi?
Son dönemlerde çok konuşulan ve tartışılan bir konu. Özellikle denizyolunda konteyner taşımacılığı ile ilgili olan tüm kesimleri yakından ilgilendiriyor. Kararın kökeni 2014 yılına dayanmaktadır. IMO, SOLAS Konvansiyonu kapsamında özellikle konteyner ağırlığının yanlış beyan edilmesi sonucunda gemi yüklemelerinin hatalı olmasından kaynaklanacak emniyet sorunlarının önüne geçmek için bu düzenlemeyi gündeme getirmiş, sektöre iki yıllık bir hazırlık süresi vermiştir. 1 Temmuz 2016’da IMO üyesi tüm ülkelerde yürürlüğe girecektir. Bu noktada sorun dünyada halen “her kesin kabul ettiği bir yöntemin” geliştirilememiş olmasıdır. 
SOLAS’a göre, tüm sorumluluk yükün göndericisindedir (shipper) ve göndericinin yükü tartması ve doğru bir şekilde beyan etmesi gerekmektedir. Konvansiyona göre, tartım iki yöntemle yapılabilmektedir; ya konteynerin tamamının güvenilir bir tartıda tartılması ya da tek tek konteynere yüklenen yüklerin ve konteynerin boş ağırlığının eklenmesi ile ortaya çıkacak ağırlığın beyan edilmesi. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de konteynerin tartılması işleminin nasıl yapılacağı konusunda bir belirsizlik hâkimdir. Tartımın güvenilir olması gerekmekte ve bu işlem ayrıca ekstra bir maliyet oluşturmaktadır. Bu konuda Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı nezdinde çalışmalar sürmektedir. Ancak zaman daralmakta ve bu kural yürürlüğe girdiğinde tedarik zincirlerinde gecikmelerin yaşanmaması için acilen bir sistemin oluşturulması gerekmektedir. Çünkü taşımalardaki gecikmeler maliyet unsuru olarak geri dönecektir. 
 
Türk limancılık sektörünün büyüyen dış ticaret hacmine ayak uydurması için nasıl bir strateji izlemesi gerekiyor?
Limancılık sektörü, kriz dönemlerinde genellikle konteyner taşımacılığında gerilemeler yaşar. Bunun temel nedeni; konteynerde ağırlıklı olarak bitmiş ürün taşınması ve kriz dönemlerinde bitmiş ürün talebinin azalmasıdır. Bunun dışında istatistikleri incelediğimizde, sektörün sürekli bir gelişim halinde olduğunu görmekteyiz. 7-8 yılda bir dünyada kriz döngüleri yaşanmaktadır. 2008 yılı sonrasında geçtiğimiz yıl da bir kriz ortamı oluşmuştur. Bu yıl beklentiler nispeten daha makul seviyelerdedir. Limancılık sektörünün dış ticaret hacmine uyum göstermesi ile ilgili bir sıkıntı yoktur. Sektör zaten gerekli büyüme tepkisini verebilmektedir. Bu limanlarda yatırım ve işletme mevzuatının daha uygun hale getirilmesi gerekmektedir. İşte o zaman sektörün önü açılacaktır. 
 
 
 




SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz