Demiryollarında serbestleşme için düğmeye basıldı!

Kanun Hükmünde Kararname ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı teşkilat yapısında yapılan değişikliklerin demiryolu, denizyolu ve karayolunda sıçramalara yol açacağını belirten sektör temsilcileri, yeni sürecin doğru ve planlı yönetilmesi gerektiği uyarısında bulunuyor.





tiren_demiryolu.jpg

Özel sektör eşit şartlarda rekabet bekliyor

Lojistik sektörü açısından bir yol haritasının oluşturulmasını isteyen temsilciler, özellikle demiryolu taşımacılık sektörü için haksız rekabete yol açmayacak bir yapılandırmanın oluşturulmasını bekliyor. Ekol, Omsan ve Mars gibi demiryolu sektörünün önde gelen temsilcilerinin ile UND Yönetim Kurulu Başkanı Ruhi Engin Özmen ve Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Geza Dologh, bakanlığın teşkilat yapısındaki değişimin gerekliliklerini, sektörün sorunlarını ve çözüm önerilerini UTA Lojistik Dergisi’ne değerlendirdi.

 

Eşber Horasan: Demiryoluna yapılan her yatırım Türkiye’ye sıçrama yaptırtır  

Ekol Lojistik İntermodal Taşımacılık Yöneticisi Eşber Horasan, yıllardır serbestleşmeye ilişkin ciddi beklentiler içerisinde olan sektör açısından kalıcı değişikliklerin hayata geçtiğini görmenin mutluluk verici olduğunu söylüyor. Yeni düzenlemeyle Kara Ulaştırma Genel Müdürlüğü’nün faaliyet alanları içinde kalan demiryolunun, kendi hüviyetine sahip hale getirilmesinin ciddi bir gelişme olduğunu belirten Horasan, “Bu sayede daha çok yatırım yapılacak ve bu yatırımların yaratacağı istihdam ihtiyacı ve ekonomi ülkemize de katkı sağlayacaktır. Ancak, ilk adım atıldıktan sonra da yapılması en önemli şey kamu kanadından demiryolu konusunda uzmanlaşmış bir kadroyla beraber, özel sektörün de bakışını yansıtabilecek kurulların hizmet için atanması ve görevlendirilmesidir” diyor. Demiryolu Düzenleme Genel Müdürlüğü’nün öncelikli gündem maddesinin askıda olan projelerin bir an önce uygulamaya konulması olması gerektiğinin altını çizen Horasan “Ulusal ve uluslararası taşımalar olarak iki farklı başlangıç yapılması, sektörün geneline cevap verebilmek açısından önemlidir. Yolcu taşımacılığında yapıldığı gibi ivedi hareket edilirse, yük taşımacılığında da çok ciddi bir sıçrama yaşanacaktır. Özellikle daralan Avrupa pazarına alternatif olan doğuya yüzümüzü çevirirken, demiryolunu kullanarak daha uzak noktalara daha efektif ulaşabilmek, ticari sıçramalara ivme kazandıracaktır” diye konuşuyor. Mevcut hatların bakımlarının yapılmasına, çift hat uzunluğunun artırılmasına, elektrifikasyon ve sinyalizasyonun yaygınlaştırılmasına harcanacak her kuruşun çok hızlı bir şekilde kendini amorti edeceğine dikkat çeken Horasan, aynı zamanda özel sektöre verilecek hat işletmeciliğinin de devletin üzerindeki yükü dağıtacağını söylüyor. Horasan, filo ve tecrübe açısından zaten bir adım önde olacak devlete bağlı demiryolu firmasının haksız rekabete yol açmayacak bir şekilde yapılandırılması gerektiğine dikkat çekerek “Özellikle Türkiye’nin sahip olduğu karayolu filosu sebebiyle çok ciddi gecikmelere uğramış/uğratılmış demiryolundaki gelişmeler, bu aşamada bir hatayı kaldırabilecek durumda değildir” diyor.

 

Osman Küçükertan: Serbestleşme havayollarından daha zor olacak

Omsan Genel Müdürü Osman Küçükertan ise Demiryolu Düzenleme Genel Müdürlüğü’nün kurulmasını serbestleşmenin ilk adımı olarak değerlendiriyor. Genel Müdürlüğün öncelikle sektörün yol haritasını çıkarması gerektiğinin altını çizen Küçükertan şunları aktarıyor: “Planlama maalesef ülkemizde geri planda kalıyor. Oysa bu sektörün gelişebilmesi için yatırıma, eğitime ve geliştirmelere ihtiyacı var. Bunların sektörü hem ayakta tutacak hem de Türkiye sanayisine katkıda bulunacak bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için hangi adımın ne zaman ve nasıl atılacağını bilmemiz gerekiyor. Yol haritası belli olur olmaz Türkiye’nin ve dünyanın önemli lojistik aktörlerinin büyük bir gelişme potansiyeli taşıyan bölgemizdeki bu sürece uzak kalamayacaklarını biliyoruz.” Türkiye’de sürekli değişen gündem ve demiryollarının diğer ulaşım modlarıyla karşılaştırıldığında kapalı yapısı nedeniyle sektördeki serbestleşmenin havayolundan daha yavaş ve zorlu ilerleyeceğine dikkat çeken Küçükertan, “Özel sektörün tam anlamıyla katılımı için işleyişin belirlenmesi, altyapı kullanım ücretlerinin ve TCDD taşıma fiyatlarının, en azından bu konudaki politikaların açıklanması gerekecek. Bunlar belirginleştikten sonra lokomotif ve personel yatırımları başlayacak ki, bunlar da zaman alan süreçler. Dolayısıyla yasal olarak izin verilmesi ile faaliyete geçilmesi arasında da azımsanmayacak bir süre geçecek. Bunun özel sektörün dinamizmiyle aşılabileceğine inanıyoruz. Omsan olarak kendimizi de bu şekilde hazırlıyoruz. Genel Müdürlüğün de şeffaflıkla sektörün oyuncularını da dahil ederek gerçekçi bir yol haritasını belirlemesini ve bizlerle paylaşmasını bekliyoruz.”  

 

Erdin Erengül: Yönetmeliklerin gecikmesi karmaşa yaratır

Mars Logistics Demiryolu Müdürü Erdin Erengül, Demiryolu Düzenleme Genel Müdürlüğü’nün kurulmasının nedenini, TCDD’nin yeniden yapılandırılmasıyla statüsünün özel sektördeki şirketlere benzer bir yapıya kavuşturulması kapsamında oluşacak otorite boşluğunun doldurulması olarak açıklıyor. Müdürlüğün temel işlevinin demiryolu konusunda ekonomik, sosyal ve teknik her türlü ihtiyaca cevap vermek olacağını vurgulayan Erengül, “Çeken, çekilen araçların teknik yeterliliklerden başlayan mesleki şartların belirlenmesiyle devam eden, alt yapı kullanımlarını düzenleyen birçok unsurda karar verici merci Demiryolu Düzenleme Genel Müdürlüğü olacaktır. Beklentimiz yeni yapılanmadan sonra oluşacak Türk Demiryolları Şirketi ile özel firmalara eşit şartlarda rekabet etme şansı tanıyacak şekilde çalışmalarıdır” diyor. Genel Müdürlüğün görevleri Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından belirlenmiş olsa da, bu görevlerin hangi yönetmelikler çerçevesinde yürütüleceğinin en kısa sürede belirlenmesi gerektiğinin altını çizen Erengül, aksi takdirde büyük karmaşaların yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. Temel kamu yatırım politikaları gereği altyapı yatırımlarının gerçekleştirilmesinde özel sektörün katılımını artırıcı uygulamaların olacağının daha önce açıklandığına dikkat çeken Erengül, “Buradan hareketle demiryollarının yeniden yapılandırılarak özel sektörün katılımının daha da artırılması sağlanacak. Ancak burada özel sektör ile devlet demiryollarının rekabet içine girecekleri unutulmamalı ve serbest piyasa koşulları her iki taraf için de oluşturulmalıdır ” diyor.       

 

UND: Lojistik köyler öncelikli hedef olmalı

Yeniden yapılandırma kapsamında Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Düzenleme Genel Müdürlüğü’nün resmen kurulmasının karayolu taşımacılık sektörü açısından memnuniyet verici olduğunu belirten Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Ruhi Engin Özmen, “Dileriz en kısa sürede ADR mevzuatının layığıyla uygulanması için gerekli yapılar oluşturulur, intermodal taşımacılıkta da nakliyecilerimizin faaliyetlerini basitleştiren ve hızlandıran düzenlemeler getirilir” diyor. Lojistik ve taşımacılık sektörünün devlet politikası olarak ele alınması gerektiğine dikkat çeken Özmen, bu değişimle birlikte karayolu taşımacılık sektörü için gerekli olan yasa değişikliklerinin ve iyileştirme çalışmalarının daha iyi ele alınacağına inandıklarını söylüyor. 2023 yılı için oluşturulan 1.2 trilyon dolarlık dış ticaret hedefini tutturmada uluslararası karayolu taşımacılığı ve lojistik sektörünün kilit olduğunu vurgulayan Özmen, “Bu hedefi tutturmak için öncelikle lojistik köylere ihtiyacımız var. Lojistik köylerin hızla hayata geçirilmesi, bunun mevzuat altyapısının oluşturulması ve lojistik köy projelerinin merkezi olarak koordine edilmesinin sağlanmasının bakanlığın öncelikli hedefi olması gerektiğine inanıyoruz” diye konuşuyor.

 

Denizyolu sektörü kalifiye eleman sorununa çözüm istiyor

Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Geza Dologh, Denizcilik Müsteşarlığı’nın bakanlık bünyesine alınmasının sektör açısından son derece olumlu olduğunu söylüyor. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın denizyolu sektörüne ilişkin öncelikli gündem maddelerini İzmir bölgesi açısından değerlendiren Dologh, denizyolu taşımacılığının yaygınlaştırılması için gemi ve sefer sayısının artırılması ve yeni güzergahlar oluşturulması gerektiğinin altını çiziyor. Türkiye’nin en büyük konteyner ihracat limanı olan İzmir Alsancak Limanı’nın kapasitesinin artırılması ve bağlantı yollarının geliştirilmesi gerektiğinin altını çizen Dologh, “Özellikle son yıllarda İzmir Limanı’nda uğrakları çoğalan kruvaziyer gemileri ve kruvaziyer turizminin önemi de unutulmamalı, bu konuda alınacak önlemler hızlandırılmalıdır. Bakanlığımızın Alsancak Limanı için planladığı kruvaziyer limanı özelleştirme ihalesi bir an önce hayata geçirilmelidir” diyor. Dologh, ayrıca sektörün en büyük sorunlarından biri olan kalifiye iş gücü sorunun çözülmesi için mutlaka üniversite ve yüksekokullarda denizcilik sektörüne ilişkin bölümlerin açılması, denizcilik liselerinin sayısının ise artırılması gerektiğinin altını çiziyor.

 




SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz